SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

2003-2014 Arasına Kısa Bir Yolculuk-I

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

 

2008 başlarında “Ergenekon Örgütü” ve özel yetkili Zekeriya Öz manşetlerde olurken, üst rütbeli subaylarda birer birer tutuklanıyordu.

Emeklilik yaşı 65 olurkeni sonrası malum olan, AB’ye girdikle ilgili havai fişek gösterileri yapılıyordu.

ABD’den buğday, Kanada’dan mercimek, Arjantin’den mısır, Yunanistan’dan pamuk, velhasıl tüm tarım ürünlerimizi dışa açılım yaparak, dışarıdan ithal ettik ve böylece tarım politikamızda çağ atladık!

Üretmeden, tüketmeyi bir güzel uygularken, diğer taraftan “her kadın en az üç çocuk yapmalıdır!” nutukları çekiliyordu.

Olağan olan 1 mayıs gerginlikleri aynen diğer yıllar gibi geçti. DİSK Taksim’e yürüdü, hükümet 30 bin polisle karşılık verdi ve maçın sonunda DİSK diskalifiye oldu.

Devamlılık arzeden bir konu da Ergenekon davasında GİZLİ TANIK kullanma hareketi ilan edilirken, terör nedeniyle şehit sayıları habire kabarıyordu.

Deniz feneri davası Almanya’da vizyona girince, Hürriyet gazetesinin diline düştü. Tabii, sen misin bunu yayınlayan deyip, Aydın Doğan’a bir güzel fatura kesildi.

Ve memlekette 10 polis, 1’i korucu 157 şehit bilançosuyla 2008 yılını bitirirken, aday ülke çıkmadığı için, BM güvenlik konseyinin geçici üyeliğine seçilerek, dünya milletlerini kendimize hayran bıraktık!

2009 mu?

Ergenekon tutuklamaları devam ederken, gündemi Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve sahte haham Tuncay Güney dolduruyordu. Tek sevindirici olay, tarihin cilvesi kabul edebileceğimiz, Nazım Hikmet’in vatandaşlık haklarının geri verilmesiydi.

ABD’de Obama başkan seçilirken, bizde de yerel seçim çalışmaları devam ediyordu. Tabii, sırada gazetecilerin tutuklanmaları arasında Mustafa Balbay’da tutuklanıyordu. Artık Silivri neredeyse dolmuştu.

Öteki cenata partiler arası transferler olurken, acıklı bir olay yaşanıyordu. BBP genel başkanı Yozgat’tan gelirken hakkın rahmetine kavuşuyordu. Yerel seçimlerde muhalefet yine hüsranları oynamaya devam etti ve Davutoğlu Dışişleri Bakanı oldu.

Obama’yı misafir ettik, Ankara’dan “kürt açılımı” başlatılırken, şehit cenazeleri ard arda gelmeye devam ediyor, geri kalanlara ise sağlıklı yaşam için, sigarasız hayat başlatılıyordu.

DTP anayasa mahkemesi tarafından kapatılırken 2009 yılı baş döndürücü bir  sene olarak Türkiye Cumhuriyetine geçiyordu. 2009 yılı nasıl baş döndürücü hızla geçtiyse, 2010 yılı da Bülent Arınç’a suikast yapılacaktı isimli bir kroki haritası ile başladı.

İstanbul kültür merkezi yapıldı. Bunun sevincini bir türlü sayısı tutturamadığımız 70 milyonluk Türkiye insancığı, taraf gazetesinin manşetinde ki “Fatih Camii Bombalanacaktı!” haberi ile sarsıldı. Halbuki bu 70 mi, 77 mi olduğu bilinmeyen Türkiye insancıkları meğer “Balyoz davası” denilen filmde, generallerin Silivri harekatını seyredecekmişler..

6 şiddetinde ki Elazığ depremi hafif hasarlı atlatılırken 42 vatandaşımızın acısı siyasi arenada 3-5 günlük mola olarak kabul gördü.

“Açılım” için sanatçılarla toplantı yapıldı ve bunun ne kadar yararlı olduğunu ertesi gün magazin programlarından öğrendik. Arabeskçi bir bayan sanatçısı, “Açılımla” ilgili soruya şöyle yanıt veriyordu: “Çağırdılar gittim!” halbu ki hükümetimiz, “kürt açılımı”nla kalmayıp “Ermeni açılımı” “Roman açılımı” “Sanatçı açılımı” yapıyordu. Yalnız “sanatçı açılımı” sonunda “yandaş sanatçı, yandaş oşmayan gazeteci” tanımlamaları Türk Dil Kurumunun lügatına giriyordu.

Ahmet Türk burnuna yumruk yerken, Deniz Baykal’ın kaseti ortaya sürülüverdi. Kaset kötü, zmanlama şahane, gerisi bahane derken, Kılıçdaroğlu basının manşetlerinde boy gösterdi. Ve hepinizin bildiği gibi Baykal gitti, Kılıçdaroğlu CHP Başkanı oluverdi.

Zonguldak’ta grizu patlması sonucu 30 kişi hayatını kaybederken, Aziz Türk Milleti “Kader” sözcüğü ile tanıştı. Bu sözü yalancıktan “77 milyonun Başbakanıyım” diyen birisi söylerse, demek ki her türlü ölüme “kader” dememiz mübahtı!

Şehit haberleri ile “içimiz yanıyooo” derken, ucuz kahramanlık gösterici sayesinde “Mavi Marmara” katliamını yaşamak zorunda kaldık. Bu tamamen bilinen bir ladesti.

RTE ile KK sınır karakollarına giderek cesaret yarışı yaparken, 28 general, 102 muvazzaf subay hakkında yakalama kararı çıkıyordu. Bu gösterimde hakkında yakalama kararı çıkıyordu. Bu gösterimde evet-hayır yarışı ise mizahsenlik oluyordu.

Silivri askeri kışla olmuşken, bir bölümü de yazar çizer takımına ayrıldı. Takımın yeri oyuncusu “Dün devlet, bugün cemaat” adlı kitabın yazarı Hanefi Avcı’ydı.

Haaa. PKK ateşkes ilan etti. Sebep, Abudullah Öcaln ile görüşmeler başlaması..

Üniversitelerde türban yasağı CHP’nin ses çıkarmaması sonucunda, kutsal ittifak sayılarak, yasaklar kaldırıldı.

Türkiye’de entrsan şeyler yaşanıyordu. Öğretmen adaylarının girdiği KPSS’de skandal yaşanırken, tarihimizde simgelenmiş Haydarpaşa garı yanıyor ve ilk defa bu yıl kurbanlık hayvanlarımızı da dışarıdan ithal ediyordu. Bu da demek oluyor ki, tarımın yanında hayvancılığımızın da canına okunuyordu. Kemal Kılıçdaroğlu ilgili şiirsel sözcükler icat eden Ahmet Hakan’ın değişimi yanında tek değişmeyen sadece 104 şehidin cenaze töreniydi…