SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

DÜNDEN BUGÜNE…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

     

İbrahim Tekin Gümrük ve Tekel Bakan’ıdır; özü, sözü dosdoğru bir insandır.

Başbakan Demirel, bir akşam o zamanın hükümetinin maliye Bakanı Cihat Bilgihan ve İbrahim Tekin’i makamına çağırır. Demirel gezilerde hediye dilen televizyonlardan gümrük vergisi alınıp alınmadığını sorar. Zira gümrükçüler vergisi ödenmediği için gerekli izini vermemişlerdir.

İbrahim Tekin, “Doğrudur” cevabını verir, “Gümrük vergisi ödenmesi  gerekir. Eğer siz ödemeyeceksiniz, ben öderim, ama şimdi, yanımda o kadar para yok, Adana’dan ağabeyimden isterim.”

Demirel “Anlaşıldı!” diyerek sorunu noktalar: “Yasanın gereği neyse o yapılsın!”

***

Yıl 1970, Ali Nailli Erdem ve eşi, Selimpaşa da yada bin lira taksitle aldıkları yazlık evdedirler. Erdem bahçeyle uğraşıyor, eşi de leğende çamaşır yıkamaktadır. “Hoşgeldiniz” demek için gelen komşular, hayret ederler. Elinde çapa bahçeyle uğraşan Bakan, leğende çamaşır yıkayan bakan eşi görmedikleri gibi, düşünememişlerdir bile…

Ali Nailli Erdem onlara hem Halife Ebubekir’den, hem Osman Gazi’den örnekler verdikten sonra, Cumhuriyet’in ilk adalet bakanlarından, medeni kanunu çıkaran Mahmut Esat Bozkurt’un bir sözünü hatırlatır:

“Devleti yönetenler yoksul kalmaya mahkûmdurlar. Aksi halde millet yoksul kalır ki, biz bu savaşı milletin zengin olması için yaptık.”

Ötüken yayınlarından “siyasetin yollarında” dolaşırken Hasan Pulur hocam bir güzel anlatır zamanın siyasetçilerinden bazılarının ahlaki değerlerini…

Şimdi şöyle bir hafızanızı yoklayın, çok uzaklara gitmeyin, acaba neler hatırlayacaksınız.

Kimlere sekiz yüz bin liralık saat hediye edilmiş, kimlerin evinde milyon dolarlar bulunmuş, kimlerin evinde üç beş kuruşla adlandırılan trilyonlar ve daha neler neler…

Neyse daha fazla hafızanızı zorlamayın, bizi de zora sokmayın. Bakarsınız bizlere de; Ateist, terörist, cemaatçi, paralel devletçi, ajan falandeyiverirler, neme lazım gelin biz sözcü gazetesinden bir fıkra ile sohbetimizi bitiriverelim.

“Köyün birinde camiye bir hırsız dadanır. Köylüler namaza durup, imam dediğinde hırsız faaliyete geçer ve camide beğendiği ayakkabıları çalar kaçarmış. Bir gün, iki gün derken köylünün biri hırsızı yakalar ve köy ihtiyar heyetinin karşısına çıkarır. Adama ne ceza verelim diye düşünürken birisi; “İmam yapalım” der, “Hem nadim olur hem de namaz kılarken gözümüzün önüde olur..” Ve hırsızı imam yaparlar. Uzun zaman sonra köyden ayrı kalan bir köylü döndüğünde bir arkadaşına sorar; “Hırsız ne yapıyor? İmam olunca hırsızlık bitti mi?” “Ne gezeeer.. Kendisi imamlığa devam ediyor, iki adam tuttu onlara çaldırtıyor ve “Hırsızlık günahtır, sakın çalmayın”diye vaaz veriyor.”

Ve sözümüzü şöyle bağlayalım. Dünden bugüne

AHLAK EFENDİM AHLAK………..