güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

HİLAFETİN İLGASI VE BUGÜN HİLAFETİ GERİ GETİRMEK İSTEYENLER

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli okurlarım, geçen Perşembe günü takvimler 3 martı gösterirken ülkemizde siyasi ve idari açıdan önemli bir inkılabın gerçekleştiriliş tarihinin yıldönümünün yaşandığının toplum olarak acaba ne oranda farkındaydık. Şahsi görüşüme göre bu önemli olgunun ne yıldönümünün farkına varan bir toplum ne de böyle bir olguyu hatırlayan bireyler durumunda değildik. Oysa 3 Mart milletimize hem dini açıdan hem sosyal açıdan hem idari açıdan pek çok yeni özgürlüklerin yolunu açan bir inkılabın tarihiydi. Çünkü bu tarihte Mustafa Kemal’in yönlendirdiği Türkiye Büyük Millet Meclisimiz asırlar öncesinde nasıl ve neye dayanarak bize mahal edildiği belli olmayan halifelik makamını ortadan kaldırmış bizleri halifelik yönetiminden kurtarmıştır. Göründüğü kadarıyla halifelik peygamberimiz Hz. Muhammed’in kurmuş olduğu İslam devleti sisteminin devam edebilmesi için peygamberin temsil ettiği devlet liderliğini sürdürmeyi üstlenen vekillerinin oluşturduğu bir makamdı. Kaidelerini kimin koyduğunu hangi ayet hangi hadise dayandırdığı belli olmayan halifelik sisteminde halife seçilen kişinin Arap asıllı ve Kureyş kökenli birisi olması esas tutulmaktaydı. Üstelik halifenin erkek olması aklı başında ve akıl bali olması gerekirdi. Onu işi başına getirmek içinde tüm İslamların onun halifeliğini kabul etmesi gerekirdi. Ama ne yazık ki daha makamın kuruluşunda bu şartlara uyulmamış ilk halifenin seçiminde bile seçime itirazlar olmuştur. Hileli seçimler olmuş silah zoruyla hilafete geçmeler olmuş. Hilafeti haksız gasp eden ümeyye oğullarının kurduğu emevi hilayeti Abbas oğullarının hilafeti derken hilafet osmanoğullarına getirilmiştir. Ama Osmanoğulları Arap olmadığı gibi kureyş kabilesiyle de yakın uzak bağlantısı yoktur. Bazıları zorlamalarla Arap kökenli hanımlarla evlilik yoluyla Osmanlıları Osmanlı hanedanını kureyşe bağlamak gayrete ilgi gösterseler de bunlar uydurma faraziyeden öte hakikatlar olmadığı gibi gerçek olmaları halinde bile Osmanlı hanedanını kan yoluyla kureyşe bağlaması imkansız faraziyelerdir. Çünkü kan bağı yoluyla hısımlık kadınlar vasıtasıyla uzun süreli nesillere aktarılamayacak bir durumdur. Bu yüzden Osmanlı padişahlarının halifeliğini geçerli saymak tartışmalıdır kabulü zordur. Kaldı ki şii İslam dünyası imamet makamıyla ayrı bir sistem oluşturduğundan Osmanlı halifelerinin tüm İslam dünyasını temsil etmesi ve tüm İslam dünyasının başı olması da imkansızdır. Kureyşten gelmemeleri nedeniyle sünni İslam dünyasının halifesi başı olma hakkına bile haiz olmaması gereken Osmanlı padişahları çocuk yaşta veya deli olmaları halinde bile iş başına gelebildikleri de düşünülürse halifelikleri ne derece geçerlidir düşünülmesi gereken bir durumdur. Halifelikleri geçersiz olması büyük olasılık olan ve tüm İslam dünyasını temsil ve yönetme yetkisinden yoksun Osmanlı halifeleri yarattıkları sistem sayesinde Osmanlı türk tebasını dinsel baskı altına alarak oluşturduğu teokratik monarşiyle asırlarca yönetmeyi başarmıştır. Halife olduğunu ileri sürerek türk milletini dini sosyal ve idari sahada etkilemiş yönlendirmiş yönetmiştir. İşte 3 Mart tarihinde böyle neidü belirsiz bir makam olan halifelik ortadan kaldırılırken ülkeye kazandırılan yeni  rejim Cumhuriyet kuvvetlenmiş. Rejim ve toplum laiklik yolunda sağlam bir adım atmıştır. Üstelik bu icraatla milletimiz kendini halife gösteren Osmanlı hanedanında kurtulduğu gibi onun kendisini halife sayması nedeniyle idare ettiği Türk milletini yüklediği İslam’ın muhafızlığı koruyuculuğu görevini yerine getirme zorunluluğundan da sıyrılmıştır. Tabiricayitse hilafet kalkınca Türk milleti artık İslam Arap’ın, İslam Acem’in, İslam Afgan’ın, İslam Zencinin muhafızlığını yapmak durumundan da kurtulmuştur. Tabi rica itse Türk milleti ümmetin muhafızlığından kurtulmuş kendi milletinin kendi ulusal güvenliğinin muhafızı olma durumuna dönmüştür. Ülke içerisinde hilafet nedeniyle yönetim karşısında sünni şii diye bölünen İslam kitle hilafet kalkınca laikliğe kavuşup dinsel açıdan bölünmüşlükten kurtulmuştur. Hilafet gidince idare laikleşmiş hukuk laikleşmiş sosyal yaşam ve eğitim laikleşmiştir. Ama ne yazık ki 1960 darbesinden sonra laiklik ve Cumhuriyet karşıtları Laikliği ve Cumhuriyeti devirmek için gizli gizli çalışmalarını hızlandırmışlar 1980 darbesinden sonra yani 12 Eylül darbesinden sonra askeri yönetimin bence yaptığı bazı hatalar neticesinde kuvvetlenme imkanını daha fazla bulan laiklik ve cumhuriyet karşıtları daha somut çalışmalara geçme imkanını elde edebilmişlerdir. Öyle ki Mustafa Kemal inkılaplarının hilafında uygulamalara yönelmeyi gerçekleştirmeye dahi cesaret eden bu kitleler öyle görünüyor ki artık 3 Mart 1924 hilafetin kaldırılması kanununun başlattığı çalışmaları tersine çevirmek için çalışmalarını bütün bütün hızlandırmaya yönelmişlerdir. Bunda ne derece başarı olacaklarını önemizdeki yıllar gösterecektir. Hilafetin geri gelip gelmeyeceğini Osmanlının benzeri idarelerin boy gösterip göstermeyeceğinin tartışalacağı günlerin yakın olacağını düşünmekteyim. Umarım bu düşüncelerimde yanılıyorumdur. Umarım 3 mart 1924 te atılan temeller hakikaten sağlamdır. Milletin Hilafetin zararlarını eski yönetimlerin zararlarını gerçekten görmüş ve kavramıştır. Ve umarım hilafeti ve osmanlıyı geri getirmek benzer yönetimleri yaşatmak isteyenleri arkalamayacak desteklemeyecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.