güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

HZ. MUHAMMED

Hz. Muhammed'in Türk kökenli olduğunu ispatlamaya çalışanların dayandıkları noktalara bilgilere daha önce de söylediğim gibi izahla bakmaya devam ettiğimizde özellikle İbrahim peygamberin Hz. Muhammed'in büyük dedesi olması hesabıyla açıklamaya gayret gösterenler İbrahim peygamberin Türklüğüne delalet olarak kabe ve hacerül esvet, üzerinden dayanarak bulmaya çalıştıklarını görürüz. Bu fikir sahiplerine göre hacerül esvet anadolu ilk çağ kültürlerinde kübele kubaba sibele okunuşlarıyla seslendirilen ana tabiat tanrıçasının sembolü olarak tapınma gören kara taş kültüyle benzerlik göstermektedir. Bu benzerlik, bu kültün orta Asya üzerinden Anadoluya oradan da Suriye Mezopotamya üzerinde Hicaz bölgesine akan Turani kökenli göçmenler aracılığıyla iletildiğini düşünen ve ileri süren bu düşünce sahipleri Kabe'nin yapılış şeklinin Anadolu'daki kökenini kübele kültünden alan içerisinde üçgen şeklinde bir kara taş kültünün bulunduğu ibadet mekanlarına benzerliğine de parmak basan aynı düşünce sahipleri Kabe'yi yapan ve içerisine Hacerül esveti koyan İbrahim ve İsmail peygamberlerin köken itibarıyla Anadolu ve Mezopotamya Suriye ile burada yaşayan Hititler, Lidyalılar, hatta Asya Avrupa üzerinden Balkanlar yoluyla Anadolu'ya girip Ege, Akdeniz kıyıların takiben Suriye, Filistin üzerinden bir kolu Mısır'a, diğer kolu Hicaz ve Yemen üzerinden Bab-ül Mendep boğazı yoluyla Afrika'ya geçen Turani kökenli deniz kavimleri denilen göçmen killeleri yoluyla İbrahim peygamber, İsmail peygamber arasında Kabe ve Hacerül esvet dolayısıyla etnik köken bağlantısı olasılığına dikkat çekmektedirler ve bu sebeple İbrahim peygamber ve nesli hakkında köken olarak Türklük ihtimalini ileri sürebilmektedirler. Bu olasılık zayıf ihtimal olsa bile düşünülebilecek bir olasılıktır Ve haliyle Hz. Muhammed’i Türk kökenine bağlı olarak gösterebilecek bir olasılıktır. Hz. Muhammed’i Türklüğe bağlayacak bir diğer düşünce tarzı da İsmail Peygamber üzerinden bağlantı kurmaktır. Bu tarz düşünceye göre İsmail Peygamber Kureyş kabilesinin oluşumunda söz sahibi Atalardan biri olarak Kureyş kabilesini Türklükle bağlantılı kılabilecek etnik bhir bağ, etnik bir köprü durumunda görülebilecek özellikte olması onun neslinden olan Hz. Muhammed’i de Türklüğe bağlayabilecek bir olasılık olarak karşımıza çıkabilecektir. Yine, Hz. Muhammed’i alnında taşıdığı İbrahim peygamber, İsmail peygambere nakil olarak gelen peygamberlik nuru da bağlantılı olarak, Türk etnik kökenine ulaştıran bir delil olarak görmekte mümkündür. Daha açık konuşmak gerekirse, peygamberimizde son bulan peygamberlik nuru peygamberimizi Hz. İbrahim’e bağlayan, ulaştıran bir delil ise, onu Türklüğe bağlayan bir delil olarak da görülebilecek bir işaret demek yanlış sayılamayacak bir durumdur düşüncesindeyim. Üstelik İslam dini ile benzerlik gösteren İbrahim peygamberin getirdiği dini itikat benzerliği, yani haniflik inancı Hz. Muhammed’i İbrahim peygambere bağlarken, İbrahim peygamberin Türklüğü dolayısıyla Hz. Muhammed’i de Türklüğe bağlayabilecek bir bağlantı olarak düşünebilir kanaatindeyim. Yine, Hz. Muhammed’i ve İslamiyet’i İsmail peygamber üzerinden, İbrahim peygambere bağlantılı kıldığını söyleyebileceğimiz Mekke’deki Saffa Merve Tepeleri’nin kutsiyeti ve bu tepeler hakkındaki efsanevi anlatımları da olasılık olarak görmek mümkündür. Çünkü bu tepeler hakkında anlatımlar Türk dünyasında tepelere verilen önem ve kutsiyeti de çağrıştırabilecek, benzerlik gösterebilecek ifadeler içermektedir. Ayrıca İsmail peygamberin annesi Habeş kökenli olma ihtimali Turanî göçlerin Habeşistan’a kadar uzanması nedeniyle Hacer’i de, İsmail peygamberi de Turanîlerle bağlantılı kılabilecek bir olasılık olarak karşımıza çıktığı unutulmamalıdır. Hz. Muhammed’i tarihi delillerle, kültürel ve sosyal delillerle yer ve kültür öğeleri, hatta etnik grup isimleriyle görülen benzerlikler üzerinden bağlantılı görmeye ve göstermeye çalışanlar da şu tarzda teoriler ileri sürüp, tezlerine dayanak aramaktadırlar. Onlara göre Mekke bölgesinde görülen putlara tapma şeklindeki inanışın temelindeki, esas Orta Asya’da görülen ve dünya üzerine oradan gerçekleşen göçlerle dağılan totem inancı ve çok tanrılı tabiat dini inancıdır. Nasıl Turanîlerde ve Türklerde her boyun bir totemi, yani Putu mevcutsa, Hicaz Bölgesi’ndeki kabilelerinde her birinin bir Putu, yani totemi vardır. Nasıl Orta Asya ve Orta Asya’dan göçlerin yapıldığı, göçlerin ulaşabildiği sahalarda üstünlük kuran boyun totemi, yani özel Putu tanrısı o hâkimiyet sahasının tanrısı olup, baş tanrı oluyorsa, aynı durum Hicaz Bölgesi’nde, Mekke’de de görülmektedir. Anadolu’da nasıl bir sürü tanrı ve tanrıça mevcutsa, Hicaz Bölogesi’nde de aynı durum söz konusudur. Bir far var ki, Anadolu’da ve diğer Turanî göçlerin getirdiği yerleşim yerlerinde tanrı ve tanrıça sembolleri farklı yerlerde ve yerleşimlerde korunmasına karşılık, Hicaz Bölgesi’ndekiler Mekke’de ve Mekke’nin tek tapınağı durumundaki Kâbe’de muhafaza edilmektedirler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.