SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

SAVAŞI BİLEN, SAVAŞTAN KORKAR

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 09.03.2022 00:04

Haber Güncellenme Tarihi: Yazının Güncellenme Tarihi: 08.03.2022 10:55

Tarih 1 Aralık 1943

Savaş kapıya dayanmış, Türkiye Karadeniz’den, Balkanlardan, Ege’den tamamen sarılmıştır. Mihver cephesi yayılmış içerde Alman yanlıları çoğalmış, müttefiklerin “SAVAŞA GİREN” baskısı artmıştır.

İşte Amerikan Başkanı Roosvelt ile İngiliz Başkanı Churchill’in “Kahire daveti” aynı tarihin gecesi gelir. Şimdi savaşın kaderi Türkiye’nin elindedir. Türkiye’ninkiyse İsmet Paşa’da…

Sabah 4’e kadar yapılan toplantıda sorulan ve derhal müttefiklere bildirilen “Mukabil sual” şudur: Müttefiklerle birlikte “Türkiye hemen harbe girsin, neye yapacağımızı sonra düşünürüz.” deniliyordu.

 İnönü ise “önce ne yapacağımızı bilelim ve vaat ettiğiniz yardımı alalım, sonra gireriz” tezini savunuyordu.

İngiliz başbakanına göre müttefik uçaklarına üs verme savaşa girme sayılmazdı. Oysa İnönü bu öneride, 20 yaşındaki Cumhuriyet’in yerle bir olma ihtimalini görüyordu.

Roosvelt, İsmet İnönü Paşa’ya hak verdi ve şöyle dedi:

“Türkler pantolonlarını indirmiş halde yakalanmak istemiyor. Ben de olsam ince eler, sık dokurdum.” Sonuçta Churchill, Kahire toplantısından Türkleri savaşa sokamadan döndü.

Şevket Süreyya, “İkinci Adam” kitabında askerin harp tereddüdünü şu sözle açıklar:

“Savaşı bilen, savaştan korkar.”

Savaşla kurulmuş bir ülkenin çocukları olarak savaşı biliyor ve savaştan korkuyoruz.

O yüzden “SAVAŞA HAYIR” diyoruz.

Bu sözümle ülkemizin kurucusu Atatürk’ümüz ün, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü savunuyoruz. Çünkü savaşın mecbur olunmadan yapılması en büyük cinayettir.

Kaynakça: Can Dündar’ın bir yazısından alıntılar yapılmıştır.