güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

YENİ BİR TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ OLUŞMASI ÖNCESİNDE HALKIN BEKLENTİLERİ NELER OLABİLİR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım,
Artık açık ve net olarak 7 Haziran seçimleri bir oranda başlamıştır diyebiliriz. Çünkü siyasal partilerimiz mecliste görev vermek istedikleri milletvekili adaylarını tespit edip Yüksek Seçim Kurulu’na listeler halinde belirtmişlerdir. Haliyle her siyasal partinin listelerinde yer verdiği adaylarından partilerin amaç ve hedefleri doğrultusunda özel ve genel beklentileri vardır. Her siyasal partinin parti tüzüğüne ve seçim beyannamesine uygun olarak milletvekili adaylarından beklentileri olacağı muhakkaktır. Ne var ki ortaya konulan aday listelerine bakıldığında ulusal medyada yer alan ifadelere göre iktidar partimizin aday listelerinde yer alan adaylar belirlenirken diğer siyasal partilerden farklı olarak iki ayrı makam tarafından belirlemeler olmuştur. Medyadaki bu söylentiler ne derece doğrudur bilinmez. Ama bir an için doğru olduğunu düşündüğümüzde eğer medyada yer aldığı şekilde söylentinin ifadesi uyarınca belirtirsek bazı adayları Cumhurbaşkanı, bazı adayları Başbakan belirlemişse iktidar partisi içerisinde seçimler sonucunda iki grup oluşacak demektir.
 Bunlardan bir grup Cumhurbaşkanı’nın milletvekilleri grubu olurken bir diğeri Başbakan’ın milletvekili gruplarını oluşturacaktır. Bu ikili yapı seçim sonunda iktidar olup iş başında kalırsa aralarında uyuştukları takdirde ülkeye ne gibi şekil vereceklerdir. Seçim öncesinde her iki grubunda amacı olarak başkanlık rejiminin gerçekleştirilmesi görülse de acaba seçim sonrasındaki dönemde bu konuda aynı beraberliği gösterebilecekler midir? Birlik ve beraberliğin sürebilmesi için birbirlerine hangi şartları ileri sürecekler şartlı oluşacak bir beraberlikten ülke ve milletin durumu ne gibi zararlar veya yararlar elde edebilecektir. Kaldı ki iktidar partisi rejim değiştirecek çoğunluğu elde edemese bu iki grubun birbiriyle ortak çalışması nasıl olacak Cumhurbaşkanı’nın Başbakan’a karşı, Başbakan’ın Cumhurbaşkanı’na karşı tavır ve tutumları nasıl olacaktır. Kaldı ki her iki grubunda seçimde topluma karşı yapılan vaatleri tutma konusunda düşünceleri aynı olacak mıdır?
Bütün bu sorular ancak seçim sonucunda elde edilecek neticelere ve mecliste oluşacak iktidar partisi aritmetiğine bağlıdır. Ama iktidar partisine gönül veren seçmenlerin büyük çoğunluğunun arzusu şahsi düşünceme göre bugünkü demokratik yapının daha radikal İslami yapıya yahut Osmanlı idealine kaymış bir özellik göstermeye yönelmesi yönünde olacaktır. Çünkü iktidar partisinin oy alacağı kitlelerin büyük çoğunluğu zaten şimdiden rejimin değişmesi yolundaki fikirlerini dile getirir vaziyettedirler. Ancak bu kesimin uyuşamadığı bir nokta değiştirilecek rejimin İslami yapısının ılımlı mı, radikal mi olması gerektiği noktasında olacağını düşünmekteyim. İktidar partisi seçmenlerinin büyük çoğunluğunun ulusalcılığa karşı olup, Türkçülüğe karşı olup ümmetçi zihniyetçi olduklarını bu nedenle seçimler sonrasında çoğunluğu elde ettikleri takdirde ülkede ümmetçi bir zihniyetin etkili olduğu bir idari sistemin hâkim olmasını beklediklerini şimdiden sergileyen görüntüler yaratmaya başladıklarını düşünmekteyim.
Bu kitlenin karşısında yer alan muhalefet kesimi diyebileceğimiz kesimin seçimden beklentileri birbirinden oldukça farklılık göstermektedir. Cumhuriyet Halk Parti seçmeninin beklentilerinin bugünkü rejimin bir oranda devam etmesini ancak etnik gruplara yahut kültürel gruplara kendi iç bünyelerinde serbestlik verilmesine karşı olmayan bir yapıda görüntüler vermeye çalıştıklarını düşünmekteyim. Haliyle seçimde istedikleri oranı elde ettikleri takdirde bugünkü rejimi devam ettirirken bir oranda bazı değişiklikler yapılmasını bugünkü sistemin merkeziyetçi özelliğinin daha zayıflatılması yolunda çalışmaların gerçekleşmesinin onlarca da beklendiğini söylemenin hatalı olmayacağı düşüncesindeyim.
Hatta iktidar partisinden farklı olarak onlar bir iktidar beklentisi içerisinde olmayıp CHP sempatizanları ve partililerinin bu seçimde direk iktidar değil de hiç değilse iktidar ortağı olacak bir boyuta gelmesini beklediklerini görmekteyiz. Zaten gelen başkanlarının ortaya koyduğu seçim hedefi olarak belirlediği %35 oranı da onların partilerinden bekleyebilecekleri başarıya sınır koyma da oldukça etkili olacak beyan olduğu ortadadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin adaylarından ve partililerinden beklediği şeyin bu günkü meclisteki aritmetik gücünün en az iki katına çıkmak olduğunu söylemek kanaatimce yanlış olmasa gerektir. Çünkü bu partinin tek başına Türk milliyetçisi Türkçü bir camia olarak diğer partilerin karşısında yer aldığı ortadadır. Bu partinin ulusalcılığı kesin olarak ortadadır. Hal böyle olunca zaten adaylarını da ulusal yapıya uygun kafada Türklük ve Türkçülüğün müdafaasını yapabilecek kafada kişilerden tespit ettiğini düşünmenin hatalı olmayacağı kanaatini taşımaktayım.
 Ancak bu Türkçülüğü kafatasçı bir zihniyetten ziyada kültür ve ülküde birliğe dayalı bir Türkçülük olduğunu söylemenin yerinde olacağını düşünmekteyim. Onlar da büyük oranda belki tek başına iktidar olmayı beklememekle birlikte halktan hala ümidini kesmemiş bir zihniyetle mucizevi bir katılımla belki de iktidarın büyük ortağı olabilecek bir güce ermeyi ummaktadırlar. Ancak Milliyetçi Hareket Partisi’nin seçimlerde alacağı oy oranı ve bunun sonucu sahip olacağı milletvekilleri çokta olsa az da olsa birlik ve beraberlik gösterecek kayıtsız şartsız yek vücutluk gösterecek bir yapıda olacaktır düşüncesini taşımaktayım. Yine Kürt milliyetçiliğinin ayrılıkçı Kürtlük zihniyetinin temsilcisi olan HDP’nin de adaylarını belirlerken temsil ettiğini ileri sürdüğü kesimden azami ölçüde katkı sağlayabilecek adaylar tespit ederken farklı gruplardan oy çekmeyi amaçlayan kendilerine yakın zihniyetteki düşünce sahiplerinden de adaylar göstermeyi tercih etmesi kendilerinin temsil ettiğini söyledikleri kesimin onlara vereceği desteğin onları meclise sokmaya yetmeyeceğinin meclise girebilmek için Kürt kitlenin dışında da özellikle Türk solo veya radikal Türk sağından oy almanın da gereğinin farkına vardıklarını gördüklerini tespit etmekteyiz.
Ülke çapında ülke ortalamasını aşabilmek için seçim kazanmaları imkansız yerlerde bile o bölgede azami ölçüde oy alabilecek şahısları aday göstermeleri onların Türkiye ortalamasını aşarak meclise girmede mutlaka kararlı olduklarını ortaya koyan bir görüntü olarak değerlendirmek mümkündür. Bütün bu söylediğim durumlar ortaya koymaktadır ki 7 Haziran seçimlerinin oluşturacağı meclis yapısı şimdikinden daha karmaşa gösteren daha gruplaşma gösteren bir yapı arz edecektir. Bu gruplaşma parti sayısı açısından, parti grupları açısından olabileceği gibi aynı parti içerisinde de farklı gruplaşmalar şeklinde de görülebilecektir. Gerçi halkımız bu görüntüyü istemekte midir? Bunu söylemek bir oranda hatalıdır. Çünkü halkımızın büyük çoğunluğu ekonomik açıdan iyice zayıflamış olduğundan bugünkü iktidarın az da olsa vererek bir şeyler dağıtarak temin ettiği çıkarlarla yetinmeyi kendileri açısından yeterli bulmakta herhangi bir değişiklik olur da bugünkü durumdan daha kötü duruma düşeriz korkusuyla bugünkü iktidarı ayakta tutmaya devam etmekte kararlı gözükmektedirler. Diğer bir kısım ise iktidarın gitmesinde kararlı olmalarına karşılık yerini alacak bir iktidar göremediklerinden bugünkü iktidara rıza gösterip göstermemekte karar verme konusunda tereddüt yaşamaktadırlar.
 İşte bence bu gün gerçekleşecek seçimin kaderini bu kararsız zümreler tahlil edecektir. Eğer iktidar partisinin göbekten seçmeni olan seçmenlerin gösterdiği kararlılık ve tutarlılığı tüm muhalefet partilerinin seçmenleri de gösterirse oluşacak yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde adeta ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi her tür grup ve kitleden milletvekilini görmemiz mümkün olabilecektir diye düşünmekteyim. Böyle bir Millet Meclisi oluşursa iktidar partisi arzuladığı rejim değişikliğine ortam bulamazken Türkiye Cumhuriyeti de sistem değişikliğine ve toplumun birlik ve beraberliğini kaybetmeye uğramaktan kurtulacağı muhakkaktır. Umarım ülke çapındaki tüm seçmenler çekince ve sakınca duygularıyla hareket etmek yerine bilinçli hareket etmeye yönelir ve bu dönemde oluşacak yeni meclisimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk dönemindeki yapı ve özelliğinde bir meclis şeklinde oluşturmayı başarır. Her ne kadar halkımızın büyük çoğunluğu farklı düşünse de farklı beklentiler içerisinde olsa da toplumumuzun böyle bir beklenti içerisinde olması ve bunu gerçekleştirmesi yerine olacaktır.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.