SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

YARGISIZ İNFAZCILAR

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48

    Olay 70’li yıllar da Fransa ‘da geçiyor.  Strasbourg’ da önemli bir iş adamının torunu kaçırılıyor. Kaçıranlar fidye istiyorlar. İş adamının yanında çalışan bir genç zanlı olarak yakalanıyor. Basın, hemen işte fidyeci diye damgayı basıyor. Zanlı bir müddet yargılanıyor ve sonunda delil yetersizliğinden serbest bırakılıyor.

    Zanlı serbest kalıyor ama, Fransız polisi gencin peşini bırakmıyor.  Fransız polisi yaptığı takip sonucu, genci kaçırılan çocuğun cesedini yok etmek üzereyken yakalıyor. Olayın geçtiği yıllar da giyotinle idam cezası hala yürürlüktedir. Hasın, “ Bu insanlık düşmanı idamı hak etmiştir” kampanyasını tekrar başlatıyor.

    Ve sonuç, mahkeme zanlıyı müebbet hapse mahkûm ediyor. Yargıç kararı açıklarken hükümlüye dönüp şu konuşmayı yapıyor:  

     “Aslında vicdanen senin idamı hak ettiğine inanıyorum Ancak BASIN, bu yönde öyle bir kampanya yürüttü ki, ADALETİN ETKİ ALTINDA KALMIŞ OLABİLECEĞİ KUŞKUSUNUN DOĞMASINDAN KORKTUM. Böyle kuşku, Fransa’ya senin gibi bir manyağın hayatta kalmasının verebileceği zarardan çok daha kalıcı bir zarar verildi. O yüzden idam vermiyorum.”

      Öykü değil, gerçek olan bir olayı Can Dündar’ın “Yağmurdan Sonra” adlı kitabından aktardım. Bu aktardığım alıntının özüne indiğimiz de, günümüzde de basının Linç kampanyalarına, yargısız infazlarına rastlamıyor muyuz?

      Hâkimler yerine gazeteciler kalem kırmaya başlayınca ortalıkta kimin gerçek, kimin sahte kargaşası çıkıyor. Kısacası Linç psikozu, adalet duygusunu ortadan kaldırıyor.

      Siyasi arenada da aynı şeyleri yaşıyoruz. Bu kez basına ilaveten siyasi erk sahiplerinin de adalette hedef gösterme işlevi de, Linç kampanyalarının bir başka türlü tezahürü oldu.

    Sonuçta, adaletin kestiği parmak acımasa da, basının giyotini acıtıyor. Maalesef adaletin kararı kesinleşmeden, kişinin geçen süreçte suçsuz olabileceğini düşünemiyoruz.