SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

DUVAR

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:47

  Ben, yaşam ağacımızdaki zaman çizgisinin kısa veya uzun olacağını bilemiyorum ama, bildiğim bir şey varsa, o da yaşadığımız gün denilen zaman birimlerinin, aynı takvim yapraklarının birer birer eksilmeleridir…

  Bugün sizlerle, Ramazan ayında almamız nedeniyle, bir takvim yaprağından ders verici bir öyküyü paylaşacağım:

  “Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm hasta bulunuyordu. Bunlardan koğuşa ilk gelen pencerenin önüne, ikincisi ortaya, üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı. Ortadaki adam iyimser bir kişi olduğu için neşeli konuşmalarıyla diğerlerinin acılarını azaltmaya çalışıyordu...

  Soğuk bir kış gecesinde pencerenin yanındaki hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra, ortadaki hastayı boşalan yere aldılar. Pencere önüne alınan iyimser hasta, dışarıda gördüklerini arkadaşlarına anlatmaya başladı. Yol kenarındaki parkı, dev çınar ağaçlarını, işlerine koşuşan insanları, çiçek dolu parkları uzun uzun anlatarak, çaresiz durumdaki arkadaşını rahatlatmaya çalışıyordu. O, hastanenin ruha ağırlık veren havasını dağıtmış, bir türlü bitmeyen can sıkıcı saatleri tatlı hikayelerle doldurmuştu.

  Bir gün yanında yatan hastanın aklına bir fikir geldi. Eğer pencerenin önündeki hastaya bir şey olursa, oraya geçme sırasının kendine geleceğini düşündü. Cam kenarına geçince, dışarıdaki canlı hayatı bizzat kendisi görecekti. Bu düşünce kafasında yer etti. Yattığı yerden hep bunu düşünüyor, çareler araştırıyordu. Sonunda buldu. Pencerenin önündeki arkadaşına sık sık krizler geliyordu. Adam komodinin üzerindeki ilaca bazen güçlükle uzanıyor ve odada bakıcı bulunmadığı için kendisi alıyordu.

  Bir gece pencere önündeki hastaya yine kriz geldi. Kötülük düşünen ikinci hasta komodinin üstündeki ilacı alıp, arkadaşına verme bahanesiyle ilaç şişesini yere düşürür. Şişe paramparça olmuştur. Belli olmayan bir nedenle de hasta bakıcılar da uzun bir süre koğuşa gelmediğinden, pencere kıyısında adam ölür…

  Pencere kıyısındaki adamın naaşı kaldırıldıktan sonra, ortadaki hasta muradına ermiş, pencere kıyısındaki yere geçmiştir. Adam göreceği manzaranın heyecanı ile dışarıya baktığında, beyninden vurulmuşa döndü. Zira pencerenin bir metre ötesinde simsiyah duvardan başka bir şey yoktu.”

  Ramazan ayının İslam alemine hayırlı olması dileklerimle, sohbetimizi Mevlana’nın şu sözü ile bitirelim:

  “Güneş gibi ol şefkatle, merhametle. Gece gibi ol ayıpları örtmekle.”

  Esen kalın.