SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

YAZIK, ÇOK YAZIK…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:47

 

            Bugün kim ne derse desin, sonucu ne kadar başarılı gösterilmeye çalışılsa da eğitim ve öğretimde gerileme devrindeyiz.

            Hepinizin bildiği gibi, Atatürk; Cumhuriyeti 29 Ekim 1923’de kurdu. Bundan 4 ay sonra da yani 3 Mart 1924’de öğretim birliği yasasını çıkardı. Bu yasaya göre laik, demokratik, karma bir eğitim sistemi başlatıldı.

            Öğretim Birliği yasasının altında artık yeller esiyor. Gelmiş geçmiş iktidarların sayesinde, bugün 2 türlü eğitim yasası uygulanır hale geldi. Bu nedenle insanlarımızda sevgi yok oldu. İnsanlarımız birbirine düşmanlaştı, ulusal birliğimiz için tehlike çanları çalmaya başladı.

            2 Temmuz 1993’de Madımak Katliamını yaşadık. Dinci geçinen bazı yobazlar laikleri yaktılar. Buraya kadar gelen öfke ve şiddet birden bire olmadı.

            “Siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” dendiğinde bunu DEMOKRASİ sandık.

            Sonra çığ gibi Kur’an kursları, imam hatipler açıldı. Din dersleri anayasal zorunluluk oldu. Ses çıkarmayıp, KABULLENDİK. 

            Tesettür arttı. Cami sayısı okulları geçti. Camiler siyaset meydanı oldu. Din, siyasetin bir kolu oldu. Bunları İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ saydık.

            Bilim adamlarını ve yazarları ya vurdular, ya da hapse attılar. Biz, halen bunları kimin yaptığını, niye yaptığını DÜŞÜNÜYORUZ.

            Okullarımızda haremlik selamlık yaşanmakta, üniversitelerimizde ibadet yapmayanlara bir başka gözle bakılmakta, 33 metre hilalli camiler yapılırken güzel sanatlar okulları kapatılmaktadır.

            Ve bizler, halen hiçbir şeyin farkında değilmişiz gibi DAVRANIYORUZ.

            Hala aymazlığımız sürüyor. “YENİ NESİL!” yetiştirme senaryosu eşliğinde ülkemde 2 türlü eğitim sürdürülüyor.

            İnsanlarımız düşmanlaşıyor, herkeste “bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” havası ve çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerimizde derin bir sessizlik…

            Çok yazık…

            Çocuklarımız ve gençlerimiz çağdışı bir eğitimin sultası altındalar. Topyekûn karanlığa doğru itiliyoruz ve hala eğitimde dinsel ağırlıklı oyunlar oynandığını seyrediyoruz.

            Öğretmenlerimiz bu kadar kötü gidişat varken, çeşitli gruplar bölündü. Bu bölünmüşlük sonucu ucube sendikalar, hak aramayan sendikalara dönüştü.

            Eğitim ve öğretimde neredeyse özel okullar, sayısal olarak devlet okullarına denk. Bu durum eğitimde milliği ortadan kaldırdı.

            Bütün bu olanlar yavaş yavaş, alıştıra alıştıra oldu. Bizler ve eğitimcilerimiz hala uygulanmakta olan eğitimdeki çarpıklığın filmini seyretmeye devam ediyoruz…

            Yazık, çok yazık.