güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TARİH AKIŞI İÇİNDE SURİYE VE SURİYE’NİN ÇEVRESİ İLE MÜNASEBETLERİ(5)

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:51

1517 yılında kesin olarak Osmanlı topraklarına katılan Suriye ve Mısır toprağıyla Osmanlı’nın ilgilenmesi aslında Fatih Sultan Mehmet’in Osmanlı Hacılarının hac yollarıyla hac bölgesindeki suyollarından şikâyetleri neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet Memluk Sultanına mektup göndererek bu şikâyetlerin giderilmesini istemiş yardım teklif etmiştir. Ancak bu ilgiyi İç İşlerine müdahale kabul eden Memluk Sultanı, ters cevap verdiğinden iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmiştir. Fatih’in ani ölümü ( bir rivayet Venediklilerin teşfikiyle Yahudi kökenli özel doktoru Yakup Paşa tarafından zehirlenmesi üzerine ) üzerine Fatih’in Memluklularla ilgili düşüncelerini projelerini gerçekleştirme imkanı ortadan kalkmıştır. Bazı tarihi kaynaklarda ölmemiş olsa idi Fatih’in Memluklar üzerine sefer yapıp onları ortadan kaldıracağı hiç değilse Suriye sahasını onlardan alacağını dillendiren bilgiler vardır. Bu ne derece doğrudur bilinmez. Ama Fatih’in ölümünden sonra oğulları arasındaki taht kavgası sırasında Memlukların Şehzade Cem’e arka çıkmaları taht savaşını kazanan Osmanlı Padişahı olan 2. Beyazıt’la aralarının açılmasına neden olmuş Ramazanoğulları Beyliği toprakları Çukur Ova sahası hâkimiyeti için yapılan savaşlarda Memluklular üstünlük sağlamış, Çukur Ova toprağının Mekke Medine Vakfı olarak Memluk hâkimiyetinde kalmasını karara bağlayan bir antlaşma imzalanmıştır . 2 devlet arasındaki bu gerginlik babası 2. Beyazıt’ı tahttan indiren Yavuz Sultan Selim zamanında hat Safalara ulaşmıştır. Memluk Sultanı Kansugavrinin Şah İsmail’i desteklemesi bazı kaynaklarda belirtildiği gibi Osmanlı Ordusunun Suriye Topraklarından geçmesine izin vermemesi Yavuz Sultan Selimi küçümseyip ona oğlum hitabı kullanarak mektuplar yazması, Yavuz’un Feth ettiği topraklarda yani Dulkadir Beyliği topraklarında hak iddia etmesi Yavuz’un Mısır seferine çıkmasını doğurmuştur. Yavuz 1516 yılında çıktığı Mısır Seferinde ilk aşama olarak ordusuyla Suriye topraklarına girmiş, Gavri ordusuyla Suriye topraklarında karşılaşmış ve yapılan savaşı Gavri’nin yanındaki Çerkez Beylerinden Canberk Gazali ve Hayırbay gibi komutanların Osmanlı ordusu tarafına geçmeleri nedeniyle Memluk ordusu dağılmış, Çerkez kökenli Memluk Sultanı Kansugavrinin ölmesi gerçekleşmiştir. Rivayete göre o zamana kadar ateşli silah görmemiş olan Memluk Sultanı Gavri Osmanlı toplarının patlamasından korkarak ödü patlamış, kaçış yolunda ölmüştür. Onun ölümü ve ordusunun dağılması nedeniyle Memluk Devleti başta Suriye olmak üzere hicaz bölgesi dâhil Memluk topraklarının sahibi olmuştur. bir yıl sonra mısır’a saldıran Yavuz ve ordusu Ridaniye Savaşıyla Memluk Devletini yıkıp Mısır topraklarına da hakim olunca tüm Memluk toprakları ve bir rivayet İslam halifeliği sanı ve makamı Osmanlı Hanedanının, devletinin eline geçmiştir. Bu tarihten 1700’lü yılların sonlarına kadar Suriye sahası her hangi bir saldırıya maruz kalmadan Osmanlı egemenliğinde yaşamıştır.

Fransız İhtilali başlayıp Napolyon Bonapart ihtilal yönetiminde önemli mevkilere gelip etkili olmaya başladığında ihtilal hükümeti kendisiyle mücadele eden İngiltere’nin çökeltilmesi için Napolyon’un tavsiyesiyle Mısır’ı ele geçirmek istemesi üzerine Mısır ve Suriye toprakları Fransızların hedefi olmuştur. Mısır Seferine bizzat çıkan Napolyon ani saldırıyla Mısır’a hakim olmayı başarmış, Suriye’ye doğru ilerlemek isteyince durum değişmiştir. İngilizlerle birlikte hareket eden Osmanlı Devleti’nin Akka muhafızı Cezzar Ahmet Paşa, Napolyon kuvvetlerini durdurmuş, Mısır’a hapsetmiştir. Fransız donanmasının İngilizlere yenilip imha edilmesiyle Mısır’a kısılıp kalan Bonopart gizlice buradan kaçmış, ordusunun yardımcısının komutasına terk etmiştir. Yapılan savaşlarda başarı kazanamayan bu yeni komutanın başarısızlığı Fransızların barış istemesini getirmiş, yapılan barış gereğince Fransız kuvvetleri İngiliz gemileriyle fransaya taşınarak Mısır onlardan arındırılmıştır. Böylece Mısır ve Suriye tekrar Osmanlı toprağı olurken bir yandan da bu iki sahanın Osmanlıdan ayrılmasını getirecek olay ve gelişimlerin başlaması söz konusu olmuştur. Çünkü Fransızlarla mücadele için mısır2a gelmiş askerler arasında bulunan Kavalalı Mehmet Ali Paşa kısa bir müddet sonra Mısır’da hakim olmuş ve adeta burasını Osmanlıdan koparmıştır. Onun valiliğine ses çıkarmayan Osmanlı yönetimi kendi hilafında vali olmasını onaylamıştır. Hele çıkan Mora İsyanında yani Yunan İsyanında isyanın bastırılması için ondan yardım isteyince Kavalalı Mehmet Ali Paşa daha da kuvvetli hale gelmiştir. Çünkü bu sırada Mısır Valisi olan Kavalalı Mehmet ali Paşa kendi emrindeki askeri gücü arttırıp geliştirirken Osmanlının askeri gücü iyice zayıflamıştır. Yeniçeri teşkilatını kaldıran 2. Mahmut yerine kurduğu Asakiri Mansurei Muhammediye askeri ile tam anlamıyla çıkacak isyanları bastıracak durumda değildir. Zaten kendi askeri güçlerini Avrupai tarzda yetiştirmiş olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan bu nedenle yardım istemiştir. Mehmet Ali Paşa oğlu İbrahim Paşa komutasında gönderdiği ordu ve donanmasıyla isyanın bastırılmasını temin etmiş ancak bu harekata katılmasını Mora ve Girit Valilikler ininde kendisine verilmesi şatına bağladığı için gerçekleşmiştir. Ne var ki isyan bastırılsa bile Osmanlı ve Mısır donanmalarının Çeşme de yakılması nedeniyle Avrupalıların karışması sebebiyle Yunanistan dolayısıyla Mora elden çıktığından isteklerinin gerçekleştirilmesi mümkün olmamıştır. O da bu kez Lübnan ve Suriye yi istemiş Osmanlı Devleti ret edince Osmanlı Valisi görünümündeki Kavalalı ile Osmanlı devleti arasında savaş başlamıştır. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki ve diğer oğlu Tosun Paşa komutasındaki Mısır orduları Osmanlı ordularını yenmiş başta Suriye ve Filistin olmak üzere Suriye Lübnan sahası Kavalalı Mehmet Ali Paşa denetimine girmiştir. Nizip Savaşından sonra Kavalalı Mehmet Ali Paşaya karşı aynalı kavak telkih namesi ile Ruslarla Osmanlıların antlaşması Avrupalıları harekete geçirmiş, İngiltere ve Fransa konuyu uluslar arası sahaya taşımışlardır. Onların müdahalesiyle yapılan anlaşmayla Mısır Lübnan Valiliği Mısır Valiliğine ek olarak Mehmet Ali Paşaya verilmiş kısa bir barış dönemi olmuştur. Fakat durumdan her iki tarafta memnun olmadığından Kütahya Savaşı ortaya çıkmış, Mısır orduları başarılı olmuşsa da İngiliz ve Fransızların müdahalesiyle araya girmesiyle anlaşma tekrar sağlanmış. Mısır Kaydı hayat şartıyla Mehmet Ali Paşa ailesinin idaresine iç işlerinde serbest olmak üzere verilmiştir. Bu şekilde Suriye Lübnan sahası tekrar Osmanlı yönetimine girmiştir. Ancak yabancıların Osmanlı toprağında olan arzu ve istekleri Suriye’nin üzerinden de eksilmemiştir. Zaten Osmanlı kapitülasyonlar ve diğer özel anlaşmalarla Suriye, Lübnan ve Filistin sahasındaki kutsal Hıristiyan yerlerinin bakım ve yönetimini Fransızlara bırakmış olduğundan Lübnan, Filistin, Suriye sahasında bu nedenlerle Fransızların söz sahibi olduğunu görmekteyiz. Yine aynı sahadaki kutsal Hıristiyan yerlerinin Ortodoksların haklarıyla ilgili konusunda da Rusya’ya haklar tanındığını görmekteyiz. Bu nedenle Suriye Lübnan sahası Osmanlı yönetiminde olsa bile Hıristiyanların etkili olduğu bir saha olduğunu söylememiz de mümkündür. Aynı saha da Filistin nedeniyle Yahudilerin istekleri de vardır. Lübnan sahası ağırlıklı olmak üzere Hıristiyan yerli nüfus bazen Osmanlıya isyan edip bağımsızmış gibi hareket etmeye çalışsa bile Suriye sahası Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Abdülhamit döneminde Osmanlı müttefiki olan Almanya’nın imparatoru bile yaptığı Osmanlı toprakları gezisinde bu sahayı ziyaret etmiş, ileri de kendisine müttefik olabilecek yerel kitleler araştırmaya, oluşturmaya çalışmıştır. Bütün bunlara rağmen Mısır’ın İngiltere eline geçmesine rağmen 1. Dünya Savaşı sonuna kadar Arap yarımadası, Filistin, Lübnan, Suriye, Kuveyt ve ırak sahaları Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Suriye ve Şam toprağının Türk cumhuriyet tarihi açısından da önemli bir yeri vardır. Çünkü Çanakkale Destanının başkahramanı Kurtuluş Savaşının yaratıcısı ve başkomutanı Türkiye Cumhuriyetinin banisi Mustafa Kemal askerlik hayatına Şam bölgesinde adım atmış, başlamıştır. Onu ilk görev yeri Şam bölgesidir. Bu nedenle Mustafa Kemal’le boy ölçüşmek, kendini onunla kıyaslamak isteyenler bu sahada askeri başarılar kazanıp kendilerini ona karşı avantajlı hissetmek peşinde girişimlerde de bulunabilirler düşüncesindeyim. Böyle kişiler çıkar mı çıkmaz mı bilemem. Ama Mustafa Kemal’le kendini kıyaslamak isteyenlerin hedefleri arasında Şam ve Suriye toprağının kendi yönetimlerine sokulması arzusu ve bu yolda girişimleri olması mümkündür. 1. dünya Harbi başladığında Osmanlı ordularının yönetimi alman askeri komutanlarının elindedir. Zaten Osmanlı genelkurmay karargâhı alman yöneticilerin müttefiki olduğu gibi onların yönlendirmesi ve yönetimi altındadır. Osmanlı devleti zaten bu nedenle Almanların yanında savaşa girmiştir. Bu savaşa giriş Osmanlı yönetimindeki Arap topraklarının elden çıkışını mecburi duruma getirmiştir. Çünkü bu topraklarda Osmanlıların karşısındaki İngiliz ve Fransızların gözü olduğu gibi müttefikleri olan Almanlarında gözü vardır. Savaşı kim kazanırsa kazansın orta doğu topraklarının sehven Osmanlının idaresinde kalsa bile yönetimsel açıdan, ekonomik açıdan ya İngiliz ve Fransızların ya da Almanların yönetiminde olması kaçınılmazdır. İngilizler Lavrens gibi casusları Suud ailesi ve Mekke Emiri şeyh Hüseyin ailesi gibi taraftarları vasıtasıyla orta doğu Arap halkını kendi hesaplarına kazanmaya yanlarına çekmeye yönelmişlerdir. Almanlar ise Osmanlı ordusunun yönetimini ellerine geçirerek bu sahadaki halkla yakınlaşma peşindedirler. Nitekim harp başladığında Osmanlı orduları mısır da, Yemen’de, Filistin, Lübnan ve Irak sahalarında İngiliz ve Fransızlarla mücadele ve çarpışmalara başladığında bölgenin Yahudi, Hıristiyan hatta Suud Ailesi yönetimindeki Mekke Emiri Hüseyin ve oğullarını yönetimindeki Müslüman Arap ahalinin bir kısmı Osmanlı askerine saldırmıştır. Bu ihanet içerisinde Emir Hüseyin oğullarının yönetimindeki Lübnan ve Suriye Araplarının da yer aldığı görmekteyiz.DEVAM EDECEK

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.