SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ARİF OLAN ANLAR YA HÖDÜK OLANLAR!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

Şöyle külhan geçinen biri mahalle de kaydırak oynayan     çocuklardan birine, kendisine yan baktığı iddiasıyla bir tokat çakmış. Çocuk ağlayarak

-Şimdi ağabeyimi çağırayım da, sen görürsün, demiş.

Kabadayılığa özenen genç:

-İstersen git, sülaleni çağır demiş.

Çocuk ağlaya ağlaya eve gitmiş;  ağabeyini alıp gelmiş bıçkın delikanlını karşısına.

Ağabeyi, külhanı gence:

-Sıkıysa bir daha vursana kardeşime demiş.

Bıçkın delikanlı gerilip, bir tane daha patlatmış oğlana.

-Ulan bir daha vur bakayım da göreyim. Külhanı bir tane daha patlatmış

-Ulan serseri, bak karşındayım ben; vurabilir misin bir daha?

Ve bir şamar daha inmiş çocuğun suratına.

Ağabey kardeşine dönmüş:

-Bu salak, terbiyesiz biri, demiş; hadi biz eve gidelim.

Ankara'da lafına laf oturtmayla karşılıklı söz düellolarıyla; gerdikçe geriyor siyasi havayı.

Siyasi arenada siz biz ayrımından, siyasi rant sağlama sevdalılarının, siyasi kutuplaşmaları arttırması tarihle yüzleşme, tarihle hesaplaşma halinde dönünce, aklıselim bir avuç insan da bu dolaşmalar için;

-Bakalım en sonunda terbiyesizin biriyle uğraşmaktan usanıp, kim dönecek evine diye merak ediyorlarmış.

 Arif O'dur ki,

Leb demeden leblebiyi anlar.

Hödük ise odur ki,

Sen bayram haftası desen,

O,mangal tahtası anlar

Biz söyleriz.

Gerisi, sizin izanınıza kalmıştır.

 

TELEVİZYONLARDA, TAKILMIŞ PLAK GİBİ ÖTENLERİ GÖRÜNCE…

Çağdaş uygarlığın temel öğelerinden biri, “Tartışmayı” ve “Konuşmayı” bilmemizden geçer.

Bizler “Tartışmayı” karşı çıkmak, tersine bir görüş savunmak sayıyoruz.

“Konuşmayı” ise sadece aynı görüşü paylaşmak sayıyoruz”

Demokrasilerde; “Ben demokratım ama falanca konunun tartışılmasını istiyorum” deme lüksü yoktur. Hiçbir “tabu” ya tabi olunmaması, her şeyin tartışılabilmesi, ama tartışanların birbirlerinin ezmemeleri ve birbirlerinin söz hakkını kısıtlamamaları, demokrasi ilkelerinin başında gelen ilkelerden biridir.

AB’ye girmeye çalışan bir ülkenin insanı her türlü “tabu”yu ret etmelidir. Herkes ve her şeyin tartışılmadığı, toplumun “Tartışma konusu olabilenler ve olamayacaklar” diye ikiye ayrıldığı ülkelerde çağdaş demokrasiden söz edilemez. Ne yazık ki şu anda durumumuz budur. “Tartışabilen, konuşabilen” bir topluma geçemedik. “Tartışma” konusu içerisinde hareket yoksa sadece kişinin kendisinin benimsemediği şeyleri karşısındakilere aktarması ne kadar doğalsa, dinleyen tarafın yaklaşımı da tüm anlatılanların kabulü anlamına gelmemesi kadar doğaldır. Bir konu hakkında doğru bilgi ve fikir sahibi olan birinin, o konuyu bilmeyen bir kişiyle tartışmak zorunda kalması gerçekten zor bir durumdur. Zira bilmeyen taraf karşısında kim olursa olsun, takılmış plak gibi aynı şeyleri söyleyecek, karşı tarafın çaresizliği karşısında kendini galip ilan edecektir. Bu galibiyetlerde süregelirlik meydana geldiğinde ise bugün ekranlarda seyrettiğimiz bozuk tartışma filmi ortaya çıkar. Bizler de bu filmi seyreder, ortalıkta “Âlim” kesiliriz. Bir de bu halimizle, demokrat ve aydın sayılacağız!