güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

KABACA DİNLER TARİHİ İÇERİSİNDE ŞEYTAN KÜLTÜ-6

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

“Ya benden daha ötede bir mevki sahibi olursa…” düşüncesini bir türlü içinden silip atamıyor. “ya ben de onun emri altına giriverirsem” korku ve endişesi içinde kıvranıyor.

Bir rivayete göre kırk yıl süren nu bekleyiş esnasında içini kemiren, düşüncesini altüst eden bu sorunların cevabını meleklerden almak istiyor. Onların aralarında geçen konuşmalara kulak veriyor. Ama bunlar derde şifa olacak şeyler değil. Nihayet, içimde kaynayıp duran duyguları dile getiriyor ve yanındaki Meleklere:

Bu varlık sizden daha değerli sayılır ona itaat etmeniz emredilirse ne yapacaksınız?  Demekten kendini alamıyor.

Meleklere göre bu derece manasız sual olmaz. Eğer ona Allah değer verecekse, bunu kabul etmemek kimin haddine? Melekler için “Allah’ın dediği olur” prensibinin ötesinde düşünülecek hiçbir şey yok emir ve ferman daima ona ait ve iblisi kudurtacak derecede sakin cevap:

Biz Rabbimizin emrine itaat ederiz. Fakat iblis’ten meleklerin hiç de alışık olmadıkları bir ifade:

Eğer bu toprak parçası benden üstün tutulursa ona baş eğemem ben ondan üstün sayılırsam onu mahvederim

Bu çirkin bu melun kararın peşinde bir de yemin var. İblis dişlerini gıcırdata gıcırtada tekrarlıyor: “Yemin ederim Allah adına yemin ederim ki onu mahvederim”

Ve henüz bir toprak ceset halinde iken, hayata ilk adımını bile atmamış olan Hazret-i Âdem, İlk ve en büyük düşmanını kazanmış oluyor. Suçu, ilerde Allah’ın ihsanına ikramına layık şerefli bir varlık oluvermesi ihtimalinden ibaret.

Nasıl olur da çamurdan yapılmış henüz can bile üflenmemiş yıllardır upuzun yatmaktan öte de hiçbir marifeti olmayan bir çamur ceset bunca zamandır melekler arasında zikirle, tespihle, ibadetle ömür tüketen iblis’ten üstün tutulur. İbadet yolunda attığı tek adım yok, şerefli bir mevki elde etmesi için tek meziyete sahip değil…

İblis kendi düşüncesini destekleyecek bir dost bulabilme çabasıyla melekler arasında dolaşıyor. Fakat çaldığı kapılar hep yüzüne kapanıyor. Evet henüz kupkuru bir çamur olmanın ötesinde hiçbir meziyeti olmayan bu cesedi Allahın ikramına nail olur ve Allah onu şerefli kılarsa bu şerefi geri alacak ilahi emri durduracak hiçbir kuvvet mevcut değil. O dileğini aziz eder dilediğini zelil eder her türlü kudret O’nun elindedir ve O’na yaptığının hesabını soracak bir fert veya makam mevcut değil.

Bu sizden üstün bir mevki sahibi olursa ne yapacaksınız?

Bu sual İblisin içini kemiren düşüncesini altüst eden duyguların tesiri altında rastladığı bir melek gurubuna tekrar tekrar soruluyor. Her birinin verdiği cevap hep aynı:

-Biz Rabbimizin kullarıyız, emrine itaat ederiz.                                                          

 -Bir çamur parçası olsa da mı?

-Evet

İşte İblis’in aklının almadığı düşünce hududuna sığdıramadığı mesele bu hiçbir zaman böyle bir neticeye razı olamayacak, her ne pahasına olursa olsun karşı koyacak ve itiraz edecek

Demek Sağdaki gelecek ve bağdakini kovacak demek bunca yıldır yapılan zikir, tespih ve ibadet bir tarafta kalacak ve kokmuş balçıktan yapılan şu ceset baş köşeye oturtulacak izzet ve ikram gören o olacak bunca meziyetin sahibi İblis bir köşeye itiliverecek öyle yağma yok. İblis buna asla izin vermeyecek. İblis bu düşüncelerin altında tekrar geliyor. Hiçbir şeyden haberi olamayan ve yıllar boyu upuzun yatan toprak cesede vuruyor “söyle sen ne için yaratıldın? Diye haykırıyor fakat cevap olarak gelen ses sadece bir testiden bir çömlekten gelen sesin aynı…

Heyecandan kinden öfkeden çatlamak çıldırmamak elde değil…

Nihayet Yüce dergâhtan Meleklere  “Hazır ol “anlamına gelen yüce ferman ulaştı:

“ Ben onu tavsiye ettiğim ve kendi ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde ile tazim edin ona ile tazim edin”(1)*

Bu emir,” Allah’ın Halifesi” olacak şerefli varlığın hayat bulması münasebetiyle tertip edilen muazzam törenle ilgili

Allah bir Allahtan başka yaratıcı yok, Allahtan başka ibadete layık hiçbir mabud yok Allahtan başka bir varlığı mabud bilmek ve ona ibadet etmek yok. Bununla beraber Allah Hazreti Ademe secde etmelerini meleklere emrediyorsa bu emri yerine getirmekten başka çıkar yol da yok. Ancak bu secde yine Allah’a yapılıyor Âdem burada sadece kıble edinilecek ona dönülecek fakat secde Allaha yapılacak.

Sayıya hesaba gelmeyen ve Yüce Mevla tarafından “İbadün mekremün”(ikrama layık görülen değerli ve şerefli kullar) (2)* diye methedilen melekler hep göz kırpmadan hazır olda bekliyor gecikmeden, gevşeklik göstermeden bu önemli görevi yerine getirmek üzere gözler hep o toprak cesede dikilmiş Melek olarak yaratılalı beri bu çeşitten bir görev ilk ve son defa olmak üzere yapılacak. Kere ve inayeti sonsuz Mevla bu toprağı kendine “Halife” yaparken bin bir hikmet ve noktada toplanmış.

İblis kendi yaratılışını düşünüyor. Kendisi için yapılmış olan en küçük bir merasimi hatırlamıyor. Hâlbuki şu anda bütün Melekler tarif edilmez bir ciddiyet ve ihlâs içinde ona secde etmeye hazırlıyor. Şu kadarcık varlığa bu derece izzet ve ikramı bu derece saygı ve tazimi aklın alması imkânsız bu arada hiçbir meleğin iblisle meşgul olmaması hatta varlığıyla yokluğu arasında farkın kalmaması İblis için darbelerin en ağırı en acısı

Nihayet takdir kaleminin belirlediği ön geldi. Cenabı Mevla kendi ruhundan toprak cesede üfledi ruhun dokunmasıyla birlikte çamurdan yapılan varlığın kıpırdadığı yerinden doğrulduğu görüldü o ayağa kalktığı anda ise ilahi ferman yerine getirildi, geniş bir melek ordusu “Allahü ekber” secdeye kapandı. Hz. Âdem Kâbe gibi ortadaydı. Dört bir tarafta secdede bulunan melekler Allah’ı tespih etmekte meşguldür. Merasim en mükemmel şekliyle icra edilmiş “Allahın Halifesi” olarak yaratılan şerefli varlığa karşı hürmet ve tazim yine Allahın emriyle en üstün vazife onların içinde dile getirilmişti. Ancak biri vardı ki dimdik, sırık gibi ayakta duruyor başlarını secdeye koyan Meleklere kin dolu bakışlarla süzüyordu yapa yalnız kalmıştı. İki dakika önce kupkuru çamurdan ibaret olan şu adama karşı durmak onu düşman edinmek üzere bir tanesini olsun kandıramamıştı. Ama tek başına da olsa davasını yönetmeyi aklına koymuş bulunuyordu. Elinden gelse ilerleyecek ve Âdemin göğsüne indireceği şiddetli bir yumrukla içini dolduran kin ve nefreti boşaltmaya çalışacaktı. Ama Teâlâ bunca Meleği ona secde ettiriyorsa İblisin gül hatırı için tokat yemesine razı olamazdı. İblis hala kazık gibi ortada duruyor hala gözlerinden taşan kin ve nefretle etrafı süzüyordu ki ilahi hitab geliverdi:

Ey İblis ellerimle yarattığım bu varlığa secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibirlendin mi yoksa bu emre muhatap olmayacak yüce varlıklardan mı oldun?

Özür dilemesi lazımdı fakat o içindeki duyguları dile getirdi:

Ben ondan hayırlıyım çünkü beni ateşten yarattın onu ise topraktan yarattın dedi (1)*

Bu yaptığı büyük bir cüret eşi görülmemiş bir küstahlıktı. Allah Teâlâ’yı, manasız ve mantıksız iş yapmakla suçlamaktı. Daha değerli ve daha hayırlı olanı değersiz karşısında secde ettiriyorsun demekti. Bu söz Âlemlerin Rabbi’ne karşı söylenmemeliydi. Bu sözü söylemenin Allah Teâlâ’ya karşı yapılan bir edepsizlik olduğunu İblis mutlaka biliyordu. Ama İblis’in gözü dönmüştü. İçi sönmek bilmeyen bir kin ateşiyle kavrulmaktaydı. Kimin karşısında bulunduğunu kime kafa tuttuğunu düşünmeyecek derecede kızmış köpürmüştü. Sonu ebedi felaket bile olsa duygularını dile getirecek boynuna lanet halkası geçecek de olsa aslı çamur olan şu insana karşı düşmanlığını yürütecekti.

Allah Teala ona yaptığı küstahlığın cezasını tebliğ etti:

Çık oradan Muhakkak ki sen kovulmuş durumdasın. Kıyamete kadar lanetim senin üzerindedir.(2)* İblis hasedinin meyvesini böyle derlenmiş oluyordu. Attığı adımı geri çekmedi:

(1)* Sad suresi 28.75.76

(2)* Sad suresi 38/77

Ey Rabbim insanların tekrar diriltecekleri güne kadar bana mühlet ver öldürme dedi. Bu istek reddedilmedi “Sen belli bir güne kadar mühlet verilenlerdensin” cevabını aldı. Artık nefesi genişlemişti. İnsanların tekrar diriltilmesinden sonra bir daha ölüm yoktu. Ölmeden de cennete veya cehenneme girilmezdi. Evet bundan böyle kendisi için cennetin adı edilemezdi. Cehennemden kurtulmak ise en büyük mükâfat sayılmalıydı. İnsanların tekrar diriltecekleri güne kadar mühleti bunun için istemiş oluyordu. Kesin olarak bildiği ve inandığı bir şey daha vardı. Allah Teâlâ’nın vaadinden dönmeyeceği…

Ama İblis’in unuttuğu bir hakikat daha vardı. Allah Teâlâ “Her canlı ölümü tadacaktır.”(1) hükmünü koymuştu. Bu hükmün dışına çıkacak hiçbir fert yoktu. Bütün Meleklerin secde ettiği Halifetullah ölecek Âlemlere Rahmet olarak yaratılan en büyük Peygamber ölecek hatta ölüm meleği Azrail ölecekse akıl kutusu İblis neden ölmesin? Zavallı İblis aklına irfanına güvenmiş işi aceleye getirmiş kibir ve hasedinin verdiği sarhoşluklara zaferi kazandığını sanmıştı. Birden dikleşti:

Senin izzet ve şerefine yemin ederim ki onların hepsini azdıracağım. Ancak sen’in doğru yolunun üzerinde onlara pusu kurup oturacağım. Sonra onlara önlerinden geleceğim arkalarından geleceğim sağ tarafından, sol tarafından geleceğim ve sen onların çoğunu şükreden kullar olarak bulamayacaksın dedi.(3)*

(1)* Ankebut suresi 29/57

 (2)* Sad suresi 18/82 83 

 (3)* A’raf suresi 7/16 17

        Cenab-ı Mevla:

Haydi orandan hor olarak sürülmüş olarak çık defol yemin ederim ki onlardan her kim senin peşinden giderse kendisine yazık etmiş olacaktır. Elbet cehennemi sizlerle dolduracağım cevabını verdi.(1)*

Melekler Allah Teâlâ’nın yüceliğini tekrar tekrar ikrar ederek başlarını kaldırırken huzuru ilahiden de melun bir varlık olarak şeytan çıkmaktaydı.

Yaptığı ibadetler boşa gitmiş ilminin ve irfanının faydasını görememişti. Kıyamete kadar tepesine lanet yapacak o ise insanları Allaha isyan ettire bildiği derecede mutlu olacaktı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.