güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

Çanakkale Cephesi ve Onun Günümüzde Kötü Amaçla Değerlendirilebilmesi Tehlikesi

Yazının Giriş Tarihi: 18.03.2024 09:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.03.2024 09:06

Bugün milletçe Çanakkale Deniz Zaferi'nin 109. Yıldönümünü kutlamaktayız. Bu kutladığımız zaferin itilaf devletleri, deniz kuvvetleri ve muazzam armadasına karşı Türk kara askerinin kazandığı büyük bir zafer olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Tarihte Türk askeri kadar daha doğrusu Türk kara askeri gibi muazzam bir deniz askeri gücünü dize getirip, yenilgiye uğratan başka bir kara askeri bulmak, tespit etmek imkânsızdır düşüncesindeyim. Bu muazzam zaferin kazanıldığı cephe, saha, Çanakkale boğazı ve onun iki yakasıdır. Bu zaferi oluşturan çarpışmalar itilaf devletleri Çanakkale sularında Türk askeri bu suların iki kıyısında konuşlanmış olarak başlamış, kıyılarda konuşlanmış Türk askeri bu kuvvetin boğazı geçip Marmara'ya ulaşmasını engellemesiyle bu kuvveti geri çekilmeye mecbur bırakmasıyla kazanılmış bir zaferdir.

Üstelik bu zafer aynı bölgede bir nihai zafer olmadığı gibi kendisinden sonra bu bölgede devam edecek Çanakkale kara savaşlarının devamını yaratan bir zaferdir. Peki bu zaferin ve onu takip eden dönemdeki kara savaşları zaferlerinin kazanıldığı Çanakkale cephesini kimler açmış, burada gerçekleşen savaşlara zemini kimler hazırlamışlardır? Bu soruya verilecek cevap iki taraflı verilmek zorundadır. Buradaki savaşın Türkler açısından yaratıcısı kimlerdir, itilaf devletleri açısından yaratıcısı kimlerdir? Soruları düşünülerek iki ayrı cevap verilmelidir. Türkler açısından yaratıcıları şüphesiz Osmanlı yöneticileridir. Hepimiz biliyoruz ki Osmanlı Devleti bugün bir kısım insanımızın isteği ve arzusu olan tek adam yönetimi sistemi ile yönetilen bir devlettir. Çünkü devlet demek, devletin başı olmak demek Osmanlı padişahı demektir.

Her ne kadar meşrutiyet sistemi ile icrai açıdan, yasama açısından açılan Osmanlı Mebusanı dolayısıyla bazı sınırlar getirilmiş olsa bile mevcut anayasa Osmanlı padişahını bütün devlet organlarını üstünde ve hepsini tayin edip, atayan bir durumda bırakmıştır. Yani meşrutiyet yönetimi Osmanlı padişahlarını devletin bütün icraatları konusunda karar verme, uygulamaya sokma hakkına sahip bir durumda bırakmayı sürdürmüştür. Bu nedenle devletin bir ülkeye savaş açması yahut bir ülkeyle ittifak kurması, barış yapması konuları hep Osmanlı padişahının yetkisi dahilindedir. Ancak Osmanlı'nın son iki padişahı döneminde anayasa açısından yazılı bir değişiklik yahut yasal bir uygulama zorlaması olmamasına rağmen padişahlar kendilerini bu hakları dışında tutup bugünkü Cumhurbaşkanı seviyesine indiren bir uygulamayla haklarını bazı yöneticilere bıraktıklarını görmekteyiz.

Nitekim Sultan Reşat döneminde Sultan Reşat bütün icrai faaliyetleri gerçekleştirmeyi ittihat terakki yöneticilerine özellikle hanedan damadı, eniştesi genelkurmay başkanı görevindeki Enver Paşa'ya terk etmiştir. Devletin yapacağı bütün icraattan Enver Paşa ve onun güdümündeki Sadrazam Talat Paşa ve bu ikilinin arkadaşı Cemal Paşa'nın yetkisindedir. Roma İmparatorluğunda görülen 3 erkek birliği demek olan Triumvirlik gibi üçlü bir birlik görünümü arz eden bu üç kişi özellikle Enver Paşa padişahın bütün karar verme ve uygulama açısından icrai görev ve yetkilerini kullanmakta mahsur görmemektedirler.

Bu görüntü tarihteki görülen ve görülebilecek olan tüm tek adam yönetimleri için söz konusu olan tehlikeyi bariz bir şekilde ortaya koyan bir örnektir. Bu tehlike tek adamı ikna eden kişi veya çevrelerin onun itimadını kazanarak devlet yönetiminde onun adına ülke yararına veya zararına fark etmeksizin icraat edebilme imkanını, yetkisini bulabilmesidir. Nitekim Sultan Reşat'ın itimadını kazanan Enver Paşa onun adına adeta tek devlet adamı olarak icraat yapmaya imkan bulabildiği bir dönem söz konusu olmuştur. Bu tarihte Osmanlı Sultanları yani Osmanlı Devleti tek adamları damatları arasında onlar adına icraat yapma imkanı bulan tek adam değildir. Nitekim Kanuni'nin damadı Makbul İbrahim Paşa yine Kanuni'nin damadı Rüstem Paşa, Sokullu Mehmet Paşa gibi paşalar başta olmak üzere pek çok padişah damadı veya hanedan damadı paşalar bu tür yetkileri elde edip uygulama imkanını bulabilmişlerdir. Aynı yetkiyi Sultan Reşat döneminde ve Mehmet Vahdettin'in ilk dönemlerinde Enver Paşa kullanmış, Mehmet Vahdettin'in son dönemlerinde ise damat Ferit Paşa kullanmıştır.

Bu açıklamalardan sonra bu tarihte ne ilk ne de son olacak tek adam sırtından gerçekleştirilen bir damadın devlet yönetimini ele geçirme olayı temsilcisi Enver Paşa Osmanlı Devleti'ni Birinci Dünya Harbine sokan adam olma sıfatını kazanmış olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu Damat Paşa harp öncesi gerginleşen Avrupa ve Dünya devletleri kamuoyunda tarafsız kalan, kalmayı tercih eden ve bunu ilan eden Osmanlı Devlet teşkilatını Almanların safında savaşa sokmayı da bir oldubittiyle de olsa gerçekleştirmiştir. Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.