SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

IŞİD, KURBAN BAYRAMI DERKEN, DİL BAYRAMINI UNUTUVERDİK!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

İnsanların ve hayvanların kurban edildiği günleri, dolu dolu yaşarken, bir taraftan bayramlık sevgi mesajları, diğer tarafta savaş naraları için debelleşirken, “DİL BAYRAMIMIZ” yine güme gitti.

Ülke insanım IŞİD ile, devletin başı “ESED” ile, geri kalan diğerleri bilmem neyle uğraş verirken, böyle bayramları unutmamız normaldir!

Benimde amacım; “Dil Bayramı”nı kutlamak falan değil, sadece bir zamanların bu etkinliğini hatırlatmaktır..

Bilenlerin bildiği, bilmeyenlerin asla bilmeyeceği “Dil Bayramı” eskiden her 26 Eylül’de kutlanırdı. Maalesef, dinimize sahip çıkarken, dilimize sahip çıkamadık.

Bilmem hatırlarmısınız?

Eskiden okullarda “Yurttaşlık Bilgisi” adlı ders vardı. Bu derste, millet olma özelliğini; dil birliği, din birliği, vatan ve bayrak birliği olarak açıklardık. Şimdi geldiğimiz nokta..

Konfüçyüze “DİL” konusunda şöyle sorarlar:

“Bir ülkeyi yönetmeye çağrıldıysanız, ilk işiniz ne olurdu?”

Büyük düşünür şöyle cevap veriyor:

“Hiç şüphesiz DİLİ gözden geçirmekle işe başlardım.” Der. Soru soranların hayret dolu bakışlarını görünce de konuşmasını şöyle sürdürür:

“Dil kusurlu olursa kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa yapılması gereken şeyler doğru dürüst yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, TÖRE ve KÜLTÜR bozulur. Töre ve Kültür bozulursa, ADALET yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içinde düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey DİL kadar önemli değildir.”

DİL, bizi ulus olma yüceliğine ulaştıran değerlerin başında gelir. İşte bunun içindir ki, dilimiz zenginlik ve güzelliğini korumak için sevgili Atatürk’ümüz, TÜRK DİL ve TARİH KURUMU’nu kurdu. Bugün geldiğimiz nokta, maalesef hüsran verici..

Konunun bilimsel yanını, kısacası günümüz Türkiye’sinde dilimize ne kadar sahip çıkıldığını, dilimizin üzerinde oynanan oyunları zaman zaman açıklamaya çalışsak da, Arap yazısı hayranlığı, globalleşme sevdalılığı ve diğer yapıştırma nedenlerle Dilimize sahip çıkma savaşını kaybetmeye başladık. Yaşlı bir eğitimci olarak sizleri mücadelelerimize ortak olmaya çağırırken, sözümüzü mizahi bir bölümle sonlandıralım.

**

İki Karadenizli yol kenarında yürürken, yanlarına bir otomobil yanaşır. Aracın içinde turistler vardır. turistlerden biri:

-Do yu spik İngiliş?

-No, der Temel

-Par le vu Fransez_

Temelle İlyas birbirlerine bakarlar.

-Okey, sprenzi Doye?

Temelle İlyas dudak bükerler. Sonuç alamayan turistler yolarına devam ederler.

Turistler gittikten sonra, Temel İlyasa döner:

Ula İlyas, artık yeni bir dil öğrenmenin zamanı geldi da. Bak mahçup oldık.

İlyas:

-Ne lüzumu var oğlum, bak heriflere üç dil gonuştular, dertlerinu anlatabildular mu?

Esen Kalın.