güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

OSMANGAZİDEN MEHMET VAHDETTİN’E KADAR GEÇEN DÖNEME AİT OSMANLI BAŞBAKANLARI VE OSMANLI BAŞBAKANLARI VE ÖZ GEÇMİŞLERİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Mimar Aydın Yüksel diyor ki:

“İstanbul’da Sünbül Efendi Câmii adıyla bilinen Kocamustafapaşa Câmii ve civarındaki eserler bir manzûme hâlinde câmi, medrese imâret, zâviye, mektep, türbe ve hamamdan teşekkül etmiştir…Koca Mustafa Paşa’nın İstanbul içinde ve dışında başka eserleri de vardır.

Kocamustafapaşa’da: (Sulumanastır Câmii),                                                                     Çiftehamam, Safiye Hâtun Türbesi

Ayvansaray’da: Atîk Mustafa Paşa Câmii ve Hamamı

Beyazıt’ta: Büyük ve küçük han

Avlonya’da: Hamam

Tatarpazarı’nda: Hamam

Yenicekarasu’da: Hamam , imâret

Serez’de: Hamam

Nevrekob’da: Câmi, mektep, hamam

Usturumca’da: Hamam, câmi, imâret, zâviye

İnebahtı’da: Kervansaray

Draç’da: Hamam

Selânik’de: Büyük ve küçük kervansaraylar

Kocamustafapaşa Medresesi, câminin güneybatısında olup mektebin yeri bilinmemekte, Sünbülefendi zâviyesinin de kaç hücreli olduğu tesbit edilememektedir. Hamam kadın ve erkekler bölümünden ibarettir. Sâde ve basit kurnaları bulunmaktadır. Câmi, ibâdet için İstanbul’da kiliseden câmie çevrilenlerin içinde diğerleriyle karşılaştırılmayacak derecede aydınlık, ferah ve islâmî şartlara, ibâdete en uygun olanıdır. Dışı muntazam taşlardan yontulmuş bir duvar içine alınmış, kilise zamanında birtakım çapraz tonoz ve kubbelerle örülmüştür. Esas kubbe dört pâye arasında uzanan dört büyük kemere bindirilmiş kare kule hâlinde yükselen mekânın üstü sekiz köşe kasnaklı, pencereli bir kubbeyle kapatılmıştır. Kuzey ve güney cihetleri üzerleri yarım kubbeyle örtülmüştür. Bina öyle büyük bir değişikliğe uğramıştır ki, dışarıdan daha önceleri kilise olduğunu anlamak imkânsızdır. Üzerindeki yarım kubbelerin aynısı Beyazıt Câmii’nde de görülmektedir. Kocamustafapaşa Câmii 1486’da yeni baştan yapıldığına, Beyazıt Câmii ise 1505-1506 yıllarında inşâ edildiğine göre Türk mimârisindeki bu yeni tipin öncüsü tarihler açısından bu câmidir ve burada ilk defa tatbik edilmiştir. Kilise iken batı-doğu istikametinde ince uzun bir binanın onbeşinci asır sonlarında câmi hâline gelişinde birçok güçlükle karşılaşılmış, bunlardan en önemlisi de mihrâbın kıble istikametine ayarlanması olmuştur. Türk mimar, binânın aksını doğudan hafifçe güneye çevirerek çarpık bir bina meydana getirmemek için yapıyı kuzey-güney istikametine çevirmiştir. Ancak burada büyük bir dehâ göstererek o kadar güzel buluşlar yapmıştır ki, binâya hem istenilen kıble istikametini vermiş, hem de saflar hâlinde sıralanmaya imkân yaratmıştır.

Câminin mimarının kim olduğunu bilen yoktur. O zamanlarki isimler Atîk Sinan, Mimar Ayas, Kemâlettin ve Mimar Hayrettin olup ilk iki isim Fâtih’in, sonraki iki isim İkinci Bâyezid devrine ait mimarlar olarak bilinirler. Daha önceleri yazdığımız gibi örtü şeması yönünden Beyazıt Câmii’ni yapan usta, sanki ilk tecrübesini ve binâ maketini burada denemiş gibidir. Diğer taraftan benzerlik Üsküp’te 1502’de yapılan Yahya Paşa Câmii’nde görülmektedir. Ayrıca minare kürsüsünün benzerine Edirne’deki İkinci Bâyezid Külliyesi câmiinde rastlanmıştır. Bütün bunlardan bir netice çıkartmaya çalışırsak; aynı mimarın Üsküp, Edirne ve İstanbul’da çalışmış olması ve en yakın ihtimâl de bu  mimarın Hayrettin olmasıdır.”

Hadım Sinan Paşa Sadrazam:
Osmanlı Devlet Adamı
Doğu Bosna’da Boroviniç isminde asil bir aileye mensuptur. Enderun’da yetişti. Sarayda çeşitli görevlerde bulundu. Bosna Sancakbeyliği ile dış hizmete çıktı (1514). Yavuz Sultan Selim’in İran üzerine hareketi sırasında Maltepe mevkiinde (Nisan 1514) Mustafa Paşa yerine Anadolu Beylerbeyi oldu. Çaldıran Savaşı'nda Osmanlı ordularının sağ kanadına komuta etti. Savaş sırasında Şah İsmail’in komutanlarından Ustaclu Mehmed Han'ın saldırısını başarıyla karşıladıktan sonra karşı taarruza geçip, Safevî ordusunu arkadan çevirerek zaferin kazanılmasında önemli rol oynadı. Savaş sonunda, şehid olan Hasan Paşa'nın yerine Rumeli Beylerbeyi oldu (Eylül 1514).
Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşı dönüşünde daha önceki isyan teşebbüsleri sebebiyle suçlu bulduğu Veziriâzam Dukakinoğlu Ahmed Paşa'yı Amasya’da idam ettirdi ise de boşalan göreve kimseyi getirmedi. 1515 ilkbaharında Sinan Paşa'yı Dulkadiroğlu Alâüddevle üzerine gönderdi. Hadım Sinan Paşa, Alâüddevle’yi mağlub ettikten sonra başını keserek Yavuz Sultan Selim’e gönderdi ve bu başarısından dolayı boş bulunan vezîriazamlık makamı kendisine verildi. Bu vazîfede üç ay kalan Sinan Paşanın yerine beşinci defâ olmak üzere Hersekzade Ahmed Paşa getirildi. Ancak Hadım Sinan Paşa'nın azledilmesi herhangi bir hata sebebiyle olmadığından kendisine karşı padişahın teveccühü devam ediyordu. Nitekim çok geçmeden Diyarbekir taraflarında İranlıların bâzı hareketlerinden dolayı padişah, Hersekzade'yi azlederek hapsettirdikten sonra yerine tekrar Sinan Paşa'yı getirdi (1516). Hadım Sinan Paşa, Mısır Seferi'ne hazırlanan ordunun seraskeri olarak Diyarbekir’e gönderildi. Daha sonra Elbistan Ovası'nda Sultan Selim’in kuvvetlerine katıldı. Mercidabık Savaşı'nın kazanılmasında büyük kahramanlıklar gösterdi (1516). Kansu Gavri’nin yerine Mısır-Memluklu tahtına çıkan Tomanbay’ın mücadeleye devam etmesi üzerine Selim Han, onu dört bin kişilik kuvvetle Gazze üzerine gönderdi. Sinan Paşa, Gazze’yi kısa sürede fethetti. Daha sonra Ridaniye Savaşı'nda Yavuz Sultan Selim, El-Mukattam Dağı'nı dolaşarak Mısır ordularının gerisine sarkarken, Sinan Paşa'yı ise kendi yerine Osmanlı merkez kuvvetlerinin başında bıraktı. Şiddetli saldırılarla geçen savaşı kaybetmek üzere olduğunu anlayan Tomanbay bütün kuvvetleri ile Selim Han'ı öldürmek için otağı hümâyuna saldırdı. Yavuz Sultan Selim düşmanı geriden çeviren kuvvetlerin başındaydı. Memlukler merkez kuvvetleri başındaki Sinan Paşa'yı pâdişâh zannederek bütün kuvvetleriyle bu hatta saldırdılar. Sinan Paşa göğüs göğüse yapılan bu çarpışmalar sonucu şehid düştü.

Savaşın kazanılmasından sonra Yavuz Sultan Selim, “Yusuf aleyhisselâmın tahtına nail oldum, fakat Sinân gibi sadık ve cesur serdarımdan ayrıldım!” sözleriyle elemini dile getirdi.

Yunus Paşa (d. ? – ö. 13 Eylül 1517), Yavuz Sultan Selimsaltanatında 23 Ocak 1517 – 13 Eylül 1517 tarihleri arasında yedi ay yirmi gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.