güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TRABZON VE HAVALİSİNDE YAŞAYANLAR ÖZ VE ÖZ TÜRKTÜR -3

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

"TRABZON’UN İTTİHATÇILIĞI” SORUNU: Trabzon, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İttihat ve Terakki yönetiminin en güçlü kalelerinden biriydi. İttihat ve Terakki yöneticilerince kurulan gizli Teşkilat-ı Mahsusa örgütünün en etkin çalışma merkezlerinden biri Trabzon'du ve bu örgütün o zamanki Trabzon temsilcisi de daha sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığına getirilen Barutçuzade Ahmet Efendi idi.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’dan kaçan Enver Paşa'nın iki yıl kadar Avrupa'da kaldıktan sonra, 1920'nin yaz aylarında Moskova’ya, 1 Eylül’de de Bakü’ye gelmesi ile birlikte, Trabzon’un İttihatçılığı sorunu, yeniden önem kazandı.

Enver Paşa, Eylül 1920 başındaki Doğu Halkları Kuruîtayı'na katıldı ve orada Kuzey Afrika Müslümanlan'nı temsil etti. Sonra, Kafkasya’da güç toplamaya başladı. Bu sırada Kafkasya’da oldukça çok sayıda İttihatçı vardı ve bunlar çeşitli biçimlerde örgütlenmişlerdi. Örneğin, bir bölümü, Türkiye Komünist Fırkası adı altında sosyalizm yanlısı bir örgüt kurmuştu.

Enver Paşa, Kafkasya’ya geldikten bir süre sonra, aracılar kanalıyla Mustafa Kemal’le haberleşmeye başladı. Önceleri, Mustafa Kemal’in başarılı olmasından başka bir dileği olmadığını yazan Enver Paşa, giderek güç kazanınca, dilini sertleştirdi ve Anadolu’ya geçmeyi “şimdilik” düşünmediğini, ancak dışarda kalmanın yararı olmadığını ya da bunun tehlike doğuracağını anladığı anda Türkiye’ye geleceğini yazmaya başladı. İtihat ve Terakki Cemiyeti’nin olağanüstü kongresi niteliğini taşıyan 5 Eylül 1921 tarihli Halk Şuraları Fırkası Kongresi’nden sonra tutumunu daha da sertleştirdi.

Enver Paşa’nın Anadolu’ya geçmek için kullanacağı ilk sıçrama noktası, gerek coğrafi konumu, gerek siyasal özellikleri dolayısıyla Trabzon’du.Eşrafın büyük bir bölümü Enver Paşa yanlısıydı. Erzurum Kongresi sırasında Mustafa Kemal’le aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle, bu tutum daha da belirginleşmişti. Ayrıca, Enver Paşa’ya çok bağlı olan ve Mustafa Suphi’nin öldürülmesi olayında başrolü oynayan kayıkçılar kâhyası Yahya Efendi’nin, bine yakın silahlı adamı vardı. Trabzon Vilayeti’ndeki 13. Tümen'in subayları arasında da Enver Paşa yanlısı birçok kişi vardı. Trabzon milletvekilleri Ali Şükrü Bey ile Hafız Mehmet Efendi de Enver Paşa’nın Meclis’teki sözcüsü durumunda idiler. Bu arada, İttihat ve Terakki’nin önderlerinden Küçük Talât ve Nail beyler ile Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa, sık sık Trabzon’a gelip gitmeye başlamışlardı.

Kısacası, 1921 yılı içinde, Ankara Hükümeti’nin Trabzon'dan kuşkulanmasına yol açacak birçok gelişme olmuştu.

Güçlerini bölmemek için, Enver Paşa sorununun çözümünü Sakarya Savaşı sonrasına erteleyen Mustafa Kemal, savaş kazanıldıktan sonra hızla harekete geçti. Bölgeye yeni bir vali; İttihatçılar’a karşı olmasıyla tanınan Ebubekir Hâzım (Tepeyran) Be atandı. Kars’taki Süvari Tümeni’nin komutanı Miralay Sami Sabit (Karaman) Bey de Trabzon’daki 13. Tümen'in komutanlığın getirildi.

Sami Sabit Bey, Enver Paşa yanlış olarak bilinen kişileri hemen tutuklamayı girişti. Yakalamaya çalıştığı kişilerden bin belki de en önemlisi olan Yahya Kâhya kaçıp saklanmaktan başka yol bulamadı ancak, Sami Sabit Bey’in Yahya Kâhya’ya yakalamak amacıyla çevre köylerde başlattığı aramalar, sonunda yoğun bir baskıya ve halkın tepkisine yol açtı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Barutçuzade Ahmet Bey, bir yandan sahip olduğu İstikbâl gazetesinde Sami Sabit aleyhinde kampanya açarken, öbür yandan da Büyük Millet Meclisi’ne ve Karabekir Paşa’ya şikâyet mektupları yazdı, Sami Sabit Bey, bu mektuplar üzerine yapılan sorgusunda şunları belirtiyordu:

“...Burada polis de.jandarma da Kâhya’nın tutsağı. Vergiler, onun haraç alma yoludur... Hükümetin yetkisini aşmıyorum, ama zayıflık da göstermiyorum. Vali Bey, kayık ve araba ücretlerini daha bugün düzenleyebildi...”

Yahya Kâhya, Sami Sabit Bey’in baskısına dayanamayarak, sonunda teslim oldu. Yargılanmak üzere, Sivas’a gönderildi. Yapılan yargılama sonunda serbest bırakılmasından sonra, Sami Sabit Bey aleyhindeki kampanya daha da şiddetlendi. Öyle ki, Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey, bu olay dolayısıyla Fethi (Okyar) Bey Hükümeti için Meclis’te gensoru verdi. Mustafa Kemal’in araya girmesi nedeniyle olay yatışmaya yüz tutmuştu ki, 3 Temmuz 1922’de, Yahya Kâhya, Trabzon’un sayfiye yerlerinden biri olan Soğuksu’ya giderken pusuya düşürülerek öldürüldü. Bunun üzerine, taraftarları, Sami Sabit Bey aleyhine gösteriler düzenlediler, bir gece de evini bastılar. Bunun üzerine, Sami Sabit Bey, eski görevine, Kars'taki tümeninin başına dönmek zorunda kaldı.

Tıpkı Mustafa Suphi Olayı gibi, Yahya Kâhya’nın öldürülmesi de uzun süre karanlıkta kaldı. Ancak, Mustafa Kemal’in Topal Osman'dan sonraki Muhafız Alayı Komutanı İsmail Hakkı (Tekçe) Bey, 1977’de bir gazetede yayınlanan anılarında.Yahya Kâhya’nın “hesabının görülmesi”nin kendisine düştüğünü, Giresunlu Topal Osman Ağa’nın iki adamını yanma alarak bu işi bitirdiğini açıkladı.

Yahya Kâhya'nm öldürülmesi Ankara’da da gerilim yarattı. 12 Temmuz 1922’de başbakan olan Rauf (Orbay) Bey, konuya ilişkin geniş bir soruşturma kurulu oluşturdu. 4 Ağustos’ta Trabzon’a gelen kurul soruşturmaya girişti. Ancak, Ağustos 1922’de meydana gelen iki önemli olay “Trabzon sorunu”nu gündemden kaldırdı. Bunlardan biri, Enver Paşa’nın Sovyet ordu larına karşı giriştiği seferde, Türkistan’da ölmesi; ikincisi de 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’la birlikte, Yunanlılar’ın yenilgiye uğratılması idi.”

Trabzon’un genel tarihi hakkında ortaya konulan bu bilgiler göstermektedir ki hakikaten Trabzon ve havalisi insanın ayak bastığı ilk andan bugüne sürekli asya kökenli özellikle Turani kökenli insanların yerleşim yeri olmuştur. Asyalı Turanilerin en büyük kitlesi Türkler olduğundan Trabzon ve havalisi Türktür ve Türk kökenlidir . dememiz hatalı olmayacak ifade tarzıdır. Düşüncesindeyim. Trabzon havalesi hakkında ki düşüncelerimden sonra en az Trabzon kadar eski bir yerleşim yeri olan sürmemenin tarihinde bakmamız gerekir düşüncesindeyim. Bu bakış hem Trabzoncun hem yerel tarihini hemde benim şahsımın aile kökenimin tarihçesini inceleyip ilgileyebilmem açısından kolaylık salınacağını  bilecek bir inceleme olacağından genel mahiyette sürmene tarihini irdelemeye yöneldiğimizde ilk  eser olarak yardımcı doçent Dündar ali kılıç beyin sürmenin nüfus defteri eserinde verdiği bilgilere yönelip irdelendiğin de şu bilgilerin verildiğini görmekteyiz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.