güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

SURE VE AYETLERE GÖRE PEYGAMBERLER TARİHİ (BÖLÜM 6)

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Hz. Adem’in Kuran-ı Kerim’deki sure ve ayetlere göre hayatı hakkında verebileceğimiz bilgiler bunlardan ibarettir. Ama şüphesiz Adem ve eşinin yer yüzünde pek çok çocukları olmuş ve büyük olasılıkla Arap Yarımadası’nda Mekke civarında yaşamış olmaları mümkündür. Hz. Adem’e çocuklarının çoğalmasından sonra onlar üzerinde peygamberlik yetkisi geldiği de muhakkaktır. Ama Hz. Adem’in yaşamı hakkında diğer anlatılan bütün bilgiler ya Tevrat’a ya İncil’e veyahut Orta Doğudaki diğer dinsel efsanevi bilgilere dayalı olarak düzenlenmiş anlatımlara, hikayelere konu olmuştur. Ne var ki daha önce de belirttiğimiz gibi ne Hz. Adem’in şeytanla münasebetlerinden ne Hz. Adem’in cennetten çıkarılışında şeytana tavus kuşu ve yılanın yardımcı oluşlarından ne de Habil ve Kabil isimlerinden Şid isminden hatta eşinin Havva adını taşımasından Kuran’da bahsedilmemesi nedeniyle bu bilgilerin kökeninin sözünü ettiğim kaynaklara dayalı olduğunu düşünmemiz mümkündür. Havva isminin Tevrat’tan geldiğini hatta eski Hitit, Hatti gibi Anadolu uygarlıklarındaki ana tanrıça Hepat isminden geldiğini ileri süren görüş sahipleri mevcuttur. Tevrat’ın şu anda yeryüzündeki mevcut olanlarının asıl Tevrat’ın kendisi olmadığı görüşünde olmamız nedeniyle asıl Tevrat’ın Kuran-ı Kerim’in içinde mevcut olduğu düşüncesini taşımamıza rağmen Kuran’da Havva ismine veya onu çağrıştıracak bir isme rastlamadığımıza göre bu konulardaki bilgilerin sahilliğinden yukarıda belirttiğimiz sure ve ayetlerle Kuran’da verilen bilgiler dışındaki Adem hakkındaki bilgilerden şüphe etmemiz gerekir kanaatini taşımaktayım.
Buna rağmen Adem’in bu tür rivayetlere bakılırsa 1000 yıl yaşadıktan sonra öldüğü Mekke yakınındaki Kupes tepesine gömüldüğü yolunda bilgiler olduğunu söyleyebiliriz. Yine bu tür bilgilere göre Hz. Adem’in ölümünden yaklaşık iki sene sonra da eşi Havva ölmüş o da bu bölgeye gömülmüştür. Bugün Hz. Adem’e ait olduğu belirtilen mezarın boyutlarının büyük olması da abartıya varır şekilde olması da insan neslinin atasının bugünkü ölçülerden farklı olduğu zihniyetini uyandırması mümkün olan bir durumdur. Bütün bunlardan sonra Hz. Adem’in Tanrı’nın dünya toprağından yarattığı dünyanın ilk sakini insan oğlunun ilk atası ve yeryüzünde Tanrı’nın ilk halifesi, ilk peygamberi olduğu kesin olarak söyleyebileceğimiz bir gerçektir.
Nuh Peygamber
Bu peygamber ile Adem arasında rivayetlere göre başka peygamberler olduğu söylentisi mevcuttur. Kimilerine göre Şid ve İdris gibi peygamberler bu peygamberden önce gelmiş peygamberlerdir. Ancak Kuran-ı Kerim’de bu peygamberlerin isminden ya hiç bahsedilmemekte yahut da yeterli miktarda bu peygamberler hakkında yeterli oranda bilgi verilmemektedir. Üstelik belirli ayetlerde verilen bilgilerde Nuh peygamberi ön plana çıkaran sıralama tarzında bilgilemeler yapıldığından Nuh peygamberin Adem’den sonra gelen peygamber olduğu düşüncesini uyandıran bir durum söz konusudur. Nuh peygamberi öne aldıran önemli bir durumda Nuh’un Kuran-ı Kerim’e göre yeryüzündeki insan neslinin Adem’den sonra ikinci atası olması Nuh Tufanı dediğimiz faciadan sonraki insanların çoğunun Nuh neslinden gelmiş olması gerçeğini bilmemizdir. Nuh peygamber hakkındaki Kuran-ı Kerim surelerine baktığımızda şu surelerin onun hakkında bilgi verdiğini görebiliriz.
“Celalim hakkı için, Nuh’u kavmine (rasul olarak) gönderdik; vardı da ‘Ey kavmim! Dedi, Allah’a kulluk edin, O’ndan başka bir ilahınız daha yoktur. Cidden ben üzerinize büyük bir günün azabının inmesinden korkuyorum!’” (A’raf Suresi – 59. Ayet)
“Kavminden ileri gelenler ‘Muhakkak biz seni açık bir sapıklık içinde görüyoruz.’ Dediler” (A’raf Suresi – 60. Ayet)
“Ey Kavmim! Dedi, bende hiçbir sapıklık yoktur ve lakin ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir rasulüm!” (A’raf Suresi – 61. Ayet)
“Size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ediyorum, size nasihat ediyorum ve Allah tarafından sizin bilemeyeceklerinizi biliyorum.” (A’raf Suresi – 62. Ayet)
“Size korkunç akıbeti haber vermek ve korunmanız için, belki rahmete nail olursunuz diye sizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden bir ihtar geldiğine inanmıyor da hayret mi ediyorsunuz?” (A’raf Suresi – 63. Ayet)
“Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de kendisini ve beraberinde iman edenleri gemide kurtuluşa erdirdik de ayetlerimizi inkâr edenleri boğuverdik. Çünkü onlar, basiretleri körelmiş bir kavimdiler.” (A’raf Suresi – 64. Ayet)
“Hem onlara Nuh’un haberini oku! Bir zaman kavmine demişti ki: ‘Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) bulunuşum ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, bilin ki ben Allah’a dayanmışım! Artık siz ve ortak koştuklarınız her ne yapacaksanız toplanıp bütün azminizle karar verin; sonra yapacağınız içinize dert olmasın! Sonra hükmünüzü bana uygulayın ve elinizden gelirse bana bir an göz açtırmayın!’” (Yunus Suresi – 71. Ayet)
“Eğer aldırmazsanız, ben sizden bir ücret istemedim ya! Benim ücretim ancak Allah’adır ve ben O’nun (birliğine) boyun eğen Müslümanlardan olmakla emrolundum!” (Yunus Suresi – 72. Ayet)
“Bunun üzerine yine de onu yalanladılar,biz de onu ve beraberindekileri gemide kurtarıp yeryüzünün halifeleri yaptık; ayetlerimizi yalanlayanları ise boğuverdik. Bak işte, uyarılanların akıbeti nasıl oldu?” (Yunus Suresi – 73. Ayet)
“Sonra onun ardından bir çok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık mucizelerle vardılar, fakat önce yalan dediklerine bir türlü inanmak istemediler. İşte biz sürekli azgınlık edenlerin kalblerini böyle mühürleriz!” (Yunus Suresi – 74. Ayet)
“Celalim hakkı için, vaktiyle Nuh’u kavmine göndermiştik, şöyle diye ki, “Haberiniz olsun, ben size (azabın sebeblerini ve kurtuluşun yolunu açıklayan) bir uyarıcıyım!” (Hud Suresi – 25. Ayet)
"Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum." (Hud Suresi – 26. Ayet)    
“Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler.” (Hud Suresi – 27. Ayet)    
“Nûh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de, siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?"” (Hud Suresi – 28. Ayet)
“Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah'a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.” (Hud Suresi – 29. Ayet)     
“Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” (Hud Suresi – 30. Ayet)    
“Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah onlara asla hiçbir hayır vermez" de diyemem. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum.” (Hud Suresi – 31. Ayet)     
“Dediler ki: "Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir."” (Hud Suresi – 32. Ayet)    
Nûh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) âciz bırakamazsınız." (Hud Suresi – 33. Ayet)     
Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz. (Hud Suresi – 34. Ayet)     
“(Ey Muhammed!) Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım."” (Hud Suresi – 35. Ayet)     
“Nûh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."” (Hud Suresi – 36. Ayet)    
“Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.” (Hud Suresi – 37. Ayet)    
“(Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” (Hud Suresi – 38. Ayet)    
“Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.”     (Hud Suresi – 39. Ayet)
“Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.” (Hud Suresi – 40. Ayet)    
“(Nûh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.” (Hud Suresi – 41. Ayet)     
“Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma" diye seslendi.” (Hud Suresi – 42. Ayet)     
“O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nûh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, onun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.” (Hud Suresi – 43. Ayet)     
“Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.” (Hud Suresi – 44. Ayet)     
“Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin."” (Hud Suresi – 45. Ayet)     
“Allah, "Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.” (Hud Suresi – 46. Ayet)     
“Nûh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum" dedi.” (Hud Suresi – 47. Ayet)     
“Ona denildi ki: "Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha bir takım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak."” (Hud Suresi – 48. Ayet)     
“İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.” (Hud Suresi – 49. Ayet)
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.