güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TRABZON VE HAVALİSİNDE YAŞAYANLAR ÖZ VE ÖZ TÜRKTÜR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

4. 3. Trabzon Kolonisi’nin Kuruluşu ve Gelişimi

Yunanlıların Karadeniz’e çıkma ve bölgede koloni kurma sebeplerini bir önceki

konuda geniş bir şekilde işledik. Şimdi Karadeniz’de kurulan en önemli kolonilerden

Trabzon konisini inceleyelim.

Trabzonun koloniler tarafından kuruluş tarihi araştırmacılar tarafından uzun süre

tartışılmıştır. Genel olarak bir dönem Trabzon’un kuruluş tarihi olarak Eusebius’un

“Trabzon Pontos’ta kuruldu” sözü ile verdiği M.Ö. 756 tarihi kabul görmüştür. Fakat bir dönem sonra birçok araştırmacı farklı tarihler ortaya atarak Eusebius’un bu görüşünü

desteklemediklerini söylemişlerdir. Yazarlar Trabzon kolonisinin kuruluş tarihinin

tespitinde konu hakkında bilgi veren; Eusebius ve Pseudo- Skymnus adlı eski yazarları

temel almışlardır264. Bununla birlik de Drews, Eusebius’un verdiği koloni tarihlerinin

bazen tutarsızlık gösterdiğini her zaman güvenilir olmadığını bu anlamda arkeolojik

bilgilerinde yetersiz olduğunu ve bu tarihin kesinliğinin olmadığını ifade eder. Bununa

beraber Eusebius’un Trapezus’a ilişkin verdiği tarih daha iyi kanıtlarla düzeltilmedikçe

bir süre daha bu tarihi geçerli kabul etmemiz gerektiğini bildirir. Hind266, Trapezus

kolonisinin kuruluş tarihi ile ilgili sorunun, hakkında yeterince destansı, tarihi ve coğrafi

kanıtların bulunduğu Sinope’ye göre, yetersizliğinden kaynaklandığını ileri sürmektedir.

ÖzsaitTrapezus kolonisinin kuruluşu olarak verilen M.Ö. 756 tarihinin birçok

araştırmacı gibi çok erken olduğunu ve Kimmer istilası ile verilen bilgilerin ışığı altında

Milotos kenti kolonistlerin M.Ö 670 yılından itibaren Karadeniz sahillerinde koloniler kurduğu kabul edilmektedir ifadelerine yer verir.

Trapezus Kolonisinin kuruluş tarihi hakkındaki bu geniş tartışmadan sonra,

koloninin Trabzon şehrinde kurulmasının ve bu koloninin kısa zamanda Milotoslular

için Karadeniz’in ön önemli kolonilerinden biri haline gelmesinin sebeplerini

inceleyelim.

Trapezus kolonisinin en önemli özelliği şüphesiz coğrafi konumudur. Trapezus’un

sahil şeridi koloniler için oldukça uygun karakterdedir. Dağların iç kesimlerle olan

iletişimi engellemesi onların karadan gelebilecek herhangi bir saldırıya karşı güvende

olmalarını da sağlamaktadır. Drews, dağ eteklerindeki tepeler dağları aşağıya kentte

doğru (doğrudan kentin içine giren Boztepe gibi) basamaklı yarım aylar biçiminde

indirir ve Değirmendere güneyden denize ulaşabilecek bir yol için oldukça uygundur açıklamasını yapar. ÖzsaitTrapezus’un, güneyden ve doğudan gelen iki önemli

büyük Ticaret yolunun sonunda yer aldığının ve Transkafkasya’daki madenlerden gelen demir ve bakır’ın nakli için kullanılan bir liman olduğunu ifade etmektedir. Slattery

de zengin iç bölgelerden kazanç elde etmek isteyen Grekli kolonistler için Trapezus

oldukça iyi bir konumda yer almaktadır. Ayrıca, bol miktarda maden kaynaklarının

olduğu Gümüşhane bölgesinin yanından gecen ve iyi bir ticaret taşımacılığına uygun

olan Değirmendere’nin denize döküldüğü yere yakın bir konumda alması, oluşacak bu

maden ticaretinde önemli bir kapı olma özelliğine sahip olduğunu da gösterir. Drews271,

eski Trapezus ile Ortaçağ Trabizond’unun doğal ticaret alanının güneye ve Gümüşhane

bölgesine kadar uzandığını, Çoruh Irmağı’nın yukarı vadisinden başlayan doğu

trafiğinin denize en kolay yolunun, Trabzon’un yarım kilometre doğusundaki

Değirmendere’si boyunca bulunduğunu ifade etmektedir. Koloni yerlerin seçiminde, iyi

bir limana sahip olmanın çok önemli bir etken olduğu görülmektedir. Çünkü antik

limanların ticaretten başka çok daha önemli işlevlerinin olduğu unutulmamalıdır. Karadeniz’deki hemen hemen her koloni kenti iyi bir limana sahip olduğu

görülmektedir. Barnet, Belli, Wartkegibi bilim adamları Trabzon gibi,

Karadeniz limanlarının ticarette önemli bir ihracat kapısı olduklarını ifade etmeleri,

Trapezus şehrinin kolonistler bakımından ne kadar önemli olduğunu açıkça

göstermektedir. Kolonistler için Trapezus limanının çok önemli olduğunu bildiren

Çiğdem, Kolonizasyon döneminde Sinope ve Trapezus’daki iki büyük limanın ticaret

acısından oldukça öneme sahip olduklarını bildirir ve kolonistlerin hem iç bölgelerden

elde ettikleri ham maddeleri bu limanlar aracılığı ile gemilerle batıya aktardıklarını hem

de bu limanları günlük kazançlarında kullandıklarını bildirmektedir. Ayrıca Özsait277,

bölgede yer alan ormanlardan elde edilen kereste, balık, tahıl ve diğer ticari mallarda

Trapezus ve Sinop gibi limanlardan ihraç edildiğini bildirmektedir.

Kolonistlerin Trabzon şehrinde koloni kurmalarının sebebini sadece Trabzon’un

coğrafi konumuna ve doğal limanlarına bağlamak yetersiz olur. Kaynaklar Trabzon

Kolonisi’nin maden bakımından da oldukça zengin olduğunu ve Milotoslar’ın Trabzon

ve çevresindeki maden kaynaklarını fazlasıyla değerlendirdiğini bildirmektedir.

Slattery, Trabzon ve çevresinde sahil boyunca yer alan demir kumlarının önemli

miktarda olduğunu ve birazda bakır yataklarının bulunduğunu bildirerek, İç

bölgelerdeki maden potansiyelini de göz önünde bulundurulduğunda, Sinop ve

Trabzon’da bulunan kolonistlerin bir maden ticareti oluşturma gayretinde olduklarına da

dikkat çekmektedir.

Miletoslu kolonistlerin maden ticareti için Trabzon şehrini özellikle seçtiklerini

açıktır. Çünkü o dönemde Trabzon ve çevresinde yer alan kabilelerden Mossynoikler ve

Khalyblergerçekten de maden çıkarımı ve işletimi konusunda çok ileri bir seviye

yakalamışlardı. Antik kaynaklarda bu iki Trabzon kabilesinin madencilikteki

hünerlerinden sık sık söz etmişlerdir. Bunlardan Mossyoniklerin Bronz ve Pirinç Eşya

yapımı geleneğinde ne kadar ileri bir seviyede olduğundan söz etmiştik. M.Ö. I.

Yüzyılın ilk yarısında Düzmece Aritotales Mossyoniklerin Pirinç eşya yapma

konusunda ki başarılarını şu övgülerle anlatır:

Mossyonik Bronzunun (pirincinin) ışıldayan parlaklık ve olağan üstü beyazlıkta olduğu

anlaşılmaktadır. Ona kalay değil, oradan çıkan madenin (çinko) özel bir türü bakırla birlikte

eritilerek karıştırılır. Anlatıldığına göre, bu bileşimin kâşifi sırrını kimseye vermemiştir. Bu nedenle

bu ülkenin eski bronz (pirinç) ürünleri olağan üstü bir kalite gösterir, daha sonra yapılanlarda ise

artık bu kalite kalmamıştır”.

Ne yazık ki bu bölgedeki yerleşim yerlerinde bu güne kadar herhangi bir

arkeolojik kazı yapılmadığında, günümüzde elimize geçen bir Mossyonik eşyası da

bulunamamıştır. Bu yüzden Mossyoniklerin ürettikleri bronz ve pirinç eserlerin

biçimleri ve kaliteleri hakkında yorum yapamıyoruz.

Khalybler281 ise Trabzon ve çevresinde maden işçiliğinde ünlü diğer bir kavimdir.

Ksenophon Khalybler’den söz ederken şu cümleleri kullanmıştır:

Yunanlılar gerek dost gerek düşman Mossyoniklerin ülkesinden sekiz gün yürüdükten sonra,

Khalybler ülkesine vardık. Fazla kalabalık olmayan bu halk Mossyoniklerin boyunduruğu altında

yaşıyor, özellikle demir işçiliği ile geçiniyorlardı”. Eski yunanlıların demir- çelik işletme

sanatını Khaliblerden öğrendikleri düşünülür.

Strabon’un Khalybleri yerleştirdiği bölge Doğu Karadeniz sahillerindeki demir

yataklarının en yoğun olduğu yerlerle uyuşmaktadır. Konu ile ilgilenen araştırmacılar

Khalbylerinmadencilikteki üstünlüklerinden dolayı Homeros’un destanlarında gecen

Holizonlar’ın bu kavim olduklarında hem fikirler.

Trabzon ve çevresinde kolonistlerin tek ilgilendiği şey hammadde değildi.

Özellilikle Karadeniz Bölgesi’nde çok yaygın olduğu anlaşılan köle ticareti de Trabzon

ili ve çevresinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Yine Ksenophon’un eserinde bu köle

ticareti ile ilgili çok acık bir ifade yer almaktadır. Ksenophon Trabzon bölgesinde

Makronlar’ın ülkesinde geçerken, söylendiğine göre Atina’da esir olarak hizmet etmiş

ve Ksenophon’un ordusunda paralı askerlik yapan bir peltast, Ksenophon’un yanına

gelerek bu damların dilinden anladığını söyleyerek onlarla iletişim kurar286. Anabasis’de

olay şu şekilde kaleme alınmıştır:

Zannedersem, dedi burası benim memleketim olacak, eğer izin verirseniz bunlarla konuşayım.

Ksenophon konuş dedi, evvela öğren bakalım, bunlar kimlermiş. Karşıdakiler bu suale Makronlar

olarak cevap verdiler. Ksenophon, Sor bakalım, neden bizim karşımıza çıktılar ve neden bizimle

düşman olmak istiyorlar. Buna da memleketimize düşmanca girdiğiniz için cevabı alındı, komutan

tercümanına şunları söylemesini emretti: “Biz size hiçbir zarar vermek istemiyoruz. Büyük kral il

harp ettik, şimdi yurdumuz olan Hellas’a dönmek zorundayız ve bunun içinde denize varmak istiyoruz” diye konuşma devam etmektedir.

Burada geçen ifadelerde Ksenophon’un ordusunda paralı asker olarak görev yapan

askerin önceden Trabzon bölgesinde yaşayan Makron halkından olduğu açıkça

anlaşılmaktaydı. Bir nedenle köle ticareti sonucu Atina’ya köle olarak gittiği daha sonra

azat edilerek paralı asker olarak Ksenophon ordusuna katıldığı anlaşılmaktadır. Buda bize Antik Çağ’da Trabzon Bölgesi’nde köle ticaretinin var olduğunu gösteren en

önemli kanıt olarak tarihe mal olmuştur.

Son olarak Trabzon’da yoğun bir şekilde yapıldığı anlaşılan balıkçılık ticaretine

değinmek gerekiyor. Kolonizasyon dönemimde Trabzon ili ve çevresinde yoğun bir

şekilde ticareti yapılan bir unsurda balıkçılık idi.

Trabzon Bölgesi’nde balıkçılık ticaretin var olduğunu gösteren en önemli kanıt

şüphesiz, Ksenophon’un “Onbinler” adlı eseridir. Bu eserde Ksenophon ve askerler

Mossiyonikler’in bölgesinde yağma yaparken ambarlarda tuzlanmış balık konserveleri,

küplerde balık yağı ve yine tuzlanmış yunus balığı etine rastlanması289 Mossiyonikler’in

balıkçığa verdikleri önemi açıkça göstermektedir.

Trabzon ve Çevresinde var olan bu ticari unsurlar Yunan kolonistleri’nin oldukça

dikkatini çekmiştir. Yeraltı ve yer üstü kaynakları ile zengin olan bu bölge; coğrafi

konumu, doğal limanları ve iç kesimlere ulaşımı sağlayan önemli yol güzergâhlara ve

geçitlere de sahip olasıile de Tarihi Çağlar ile birlikte birçok ulusun dikkatini üzerine

toplamasını bilmiştir.

Sonuç olarak kolonizasyon döneminde Trabzon ve çevresinde mevcut yazılı ve

arkeolojik buluntuların eksikliğine rağmen, şehir tarihi çağlardan itibaren Anadolu’dan

batıya çıkışta önemli bir ticari kapı olduğunu, bunu özellikle Helen kolonizasyon

döneminde yoğun bir şekilde devam ettirdiğini belirtebiliriz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.