güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

KABACA DİNLER TARİHİ İÇERİSİNDE ŞEYTAN KÜLTÜ-5

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Orta asya ve Türk mitolojisine baktığımızda daha önce gördğümüz inançlardan farklı bir durum görüyoruz çünkü diğer mitolejilerin göstermediği tek tanrılı bir din söz konusu olmaktır.Türk dini sisteminin başı her şeyin yaratıcısı Karahan isimli gök tanrısıdır.Bunun yanında cehennem ve yerin tanrısı yerlik ıtan ikinci sınıf bir tanrıdır sanki cehennemi idare eden bir melek  semavi dinlerden islamiyette belirtilen Malik adlı melek  durumundadır ne var ki karanlıkların hakimi ve sihayi seven tanrı olması şeytanı çağrıştırmaktadır yerlik han korkulan çekinilen bir külttür ondan çekinilip dileklerin Karahana yapılması bir kötülük iyilik çekilmesini çağrıştırmaktadır ancak Türk mtolojisinde şeytanı kuvvetler yeresu adını alan yaratıklardır yersular hem iyi hemde kötü işleri yapablmektedir gök tanrı dinini takip eden şamanizm dini ise tamamen ata ruhlarına ağırlık veren ruhu bir dindir. Özü ruhçuluk ve ruh çağırma olan şamanizm dedir adamı olan şamanlar dinde bulunan ruhların yerini alacak adeta ruhlarla özdeşleşeceklerdir. Kendilerine has kıyafetler ve törenlerle  tamamen dinin esas unsuru olacaklardır.Bunların kötü olanları şeytanı artmayacak kötülük ve buna uygun işlevlerde bulunduklarından bir oranda ruhsuzluk olan  şaamanizm şeytani ayin ve törenlere dönüşecektir.

Kısaca şaamanizmde kötü ruhlarla uğraşan şaamanlar zamanla bu ruhların esiri olup şeytani törenler yaratarak şeytana tapma törenlerine benzer törenler  yaratacaktır.  Moğollarda ise daha ziyade ruhçuluk esaslı din inancı hakimdir. Büyücülük oldukça ileri olup şeytan benzeri kötü ruhlarla ilgi ve ayinler fazladır efsaneler halinde olsa bile Türk enpiz Devletinin kuruluş yıllarında görülen bir cayan hareketi vardır ki bu tamamen şeytana ve sakal tanrı sutanlı gibi bir külte dayandığı rivayet edilir. Yalnız bu söylentiler halindeki hareket tipatı imkansız kılmış bir olay olup daha ziyade macera romanları konusudur.lakin söylentilerde bazen doğru olabilmektedir hatta halkımız bunu izah için söylentiyi dumana hakikati ateşe benzetip ateş olmayan yerden duman çıkmaz der kim bilir belki de macera romanlarına konu olan böyle bir olgu cereyan etmiş olabilir.

Bütün bunlardan sonra Türkler ve Moğollarda şaamanizm faaliyetlerinin bazı develer hediye giderek bazı yerlede şeytana tapma şekline dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Araplarda puta tapıcılık şeklinde bir miteloji olup lat-hibel uzza gibi put tanrılar görülür putperestlikle şeytana tapma yakın bir dini seçenektir çünkü putlar bazen korkunç halleri ve görünürleriyle şeytanı temsil amacıyla oluşturulmuş hikayeler olabilmektedir.

Bu yüzden Arabistanda bazen şeytana tapma şeklinde dini faaliyetler de görülmüştür.

Buraya kadar gördüğümüz mitolojilerde dinlerde ortak olan kötülüğün hep karanlık ve siyahla temsil edilmesi ve onunla mücadele eden iyi güçlerin aydınlığı belirten ay, yıldız ,ateş,yıldırım gibi görünümlerle temsil edilmesi şeklinde bir hakikattır

Yani kötülük ve şeytan karanlık siyah ile iyilik ve ilahi güçler ışık ile gösterilmiştir Ateş şeytanı temizleyen yok eden bir araç olarak görülmüştür.

Şeytan karanlıktan cehaletten kan dökülmesinden kuvvet almıştır.Şeytana tapanlar hep karşısında aydınlığı bilgiyi ve ateşi bulmuştur.

Bu dinlerde daha sonraki semavi dinlerden farklı bir yön de şeytanın karanlıktan yaratıldığı düşüncesidir çünkü semavi dinler şeytanı ateşten yaradılmış kabul etmektedirler.

Şimdi Musevilik -Hırıstiyanlık -İslamiyet gibi semavi ve kitaplı dinlerde şeytanın durumuna bakalım her  üç dinde Şeytanı tanrıya asi bir kulu ve ateşten yaradılmış bir varlığı kabul eder.

Her üç dinde de iyilik ile kötülük mücadelesi şeytan ile dinin Peygamberi arasında ve şeytan taraftarları ile Peygambere inananlar arasında geçer

Semavi dinlerde şeytanın güç kaynağı ana yapısı ateş Peygamberlerin yapı kara topraktır bu nedenle şeytan Peygamber çekişmesini toprak-ateş savaşı olarak değerlendire biliriz

Musevilikte mücadele Musa ile Şeytan taraftarı Firavun arasında Hırıstiyalıkta mücadele ise İsa ile Romalılar ve museviler arasında geçer ki şeytanın yanıltması altındadırlar.İslamiyette Hazreti Muhammed ile Ebusüfyan Ebucehil gibi liderler eşliğinde puta tapıcı ve şeytanın aldattıkları kureyş arapları arasında geçer

Yine pekiyi bilinmelidir ki Şeytan-Peygamber mücadelesinde insanlığın yer alacağı cephe peygamberlerin yanıdır. Zaten bu o dine göre şeytan-peygamber mücadelesi Adem-Şeytan mücadelesiyle başlamıştır.

Tüm semavi dinler Şeytanın tanrıya Adem nedeniyle isyan etmiş ve lanetlenmiş bir melek olduğunu söyler. Adem topraktan yaratıldığından Tanrı tüm gök ehline ona secde etmesini buyurmuştur. Bunu reddeden Şeytan ben ateşten yaratıldım ona secde etmem der ve tanrı katından kovulur. Bu onu daha da kamçılar ve Ademe daha düşman olur. Ne var ki Adem cennetle Havva ile yaşamını sürdürmekte şeytan ona ulaşamamaktadır.

Hikâye aşağı yukarı Tevrat da İncil de ve Kuranda bazı isim farklılıkları ile aynı anlatılmaktadır. Farklılıkların İncil ve tevratta bozulmasından kaynaklandığı sanılmaktadır. Semavi dinlerin bu konuda kitapları vasıtasıyla belirttiklerine göre olay şöyle devam eder. Şeytan cennete ulaşmak için çareler ararken cennetin kapıcısı olan tavus kuşuna yaklaşıp çok güzelsin ama ne yazık ki öleceksin der. Ölümü tanımayan tavus kuşu şüphelenip şeytandan izah isteyince beklediği fırsatı yakaladığına inanan şeytan ağını örmeğe, planını tezgâhlamaya başlamıştır.

Tavus kuşuna bana müsaade et cennete gireyim sana o zaman ölümsüzlüğün sırrını vereyim der. Tavus kuşu tereddütlüdür. Durumu yılana açar Şeytan aynı şüpheciliği yılana da bulaştırır. Tavus ve yılan Şeytan arasında kurulan plana göre şeytan yılanın içine girecek tavus kuşu yılanı kapıdan içeri geçirecek Şeytan cennete girip gezecek ve onlara ölümsüz olmanın sırlarını verecektir. Bu gün dahi Tavus kuşu ve yılan Şeytanın ilgili görülmesi bu hayvanların Şeytanın ilgili görülmesi bu hayvanların Şeytanın sembolü sayılmaları hikayeye dayanmakta olmalıdır.

Şeytan Adem Peygamber topraktan şekillendirilmiş halde iken can (ruh) verilmeden önce onu kıskanmaya başlamıştır. Bu kıskançlık nedeniyle tüm melekler tanrı emriyle tanrının halifesi olarak secde ettiğinde Şeytan secde etmemiştir.

Dini rivayetler ve anlatımlar şeytanın daha Âdem çamurdan ruhsuz bir vücut olarak cennete yatarken onunla mücadeleye başladığını söylerler. Bu rivayetlere göre ileride kendinden üstün bir varlık olacağından şüphelendiği Âdemin vücuduyla eğlenmeye onu hırpalamaya, ona sorular sormaya başlamıştır. Bununla da yetinmeyen Şeytan cansız vücudun ağız yerinden girip defi hacet yerinden çıkmış ve tam göbeğe denk gelen yere tükürmüştür. Onun bu hareketi bir bakıma isyanını sabit kılan bir olay olmuştur. Bu dini hikayelere göre iblisin tükürdüğü saha Tanrı emriyle bir miktar toprakla oyularak atılmıştır. Bu hareket insanların göbek çukurunun yaratılmasını doğurmuştur. Şeytanın Adem üzerinde yaptığı bu icraat bir bakıma gelecek insanlığın kendi karşısında zaaf noktasını tespit etmiştir. Gelecekte insanları bu yolla el geçirecektir. Şeytan ve Şeytan taraftarları insanları bu yolla yani yeme-içme yoluyla kandıracak, kötülükleri, yanlışları hep yemeden- yedirmeden yararlanarak yaptıracaklardır bu arada aynı hikâyelere göre insanların yeme içme ve defi hacet ihtiyaçlarının doğmasının sebebi de Şeytanın bu hareketinden kaynaklanmıştır.

Bu hareketle kötülüklerin insanın içine girmesi, insanların iç kirliliğin başlaması ortaya çıkmıştır. Vücudun bunlara tepkisi ve insanların iç kötülülüklerle mücadeleri de bu hareket sonucunda başlamıştır. Dini rivayetler ve hikâyeler Âdem’in yaradılışını ve Şeytanın ona davranışını anlatırlar. Bu anlatım her üç semavi dinde aşağı, yukarı aynı olup kutsal kitaplarında yer almaktadır.

Peygamberler Tarihi isimli eserde Âdem’in yaradılışı Şeytanın durum ve davranışları şöyle dile getirilmektedir. Arzdan alınan toprak yapışkan bir çamur haline gelinceye kadar ısıtıldı (1)*

Daha sonra kokuşmuş bir balçık haline gelinceye kadar kendi haline bırakıldı (2)*

Bu balçığa bir insan şekli verildi başı kılları ve bacakları ile dış görünüşü tam bir insanı andıran fakat her zerresiyle çamur olan bu şekil kendi kendine kuruyuncaya kadar olduğu yerde kaldı. Kurudu,kurudu dokununca testi gibi ses verecek derecede sert ve katı bir cisim halini aldı(3)*

Melekler daha önce Allah Teâlâ tarafından – ben topraktan bir insan yaratacağım(4)* diye buyrulan bu cesedi ziyaret ediyorlar. Sessiz, sedasız, hareketsiz yatan bu varlığın etrafında dönüp dolaşıyorlar. Hayran hayran seyrediyorlar. Özellikle iblis bu cansız varlığa vuruyor. Testi gibi çömlek gibi ses veren bu varlığın esrarını çözmeye çalışıyor. Bir cevap alabilirim ümidiyle  “sen ne için yaratıldın söyle !”  sualini sormaktan kendini alamıyor. Bu kupkuru çamurun alala de bir varlık olacağını bir türlü kabul edemiyor – Adam sende diyerek omuz silkip geçemiyor.

DİPNOT: (1)* Saffat Suresi 37/11

                (2)* Hicr Suresi 15/28

                (3)* Rahman suresi 55/14

                (4)* Sad suresi 38/71 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.