güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

REFERANDUM PROPAGANDASINA DİN ADAMLARININ KARIŞMASI, KARIŞTIRILMASI DİNSEL MEKANLARIN MALZEMELERİNİN KULLANDIRILMASI NE ORANDA UYGUNDUR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli Okurlarım,

Anayasa değişikliği konulu referandum da gerek yazılı gerek sözlü medyada duyduğumuz, okuduğumuz kadarıyla az da olsa bazı din adamlarının referandumu etkileyici beyanlarda bulunduklarından bahsetmek söz konusu olabilecek bir durumdur düşüncesindeyim. Duyuyoruz, söylentiler halinde de olsa bir din adamının referandumda hayır oyu kullananların günah işleyeceğini, cehennemlik olacağını dile getirdiğini beyan ediliyor. Bilmiyorum ne derece doğrudur ama böyle bir din adamı halk tabiriyle imam referandumda hayır oyu kullanacak bir kişinin günah işleyeceğini hele hele cehennemlik olacağını nasıl söyleyebilir, nasıl söyleyebiliyor. Çünkü yine din adamlarının  beyanlarıyla tövbe yolunun, tövbe kapısının en hata yapan insanlar için bile, en günahkar insanlar için bile açık olduğu, bu yolla insanların cennete gitmesinin, cehennemden kurtulmasının söz konusu olabileceği açıkca dile getirilmektedir. Verevki yukarıda belirtilen sözü söylediği belirtilen imamın sözü doğru olsa bile onun tabiriyle günah işleyip hayır oyu kullanan kişi tövbe edip işlediği günahtan kurtulma imkanına sahip olacağından bu imam hayır oyu verecek kişinin cehenneme gideceğinden nasıl bahsedebilmektedir. Kaldı ki referandum da hayır oyu verenlerin günah işlediğine, bunun sonucunda cehenneme gitmesi gerekeceğine hangi ayet hükmüne, hangi hadis hükmüne dayanarak varmaktadır. Bunu doğru dürüst açıklaması gerekmez mi? Böyle bir açıklama ortaya koymadan uluorta saçma sapan bu tür konuşmasıyla yalan beyanıyla kendisinin cehennemi hak ettiğini bilmesi gereken bu din adamının milleti cehennemle korkutma çabasına şaşmamak, gülmemek elde mi? Onun bu yaptığına, onun benzerlerinin gösterebileceği benzer davranışları gerçekleştirebilmesine kabasofta oyunu riya demekten başka bir adlandırma gerçekleştirmek mümkün mü? Yine medyadan öğrendiğimiz kadarıyla bazı kişiler özellikle evetçi çevreden bazı siyasilerin Şeyh Said gibi, Menemen İsyanının failleri gibi kişileri kast ederek verilecek evet oyunun bu şehitlerin ruhuna gönderilecek birer Fatiha olduğunu söylediği şeklindeki söylentileri kale alırsak, söylenebilecek tek söz bunların saçmalamış olduklarıdır. Hemen şunu vurgulamak isterim ki evetçilerin önemli bir bölümü, hayırcıların hayır diyecekleri FETÖ’cüler, PKK’lılar, IŞİD’çiler gibi terör örgütleriyle birlikte hareket etmekle suçlamaktadırlar. Bu suçlamanın tek hakikat olan yönü sözü edilen örgütlerin terör örgütü olup lanetlenmesi gereken gruplar kendileriyle mücadele edilmesi gereken gruplar veya örgütler olduğudur. Ama unutulmamalıdır ki bugün bu örgütler neyse, dünün Menemen olayını yaratanlar yani Derviş Mehmet’ler Şeyh Said isyanını yaratan Şeyh Saidleri de, Tunceli isyanının yaratıcısı Şeyh Rıza’sı da aynı özellikte lanetlenmesi gereken, mücadele edilmesi gereken kişileri teröristleri değil de nedir. Hal böyle olunca nasıl olur da dünün teröristlerine Fatiha okumak demek olacak olan evet oyu kullanılması tavsiye edilebilmektedir. Bu tavsiyeye uyulduğu zaman, dünün teröristine Fatiha okuyacak durumda olacak kişilerin bugünün teröristleriyle farkı olmayan bu teröristleri destekleyenlerin teröristlerle aynı safta olmayacağını söylemek mümkün mü? Sözün kısası eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hedef alan , yıkmak isteyen kişiler haklı olarak terörist olarak adlandırılacaksa PKK’da, FETÖ’de, IŞİD’de, Şeyh Said’de, Menemenciler de, Derviş Mehmet’de, Şeyh Rıza’da kaçınılmaz bir şekilde terörist olacaklardır. Bu yüzdendir ki eğer bunlardan biriyle aynı safta görünen kişi teröristse aynı şekilde referandumda aynı mahiyette karar belirtecek kişi teröristse bence Şeyh Said’e Derviş Mehmet’e Fatiha olmak niyetiyle evet oyu veren kişi de mutlaka terörist olacaktır, terörist sayılabilecektir düşüncesindeyim. Yine şuna da değinmek isterim ki camilerimize konulan hoparlörümüz ezan okunması, sela verilmesi amacıyla kullanılmaktadır, kullanılmalıdır. Ama bugün görüyoruz ki medyadan öğreniyoruz ki bazı müftülerimiz bazı camilerimizin hoparlörlerinin halkı evetçilerin mitinglerine davet edilmesinde kullanılması yolunda cami imamlarına ve yetkililerine emirler gönderdiğinden medyada bahsedilebilmektedir. Bir müftünün eğer böyle bir davranışı söz konusuyla dinsel faaliyetleri bir kenara bırakıp siyasete bulaştığından, siyasete soyunduğundan söz etmemek mümkün mü? Kaldı ki din adamı eğer ille de ibadethanelerin iletişim araçlarının yani hoparlörlerini propagandalara tahsis etmesi gerekiyorsa referandumdaki tarafların her iki tarafına da eşit kullandırma gayretine düşmesi, eşitlik ilkesine dikkat etmesi taşıdığı dinsel sıfat nedeniyle daha uygun düşmez mi? Tarihimizde Yavuz gibi şiddetli ve dehşetli uygulamalar gerçekleştiren padişahlara boyun eğmeyen Şeyhülislamların onların kararlarına dikilip gerçekleştireceği katliamları önlediği bilinirken sözünü ettiğim tarzda görev sahasındaki camilerin hoparlörlerini iktidarın temsil ettiği evet propagandaları yapılacak mitinglere çağrıda kullandıran bu tarzdaki din adamlarının hakikaten taşıdıkları dinsel sıfata uygun davrandıklarını söylemek mümkün mü? Bütün bunlardan sonra şunu vurgulamak isterim ki referandum propagandaları bütün şiddeti ile devam etmekte. Hayırcılar da evetçiler de kendilerince taraftar kazanmak için her şeyi mübah görebilmektedirler. Kimileri hayırcıları tabancasına vurarak korkutmaya çalışırken, kimileri evetçileri denize dökmekten söz edebilmektedir. Hatta bazıları geçmiş dönemdeki yaşanan olayları farklı yorumlamalarla kötüleyerek kendilerinin gelecek dönemde daha iyilerini yapacaklarından bahsedebilmektedirler. Daha kötüsü evetçiler kaderlerini, propagandalarını tek adama onun sevilmesine, tutulmasına bağlarken karşı taraf belki de propagandalarını ona ve onun temsil edeceği düşünülen tek adam yönetimi sistemine, nefrete dayandırabilmektedirler. Bu propagandaya taraf olan siyasetçiler tasvip görmemesine rağmen, siyasetçi olmaları nedeniyle bizdeki anlayış gereği siyasetin yalana dayalı olduğu kim daha çok yalan söylerse o kazançlı çıkar düşüncesi hakim olduğu düşünülürse siyasetçileri davranışları nedeniyle mazur görmek belki mümkün olabilir düşüncesindeyim. Ama referandum propagandasına gerek sözleriyle gerek dini yorumlarıyla katılıp taraf tutan, taraf tuttuğunu belirtir beyanlarda bulunan din adamlarına yaptıkları bu davranışları dolayısıyla hak vermek onları mazur görmek imkansızdır. Hele hele ibadethanelerin hoparlörlerini propaganda için halk kitlelerini davette kullandıran, kullanan din adamları söz konusu olursa bunları mazur görmek kesinlikle hakkaniyet ölçüleri dahilinde mümkün değildir. Sözün kısası “referandum propagandasına din adamlarının karışması, karıştırılması dinsel mekanların malzemelerinin kullandırılması ne oranda uygundur” sorusuna verilecek cevap hiçbir zaman hiçbir oranda uygun olmadığıdır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.