güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

EĞİTİMDE KURAN VE PEYGAMBERİN HAYATINI SEÇMELİ DERS HALİNE GETİRMENİN YARATACAĞI SORUNLAR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:51

Kıymetli Okurlarım Mecliste kabul edilen 4+4+4 şeklinde ifade edilen yeni eğitim sistemi kuralları uyarınca ilköğretim bölümünde Kuran’ı Kerim ve Peygamberin Hayatının seçmeli ders olarak okutulmasının kararı şimdiden tartışmalara konu olduğu gibi ileride de sorunlar yaratacak bir durum olması mümkündür. Çünkü bu karar uygulamaya konulduğunda bu derslerin adı her ne kadar seçmeli olsa da halkımızın İslam olması nedeniyle öğrencisini bu derslerden muaf tutacak seçimi yapması mümkün değildir. Bil hassa Sünni mezheplere mensup vatandaşın birbirini özendirmesi veya komşularının tanıdıklarının kendini ayıplaması yadırgaması korkusu nedeniyle bu iki dersi de seçmeli olmaktan çıkarıp adeta mecburi ders halinde öğrencisine okutmak mecburiyetinde kılacağı kesindir. Hal böyle olunca bu iki dersi okumaktan uzak kalması ihtimali bulunan öğrenci sayısı oldukça az olacaktır. Bu azınlığı oluşturabilecek kitle Hıristiyan, Yahudi dini mensupları ve belki bazı Sünni mezhebi dışındaki mezhep mensubu ailelerin öğrencileri olabilecektir. Bu durum öğrenciler arasında ikilik yaratabilecek bir durumdur diye düşünmekteyim. Gerçi iktidar mensubu bazı kimseler bu iki dersin seçimli ders olarak adlandırılmasına karşılık mecburi dersler gibi tüm Türk vatandaşları tarafından seçileceğinden emindirler. Bu nedenle kendilerine Sünni mezhep dışındaki mezhep mensuplarını hatırlatanlara “Onlar da İslam değil mi? Kuranı Kerim onların da kitabı, Hz. Muhammed onlarında Peygamberi değil mi? Neden bu seçimlik derslerden öğrencilerini muaf tutsunlar? Neden bu derslerden çekince yaratsınlar?”Demekte kendilerince bu iki dersin seçimli ders kabulünün, kimseyi rahatsız etmeyeceğini ispatlamaktadırlar. Ancak bunu yaparken bu sözlerle bu iki dersi tüm Türk vatandaşları için seçimli ders olarak düşünmediklerini dile getirdiklerini bir nevi tüm Türk vatandaşlarını bu iki dersi seçmeye zorladıklarını fark edememektedirler. Daha önceleri din derslerinin seçimli ders olarak kabul edildiği dönemde bazı sorunların mezhep farkları nedeniyle yaşandığını okullarda bazı ayırımların, ayrılıkların oluşmuş olduğunu unutmuş görünmektedirler. Bu kararın kabulünün eksik bir yönü olduğunu da anayasaya ters düşen bir yönü olduğunu da düşünmek mümkündür. Çünkü Kuranı Kerimin ve Hz. Muhammed’in İslam vatandaşlar açısından önemi olduğu gibi İncil ve Tevrat’ın İsa ve Musa peygamberlerin Hıristiyan ve Yahudiler açısından önemi şüphesizdir. Eğitim konusunda kararları alan meclisimiz sadece İslam halkın meclisi değildir. İslam kitle lehine kararlar alırken aynı mahiyette Hıristiyan ve Yahudi vatandaşlar lehine de kararlar almalıdır. Bu onun Anayasanın eşitlik ilkesi gereği görevidir. Öyleyse İslam vatandaşlar için ilköğretim de Kuran ve Peygamberin Hayatını seçimli ders kabul eden meclisin diğer din mensubu vatandaşını da düşünerek İncil’i, Tevrat’ı okumayı İsa ve Musa Peygamberleri tanıtmayı seçimli ders olarak kabul etmesi gerekmez miydi? Bu onun eşitlik ilkesi gereği yapması gereken bir icraat değimliydi? Tabi bunları yapmak yerine kutsal kitapları okumak ve dinler ve peygamberler tarihi adı altında bütün din ve mezhepleri kapsayacak şekilde iki seçimli ders kabul edip onların bünyesinde isteyenin istediği kitabı, istediği peygamberin hayatını inceleyebileceği, okuyabileceği bir ortam yaratması da pekâlâ mümkündü. Kaldı ki bu kararın kabulünden sonra Kuran okutma konusunda çekilecek öğretici, öğretmen sıkıntısı nedeniyle cami imamlarının okullara Kuran Öğretmeni olarak sokulması gibi farklı yorumlara sebep olacak bir durumun ortaya çıkması da söz konusudur. Zaten daha önce ortaya konulan aile imamlığı uygulaması nedeniyle evlere girmesinin önü açılan imamların bu kez Kuran dersleri nedeniyle okullara girmesinin önünün açılması acaba toplum açısından ne gibi sorunlar doğuracaktır? Hele farklı mezhep ve tarikatlarda bulunmaları muhtemel imamların aynı kategoride tutulup aynı ders amacıyla okullara sokulmasının getireceği sorunlar ne oranda okullar etkileyecektir? Bunlar hiç hesaplanmış mıdır? Yine bu kararın bir zamanlar sakıncalı görülen İmam Hatip ortaokul kesiminin bütün okullara yayılmasını, yaygınlaştırmasını sağlayacağı, kaldırılan İmam Hatiplerin orta kısımlarının Fevkinde ilköğretim kısımlarının ortaya çıkışını getirdiği kesin olarak ortadadır. Kısacası bu karar uygulamada seçimli ders adıyla geçse de aslında mecburi bir ders olarak uygulama bulacağı ortadadır. Üstelik bu uygulama bugüne kadar okullardan uzak tutulan cami imamları gibi öğretmenlik vasfı olmayan din adamlarını okullara sokmayı doğurabilecek bir uygulamadır. Hele hele İmam Hatip uygulamasını bir oranda İlköğretime indiren bütün eğitim sistemini İmam Hatipleştiren bir uygulamanın başlangıcı ve temeli olan bir uygulamadır. Kaldı ki dersin adını seçimlik haline sokmak bu uygulamayı anayasanın eşitlik ilkesine uygun hale getiren bir durum olmamıştır düşüncesineyim. Çünkü İslam vatandaşlarla İslam dini dışındaki din mensubu vatandaşları farklı uygulamaya tabi tutan bir uygulama durumu söz konusudur demekte mümkündür. Bütün bunlardan sonra bu kararın bu gibi sorunları yaratacağı düşünülmeli ya bu iki seçimlik ders kaldırılmalı ya da bütün mezheplerin bütün dinlerin mensubu vatandaşları memnun edecek yeni seçimlik dersler eğitim sistemine katılmalıdır. Tabi mezhep farkları düşünülerek kabul edilecek, din farkları düşünülerek kabul edilecek yeni seçimli dersler nedeniyle bu konudaki öğretim nedeniyle bu mezhep ve dinlerin din adamları da yani dedeler, papazlar ve hahamlarda ihtiyaç duyulduğunda okullara ders vermeye seçimlik ders öğretmeni olmaya yetkili kılınmalıdır diye düşünmek mümkündür. Çünkü dininin mezhebinin gereği öğretimi ilköğretimden itibaren öğrenmek kendi kutsal kitabını okumayı öğrenmek Sünni’siyle, Şii’siyle, Caferi’siyle, Alevi’siyle, Hıristiyan’ıyla Yahudi’siyle tüm Türk vatandaşının seçimlik adıyla bile olsa öğrenmek hakkıdır. Bu onların anayasal hakkıdır. Bu Kuran okumanın Hz. Muhammed’in hayatını öğrenmenin seçimlik ders kabulü kararı bu anayasal hakkı ait olarak kullanmayı bozan bir icraat olarak görünmektedir. Umarım bu durum görülür bu eşitsizlik giderilir. Aslında bu durum bir oranda laikliğinde tam anlamıyla uygulanmasına imkân sağlayacak bir durum olacaktır. Bu durum da göz önünde tutulmalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.