SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

CHP’DEKİ DELEGE SEÇİMLERİ ÜZERİNE, BİRKAÇ KELİME BİZ DE EDELİM…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

Balıkesir olağanüstü CHP il kongresinde uzun süre başkanlık yapmış Sayın İrfan Barış’la, Sayın Muzaffer Mavuk’un yönetim listeleri seçim yarışındadır. Kongrede heyecan büyüktür. Seçilmiş milletvekilleri ve aday olmuş veya adaylık yarışına katılmış olanlar kendine daha yakın bulduğu başkan adayına oy attırabilmek için delege ikna turlarındadır. Her şey demokrasi şöleni havası içerisinde yürümektedir. Merak edilen konu; yenilikçi kanat olarak kabul edilen Muzaffer Mavuk ile Baykalcı olarak lanse edilen İrfan Barış’ın mı kazanacağıdır.
Bir başka merak konusu da Balıkesir il delegelerinin hangi tarafı destekleyeceğidir. Zira Bandırma delegasyonu yıllardan beri topluca hareket eden bir gruptur. Bunun için ilçe yönetimi önceden toplantı yapar, bu toplantıda hangi adayın daha başarılı olabileceği, diğer meziyetleri tartışılır, sonunda alınan karar topluca uygulanır.
Bu yaklaşımın altında, Bandırma İlçe Yönetiminin güç gösterisi, il yönetimine üye verme, daha fazla kurultay delegesi alma gibi şeyler yatmaktadır. Örnekleme yapacak olursak, şimdiye kadar seçilen 3 İl disiplin Kurulu Üyesinden biri Bandırma’dan, keza 17 kurultay delegesinden ikisi Bandırma’dan olmuştur. Balıkesir merkez ve ilçe sayıları göz önüne alındığında bu güç denge gösteriminin nedeninin altında topluca hareket etme yatar. İşte bu işleyiş bu il kongresinde yaşanmamıştır. Bandırma ilçe yönetiminden bazıları Baykalcı olarak kabul edilen Sayın İrfan Barış listesine oy kullanınca Bandırma Örgütündeki çatlamanın ilk işareti oldu. İkinci kurultay delegelerinden bazılarının CHP tüzük kurultayı için Önder Sav ekibine imza vermeleri ve bu kişilerin parti tabanının görüşünü almadan hareket etmeleri bardağı taşıran ikinci damla olmuştur. Seçilmişler arasında yaşanan iletişim kopukluğunun üyelere yansıması, Bandırmalı-Bandırmalı değil ayrımı gibi suni dedikodu üretimleri; yıllardan beri yapılmayan genişletilmiş üye toplantılarının yapılmamasının getirimi gibi gösterilen üyeler arası sevgi-saygı kalıplarının kırılması.
Nedenler çok.
Duyduklarımızın bazılar gerçek dışı olsa da, bu gibi söylentilere zemin hazırlamamak göre; parti yöneticilerine düşer. Yönetimler; parti üyeleri arasındaki iletişimi iyi kuramazsa, üyeler üstü bir görev görüntüsü algılaması yaratılırsa, seçilmiş olan yönetim kendini ne kadar başarılı görürse görsün, bunu parti tabanına asla yansıtamaz. Bu sohbet benim için en zor olanlardan birisidir. Böyle bir sohbeti gazetedeki köşeme almamın olumlu-olumsuz yankılarının olacağının da bilincindeyim. Ama öyle zaman oluyor ki, birilerini üzeceğini bildiğiniz halde, o birileri dediğiniz kardeşlerinize bir şeyler söylemek zorunda kalırsınız.
Aslında bu tip sohbetlerin yeri parti içi toplantılardır. Ama gazete sayfalarında ilçe başkanı kardeşimin verdiği demeci yakışıksız bulduğum için bu sohbeti köşeme taşıdım. Benim kabullenemediğim iki şey var. Bunlardan birincisi her türlü seçimin demokratik bir yarış süreci olduğunu unutup, seçim sonunda mağlubiyetin faturasını parti üyelerine çıkarmak. Parti üyelerini bir çeşit değişik yardım almaları ile suçlama hareketi. Bu asla kabul edilemez. Zira CHP’nin her üyesi onurludur. Sayın İlçe Başkanı kardeşim inşallah bu hatası için parti üyelerinden özür diler. İkinci kabullenemediğim şey, her türlü seçimin sonucunda kaybeden tarafın yenilgiyi kabul etmeyip, kazananı neredeyse düşman gibi görmesi…
Örneğin ildeki kongre sonrası seçimin sonunda kendisini sadece 12 oyla geçen arkadaşını tebrik etmeden, salonu arkadaşları ile birlikte terk etmesi. Kısacası, her zaman demokrasiden bahsederiz ama kendimiz demokrat olamıyoruz. Bu bir seçim deyip, bu işin bir galibi, bir mağlubu olacak diye düşündüğümüz halde, sonuç ne olursa olsun partim kazanacak dediğimiz halde, seçim sonunda kaybettiğimizde her şeyi unutup, bir türlü kazanan tarafı alkışlayamıyoruz. İşte, ben bunları bir türlü kabullenemiyorum.
Sonuç olarak gördüklerimizi, duyduklarımızı, bir tarafa bırakarak, kongre sürecine kadar delegeler arasında sevgi kalıplarını en iyi oluşturanın seçimin galibi olacağı unutulmamalıdır. Hele hele, karşı tarafı KARALAMA kampanyaları ile mağlup etme yarışına girenler, ilerideki seçimi daha şimdiden kaybettiklerinin unutmamalarını dilerim.