güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

Halifelik ve Halifeliğin Kaldırılması Hakkında Bilgiler

Yazının Giriş Tarihi: 26.04.2024 08:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.04.2024 07:37

Buna rağmen Emevi ve Abbasi halifelerinin Osmanlı halifelerine nazaran daha halife sayılma şansına, özelliğine sahip olduklarını söyleyebiliriz kanaatindeyim. Çünkü bu halifeler Osmanlı halifelerine nazaran halife seçilme şanslarını daha fazla miktarda taşımakta ve uhdelerinde bulundurmaktadırlar. Halife seçilmelerinde ana şartlarından biri olan Kureyş kabilesi mensubu olmak Emevi ve Abbasi halifeleri için söz konusu olabilirken Osmanlı halifeleri için bu şart imkansızdır. Çünkü Emevi halifeleri ve Abbasi halifeleri Arap olup Kureyş ırkına mensupturlar. Ancak Osmanlı halifeleri Türk veya melez olmalarına karşılık Kureyş ırkının kan ve özelliklerini taşıyamamaktadırlar.

Çünkü Arap ırkı mensubu değildirler. Her ne kadar bazı tarihçiler Yıldırım Beyazıt’ın eşlerinden birini Mevlana’nın torunu olanı Kureyş’e bağlamakta ve ondan gelen kanla Osmanlıları Kureyş ile irtibatlandırmaktalarsa da bu bağı kurma oldukça yapay kaçmakta hatta aslı olmadığını ileri suren çevreler bile bulunabilmektedir. Bu neden ile eğer halife olmak için Kureyş ırkı mensupluğu şart ise Osmanlı padişahları hiçbir zaman halife olamamışlardır demektir. Kaldı ki halife olacak kişinin Osmanlıda halife olarak görünen kişilerin bazıları sabi veya çocuk denecek yaşta yahut akıl hastası denilecek özellikte bulundukları vaziyetlerde halife makamında oturmuş ve görülmüşlerdir.

Bu durumda bulunmaları da onların halife olmadığının işaretidir. Bütün bunlara rağmen Osmanlı devletinin padişahlarının halife sayıldığı dönemi 1517 yılında başlatan tarihçiler Yavuz Sultan Selim’in Memlük Devletini yıkıp son Abbasi halifesini Mısır’dan İstanbul’a getirerek Ayasofya Camiinde yaptığı bir tören ile ondan halifeliği devraldığını söylemektedirler. Ancak bu konuda tarihçiler arasında tartışmalar mevcuttur.

Gerek yerli gerek yabancı bazı tarihçiler böyle bir devralma töreni yapılmadı. Böyle bir olay görülmedi derken bazıları böyle bir olay mevcuttur demektedirler. Yine bazı tarihçiler Yavuz Sultan Selim Han ve ardılları halifelik şanını unvanını dış politikada gerçekleşen yazışmalarda hiçbir zaman kullanamadılar derken bazıları bunun aksini söylemekte bazıları halifeliğin makam olarak yavuzla birlikte Osmanlı dış siyaset protokolünde iç siyaset protokolünde de siyaset aracı olarak kullanıldığını söylemektedirler. Şahsi kanaatim bunun kullanılmadığını söyleyenlerle aynı yoldadır.

Bende bazı tarihçiler gibi Osmanlıda hilafet makamını adının Osmanlı sultanlarını dış mihrakların baskısı altında iyice bunaldıkları sırada dış güçlerin kendilerinden Osmanlı topraklarından bilhassa Müslüman topraklarından koparımlar başladığı sırada hilafet adını kullanmaya başladıklarını düşünmekteyim. Hakikaten de tarih sahnesine baktığımızda yükselme devri padişahlarının hilafet makamını yani halifelik sanını kullandıklarını hiçbir zaman görememekteyiz.

Osmanlı padişahlarını kendilerini halife görmeyi Kırımın Rusların eline geçmesini sağlayan anlaşma sırasında ilk kez kullandıklarını görmekteyiz. Ondan başlayarak bilhassa ikinci Abdülhamit ve ardılları halife olduklarını sık sık dile getirip dünya siyasetinde isimlerini duyurmaya kendilerine dünya siyasetinde yer açmaya çalıştıklarını görmemiz mümkündür. Sonuç olarak şunu söylememiz yerinde olacaktır diye düşünmekteyim.

Bizzat peygamber hadisi ile vurgulanan gerçeğe baktığımızda peygamberin hadisinde belirtilen halifelik süresine baktığımızda Hz. Hasan’ın halifelikten çekilme tarihine kadar geçen surede halife olanlar dışında halife olanları halife kabul etmenin doğru olmayacağı düşünülürse Kureyş mensubu olmayanların halife olamayacağı düşünülürse Osmanlı padişahları hiçbir zaman İslam dünyası acısından gerçek halife olmamışlardır.

Buna binaen sekli olarak Osmanlı padişahlarının kendi güçlerine dayanarak kendilerini halife saymaları İslam bireyler için ve toplumlar için fazla bir önem arz etmediği kesindir. Hele hele çocuk padişahların akıl hastası olan padişahların halife olduklarını ifade etmek oldukça komik bir iddiadan öte bir şey olmasa gerektir. Ne var ki yine de bu komik iddiaya dayanan halifelik Osmanlı ülkesinde 500 sene kadar kendini göstermiş ve kabul ettirmiştir.

Osmanlı imparatorluğu tebaası Müslümanlar aslında halife durumunu taşımayan bu sekli halifeleri halife kabul etmeyi sürdürmüşler, İslam dünyasında kendilerinden başka kimsenin tanımadığı bu halifeleri İslam halifesi olarak kabul edip onların dini fetvalarını uygulamayı sürdürmüşlerdir. Ne var ki bu halifeler Mondros mütarekesinden sonra düşmanla iş birliğine yönelmiş Hristiyan işgalci devletlerin kuklası olmuş ve onların emirlerini uygulamaya uygulatmaya gayret göstermişlerdir. Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.