SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

OLAY YERİ İNCELEME      

Yazının Giriş Tarihi: 04.08.2022 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.08.2022 17:21

Günümüzde kendi yaşantımızda yaşanan her şeye bir anlam yükleriz ve buna binaen yaşantımızı ona göre nitelendiririz. Pekâlâ, bu ne kadar doğru insanlar kendi iç dünyalarını kendilerine kapatmış durumda, bunun farkında mısınız? Sizler kendi yaşantınızı başka insanlara göre dizayn ederseniz, bu çok büyük yanlıştır. Tüm insanlar kendilerinden sorumludur. Başka insanların yaşantısı sizi asla ilgilendirmez. Neden başka insanların yaşantısına müdahale ediyorsunuz. Sizce bu ne kadar doğrudur. Kendi alanınıza başka insanların girmesine asla izin vermemelisiniz. Bir insanın yaşam alanına karışınca neler olur haydi inceleyelim.

Toplumda insanlar karışmamaları gereken konuları kendilerine adeta görev edinmiş. Nasıl mı? Herhangi bir durumda danışılmadığı halde, özellikle kadınlar tek bir cümlenin üzerine bir sürü laflar katarak, çoğaltıyor ve böylece durum daha vahim bir halde olmakla beraber, telgraf teli gibi uzayıp gidiyor. Bu denli davranış sağlayan insanları ne zaman kendi içimize aldık ve böylece onları yücelttik. O insanlara verdiğimiz değeri kendi hayatımızda neden barındıramadık sizce? Alanımıza bu denli davranış sağlayan insanları değer vererek girmelerine biz izin verdik. Bununla da kalmadık ve ‘’El alem ne der nasıl davranır’’ düşünceleri bizi ele geçirdi. Tüm düşünceleri bir süzgeçten geçirdim ki, gördüğüm tablo içler acısı. Bu insanları aramıza alarak kendimize olan saygımızı değerimizi yitirdik.

Günümüzde böyle vaziyet sergileyen insanları gözlemliyorum da, böyle kişiler adeta olay yeri inceleme ekibi gibi. Örneğin aile hayatında yaşanan bir olayda bir şeyler duyarlar ve bunu uzatır olmayanı olmuş gibi gösterirler. Bu davranış sağlayan insanların yapmış oldukları hal dedikodudan diğer adıyla gıybetten başka bir şey değildir. En önemlisi bu insanlara önem vererek onları değerli kılmamız en büyük yanlışlardan biridir. O halde buyurun kâinatın efendisi HZ. Muhammed( s.a.v) bu konuda Aişe annemizle aralarında bu konu üzerine geçen konuşmayı paylaşmak istiyorum.

Peygamber efendimizin, gıybet hususunda HZ. Aişe annemize bir ikazda bulunur. HZ. Aişe annemize şöyle dedi: - Ey Allah’ın Resulü! Safiyyenin şöyle şöyle oluşu sana yeter, dedim.-Ravilerden biri, bu sözle HZ. Aişenin, onun kısa boylu oluşunu kastettiğini söylüyor-Bunun üzerine HZ. Muhammed: ‘’Ey Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsa idi onun suyunu bozardı’’ buyurdu. HZ. Aişe dedi ki, ben bir başka günde kendisine bir insanın durumunu takliden hikâye etmiştim. Bunun üzerine Peygamber efendimiz: -‘’ Bana dünyanın en kıymetli şeylerini verseler, ben yine de bir insanı hoşlanmayacağı bir şekilde taklit edip anmayı kesinlikle istemem.’’ Buyurdu.

Peygamber efendimiz, her daim bizlere çok güzel örnek olmuştur. Kendi hayatımıza koyarak değer biçtiğimiz her insana dikkat etmeliyiz. Bizim hayatımız dışarıda olan insanlarla onların sarf ettiği cümlelerle nitelendirilmemelidir. Başkasının yaptığı hatayı kusuru size görevmiş gibi edinip, sağa sola yaygara yapmanın bir alemi Var mı?  Bu vaziyet size ne kazandırır. Haydi, HZ. Mevlana’nın sözüne kulak verelim. ‘’Sen de gıybet ederek Allah’ın kullarının ederini yemekte, onların aleyhinde bulunup günah kazanmaktasın. Kendinize gelin, sizin ağızınızı koklayan Allah’tır. Sadıklardan başka kim canını kurtarabilir? Bir adamın kabirde ağızını koklayan Münker yahut Nekir olursa, yazıklar olsun o acımağa değer kişiye! O ulu meleklerden ne ağızını gizlemeye imkân var, ne güzel kokularla iyi bir hale getirmeye çare. (HZ. Mevlana)