güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

16 – 20 NİSAN TARİHLERİ ARASININ HZ. MUHAMMED’İN DOĞUM TARİHİ OLMASI KESİNDİR DEĞİLDİR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım,
Bugün toplumumuzda 16 – 20 Nisan tarihleri arası Kutlu Doğum Haftası adıyla isimlendirilmekte ve bazı dinsel seremonilerle bazı konferans ve tartımlarla değerlendirilmektedir. Belirtilen bu tarihler arasının Kutlu Doğum Haftası adıyla kutlanır hale getirilmesinde bazı internet bilgilerinde Nur cemaatinin etkili olduğu yolunda bilgiler mevcuttur. Bu etkilemeler neticesinde 1989 yılından buyana Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın ülke çapında bu tarihler arasının Hz. Muhammed’in miladi doğum tarihi olarak değerlendirip tespit ettiğini ve bu nedenle kutlatmaya sevk ettiğini dile getiren pek çok insanımız mevcuttur. Ancak şurasını önemle vurgulamak isterim ki bu kutlu doğum haftasının ortaya çıkışının ilk yıllarında 23 Nisan tarihini bile kapsayan bir hafta halinde sunulup değerlendirilmeye çalışıldığını gördüğümüz yıllar olmuştur.
23 Nisan ulusal bayramımızla çakışan bu uygulama daha sonra 16 – 20 Nisan tarihleri arasına çekilmiş ve bugünkü uygulama doğmuştur. Bu ortaya çıkarılışındaki tarih oynaması bile bu söz konusu tarihler arasının Hz. Muhammed’in doğum tarihi olmasını tereddüte düşürecek bir icraat olduğu ortadadır. Kaldı ki İslami kaynaklarda Hz. Muhammed’in doğum yılı 569 yılı, 570 yılı ve 571 yılı olarak farklı şekilde dile getirip söylendiği görülmektedir. Doğum yılının bile kesin olmadığı peygamberimizin doğum gününü miladi olarak hiçbir kaynakta doğumundan itibaren yazılı olarak verilmediği halde 16 – 20 Nisan arasına tespit etmek nasıl mümkün olmaktadır. Şurası da kesindir ki bugün Hz. Muhammed’in miladi doğum tarihini Hıdrellez tarihi olan 6 Mayıs’a hatta 17 Haziran tarihine hesaplayan İslami bilim adamları çıkabilmektedir. Bütün bu ifadeler gösterir ki Hz. Muhammed’in miladi olarak doğum gününü bilmek ve bir tarih olarak vermek mümkün değildir. Hele hele bunu 16 -20 Nisan tarihleri arasında söylemek adeta imkânsızdır.
Eğer bugün birileri bunu yapıyorsa böyle farazi bir tarihi ortaya atabiliyorlarsa bunu yapmakta bir kasıtları, bir amaçları mevcutsa da bence dayanakları yoktur. Şurası kesindir ki peygamberimizin doğum tarihi olarak ancak eski dönemlerden beri yazılı olarak belirtilen Rebiülevvel ayının 12. Gecesi mevcuttur. Peygamberin doğumu konusunda gün olarak bilinen ve tartışmasız tek tarih olarak verilen tarih bu tarihtir. Bu tarihin peygamberimizin doğum tarihi olarak kutlanması da Osmanlı devrinden başlayarak söz konusu olmaktadır. Yanılmıyorsam III. Murat devrinden başlayarak kutlama bulan Mevlit kandili adıyla İslamiyet’te yer bulan kandiller arasına yerleşmiş bu kandil peygamberimizin doğum gününün değerlendirilmesinden başka bir şey değildir. Mevlit kandilinin kutlamasıyla ilgili yazılan pek çok manzum eser gibi Süleyman Çelebi’nin eseri de peygamberimizin hayatını dile getiren bir eser olmuştur.
Peygamberimizin doğum gününde özellikle okunan bu eser ve dualarla peygamberimizin doğum günü yad edilir, irdelenirken bu uygulamanın rakibi durumunda 1989 yılında Kutlu Doğum Haftası’nın ortaya çıkarılması hangi sebeple olmuştur? Diyanet Teşkilatı mensuplarının ifadesine bakılırsa bu haftanın ortaya çıkarılmasının sebebi Hz. Muhammed’i topluma tanıtmak ve sevdirmektir. Onun özelliklerini ve hayatını hedefleyen bu kutlama günü bugün bu amacı gerçekleştirmekte midir? Yoksa amacını aşıp farklılaşma boyutları gösteren bir uygulamaya mı dönüşmüştür? Bu tartışma konusudur. Diyanet İşleri Başkanlığı’mız 16 – 20 Nisan tarihleri arasında yaptığı etkinliklerle peygamberimizin belirlediği bir özelliğini veya yönünü tanıtırken bu amacına uygun davranmayı sergilemektedir. Ama bu amacın yanında halk arasında bu tarihler arasında başlayıp daha sonra Ağustos ayına kadar sarkan zaman içerisinde farklı yerlerde gerçekleştirilen farklı yerleşim sakinlerinin yaptığı Kutlu Doğum Mevlitleri adı altındaki etkinliklerle amacını aşan boyutlara ulaşmaktadır. Çünkü işin bu boyutunda yerleşim yerlerinin yerel yöneticileri veya ekabir takımı birbirleri arasında gövde gösterisine girişmekte yapılan mevlitlerde israfa varan harcamalar gerçekleştirilebilmektedir.
Üstelik bu mevlitlerde peygamberimizin herhangi bir yönünün tanıtılması yerine çağrılan tanınmış din adamlarının tanınması ve tanıtılması gerçekleştirildiğinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın amacına uygun davranıldığını söylemekte mümkün değildir. Buna rağmen Diyanet İşleri Başkanlığı’mız taşra teşkilatlarının bu tür çalışmalara katılmasına destek vermesine önderlik etmesine sessiz kalmaktadır. Bu haliyle bu tür davranışları adeta onaylamakta teşvik eder mahiyette bir duruma düştüğünü acaba fark etmemekte midir? Kutlu Doğum Haftası hakkında şunu da söylemek mümkündür, bu haftanın uygulama bulduğu zamanı birileri sanki 23 Nisan ulusal bayramının, Nevruz bayramının ve Hıdrellez etkinliğinin kutlandığı zaman dilimine yerleştirerek bu etkinlikleri frenlemek, etkilemek istemiştir. Bu etkileşimin en güzel örneğini Hıdrellez etkinliğinde görmemiz mümkündür. Bu etkinlik ortaya çıkarken Kutlu Doğum Haftası etkinliği ortaya çıkana kadar kırsal yerleşimlerin pek çoğunda kutlanan Hıdrellez etkinliği bu etkinliğin başlamasıyla ortadan kalkmış yerine bu etkinlik almıştır.
Bütün bunlara rağmen şunu önemle vurgulamak isterim ki 16 -20 Nisan tarihleri arası bence Hz. Muhammed’in miladi doğum tarihi olma ihtimali oldukça zor olan bir tarihtir. Bu nedenle Kutlu Doğum Haftası etkinliğini kim veya hangi makam kutlatıyor ve sürdürmek istiyorsa Kutlu Doğum adı altındaki bu eylemin kutlama zamanı olarak 16 – 20 Nisan tarihleri arasının uygun olmayacağını görmesi gerekir. Böyle bir kutlamanın haftası olarak belirlenecek tarih bence 12 Rebiülevvel tarihinin içinde yer aldığı hafta olarak belirtilmesi ve kutlanması gereken hafta olmalıdır. Böyle bir davranış ülkemizi peygamberimiz için iki defa doğum günü kutlanan iki farklı tarihlerde ümmeti olduğu peygamberin doğum gününü kutlayan devlet ve millet olmaktan kurtaracaktır.
Zaten yeryüzünde ne İslam dünyasında ne Hristiyan dünyasında bizden başka dininin, peygamberinin doğum gününü farklı tarihlerde kutlayan başka bir toplum ve ülke yoktur. Evet Hristiyanlar peygamberleri İsa’nın doğum günü olarak farklı tarihleri kutlamaktadırlar. Ama onlar farklı kutlamaları, farklı toplumlar olarak yapmakta aynı toplum içinde farklı tarihlerde İsa’nın doğumunu kutlamamaktadırlar. Bu yüzdendir ki Kutlu Doğum Haftası’nda peygamberimizin doğumunu kutlamak eyleminde ve bu tarihleri Kutlu Doğum Haftası adıyla adlandırmakta inat etmemek gerektiğini düşünmekteyim. Bence 16 – 20 Nisan tarihleri arası Hz. Muhammed’in doğum tarihi olmaktan uzak tarihler olduğundan bu tarihler arasını peygamberimizin doğum günü olarak adlandırıp kutlamaktan vazgeçmeliyiz. Bu 16 – 20 Nisan tarihleri arasını ille de Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın düşünüp amaçladığı şekilde peygamberimizi tanıtmak, sevdirmek amacıyla değerlendireceğimiz bir hafta olarak kullanmak istiyorsak bu haftanın adını değiştirip Hz. Muhammed haftası yahut Hz. Muhammed’i tanımak sevmek haftası olarak değiştirmeliyiz diye düşünmekteyim.
Şurası bir gerçektir ki toplum olarak Hz. Muhammed’i tanımak, sevmek konusunda eksiklerimiz yanlışlarımız olan bir toplum olduğumuz ortadadır. Bu konuda bizi yanlışlara sevk eden en büyük etkenlerden birisi tarikatlaşmak ve tarikatlaşmanın gereği tarikat liderlerine saygı ve sevgi göstermeye yönelmek doğurmaktadır diye düşünmekteyim. Çünkü tarikat ehli insanlarımız tarikat liderlerine kutsal sırra eren zamanın efendisi, zamanın alimi, hoca efendi, muhterem gibi lakaplar takarak büyük sevgiler göstermeye yönelmekte onlara gösterilen bu sevgileri peygamberimize yönelik olması gereken sevgiyi gölgelemeye başlamaktadır diye düşünmekteyim. Oysa İslam dinine göre özellikle peygamber hadislerine göre peygamberimizi kendi nefsi de dahil herkesten, her şeyden fazla sevmek gerekmektedir. Şeyhini, dini liderini kendi nefsinden fazla sevmeye yönelen tarikat mensubunun peygamber sevgisini nasıl sağlayacağı, nasıl dengeleyeceği doğrusu tartışma yaratacak bir durumdur. İşte bu nedenle birilerinin halkımıza insanımıza dinimiz gereği önce Allah sevgisinin sonra peygamber ve ehlibeyt sevgisinin kalplere yerleşmesi gerektiğini öğretmesi, yerleştirmesi gerekir.
Bunun için en uygun zaman olarak belirli haftalar düzenlenmesi yerinde davranışlar olacak girişimlerdir. Neden böyle tespit edilen haftalardan birisi de 16 – 20 Nisan tarihleri arasına denk gelen zaman olmasın? Ancak böyle bir zaman dilimi olarak tespit edilmesi halinde 16 – 20 Nisan tarihlerinin arasına denk gelen peygamberi sevdirme amaçlı haftanın adı Kutlu Doğum Haftası değil, Peygamber Haftası olmalıdır. Yahut Peygamberi Tanıtma ve Sevdirme Haftası olmalıdır. Çünkü bu tarihler arası peygamberimizin miladi doğum tarihi olması imkansız bir zaman birimidir düşüncesini taşımaktayım.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.