güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

DİRİLİŞ DİZİSİNDE İSMİ GEÇEN BAZI ŞAHISLARIN SENARYO UYARINCA FARKLI TANITIMLARLA ANLATILDIĞINI GÖRMEKTEYİZ-1-

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli okurların başlıkta da belirttiğimiz gibi Anadolu Türk Tarihi açısından ve İslam tarihi açısından önemli yerleri olduğunun düşündüğüm bazı tarihi kişiliklerin yalnız veya farklı konumlarda tanıtıldığını görmekteyiz. Bu davranışın milletin tarih kavramını tarihi kişilikleri değerlendirme kavramını zedeleyecek yaralayacak bir davranış olduğu düşüncesindeyim. Bunun ancak sözü geçen tarihi kişiliklerin en azından genel tarih kaynaklarına göre tanıtımın yapılarak askeri oranda gidebileceğini düşünmekteyim. Bunun içindir ki Anadolu Selçuklu tarihi açısından önemli yerleri olduğunu düşündüğüm sultan 1.Alaattin Keykubat ve makamında bulunan saadettin köpek gibi şahsiyetlerle İslam tarihi açısından önemli bir şahsiyet olan ibnülarabi ve Anadolu ahi tarihi açısından önemli bir şahsiyet olan ahi evranın ve bunların hazırlanmasından rol oynayan ilhanlı komutanı baycunoya’nın genel tarih kaynaklarına göre hayat hikayelerini nakletmekte bu amaca hizmet etmeye yöneldim. Hiçbir yorum katmadan sadece genel kaynaklardan hayat hikayelerini verdiğim bu şahsiyetlerin bu bilgiler ışığında değerlendirilip diriliş dizisinin izlenmesi sırasında verilen bilgilerle bir karşılaştırmasının yapılmasını ve diriliş dizisinin bu değerlendirmeler ışığında takip edilmesinin daha faydalı olacağını ümit etmekteyim. Sözü edilen kişiler ve hayat hikayeleri şöyledir.

 

ALAADDİN KEYKUBBAT

Saltanat Öncesi

Muhtemelen 1190’da dünyaya gelmiştir. Babası, Sultan I. Gıvaseddin Kevhüsrev’dir. Annesinin kim olduğu, çocukluğu ve meliklik dönemi hakkında fazla bilgi bulunmaz.

Babası 1196’da tahtı kardeşi Rükneddin Süleyman’a bırakmak mecburiyetinde kalıp gurbet hayatına çıktığında Alâeddin Keykubad, ağabeyi I. İzzeddin Kevkavus’la birlikte babasının yanında bulundu. Dördüncü Haçlı Seferi öncesine kadar (1200 - 1204 arası İstanbul'da Bizans İmparatorluğu'nda kaldı. İzzeddîn Keykavus ve Alâeddîn Keykubad’ın babaları ile birlikte geçirdikleri gurbet hayatı sırasında ikisinin eğitimi ile Seyfeddîn Ayaba’nın ilgilendiği bilinir. Ayrıca kesin olarak hangi döneme ait olduğu bilinmese de Dizdar adı ile tanınan Emir Bedreddîn Gevhertaş, Alâeddîn Keykubad’ın lalası idi Ana dili olan Türkçenin yanında, Farsça. Rumca ve Arapça öğrendi. Ayrıca yüksek İslami ilimleri ve astronomiyi öğrendi

II. Süleyman Sah'ın ölümü üzerine tekrar sultan olmak üzere Konya’ya doğru harekete geçen babası Gıyaseddin Keyhüsrev, geçişine izin vermesi için İznik Rum İmparatoru I.TeodorLaskaris ile anlaşma yaparak Ladik, Honas ve bazı kaleleri bırakmayı kabul ettiğinde kaleler teslim edilene kadar onu ağabeyi İzzeddin Keykâvus ile İznik'te rehin bıraktı. İki kardeş, bir süre İznik'te tutsak olarak kalsa da daha sonra Hacib Zekeriya'nın yardımı ile kaçarak Anadolu'ya geçtiler.

II. Gyaseddin Keyhüsrev 1205 yılında yeniden Selçuklu tahtına geçince Keykubad’ı Tokat’a melik tayin etti. 6 yıl süren meliklik döneminde devlet yönetimini öğrendi ve tecrübe sahibi oldu.

Saltanat Mücadelesi ve Tutukluluk Yılları

Babasının ölümünden sonra devlet erkanı Sultanlığa ağabeyi I. İzzeddin Kevkavus'u seçti; Kavseri'de yapılan bir törenle tahta çıkardı. Bunu kabul etmeyip tahta geçmek isteyen Keykubad, Erzurum meliki olan amcası Tuğrul Şah ve Ermeni Kralı II. Levon ile anlaşarak ağabeyinin bulunduğu Kayseri’yi kuşattı. Fakat taraftarları ağabeyi ile birleşince zor durumda kalarak Ankara Kalesine sığındı. Ankara Kalesi ağabeyi Keykavus tarafından kuşatıldı. Alaaddin Keykubad, bir yıl süren direnişten sonra erzak tükenince; kendisine ve Ankara halkına zarar verilmemesi şartıyla 1213 baharında teslim oldu. Ağabeyi onu önce Malatya’daki Mazara (Minşar) Kalesi’ne daha sonra Kezipert Kalesi’ne hapsetti. İzzeddin Keykâvus'un Keykuab'ı öldürmesine hocası Mecdüddin İshak engel olmuştur.

Saltanatı

Tahta çıkışı

Keykâvus’un oğlu olmadığından 1220 yılında ölümü üzerine Beylerbeyi SeyfeddîrıAyaba, Emîr-i ÂhûrZeyrıeddîn Beşâra, Emîr-i Meclis Mübârizeddîn Behramşâh ve Bahâeddîrı Kutluğca gibi devlet adamları ve komutanlar, Kezirpert Kalesi’nde tutuklu bulunan Alâeddîn Keykubad’ı tahta çıkarma kararı aldı. Kimi kaynaklara göre İzeddin Keykavus ölüm döşeğinde iken Aleaddin Keykubad'ı çağırtarak varis ilan etmiştir. Yeni hükümdarı tutuklu bulunduğu yerden çıkarıp Konya’ya getirme görevi Seyfeddin Ayaba’ya verildi. Böylece İzzeddin Keykâvus’un yüzüğünü yanına alan Emîr Seyfeddin Ayaba, Alâeddin Keykubâd'ı, tutuklu bulunduğu Kezirpert kalesinden çıkararak Sivas'a getirdi. Melik Alâeddin Keykubâd Sivas'ta tahta çıkartıldı. Ardından Konya yolunu tutan Alâeddin Keykubad’a Kayseri, Akşehir ve Konya'da muhteşem karşılama törenleri yapıldı.0 O tahta çıktığında Abbasi HalifesiNâsır, İslam filozoflarından Sihabeddin Sühreverdî ile menşur, hilat, çetr ve diğer saltanat alâmetlerini göndererek hükümdarlığını tasdik etmiştir.

Moğol istilasına karşı önlemleri

Alaaddin Keykubâd tahta çıktığında ilk işi Asya'yı ve Doğu Avrupa'yı kasıp kavurmakta olan Moğol istilasına karşı önlemler almak oldu. Konya, Kayseri ve Sivas gibi şehirlerin surlarını ve sınır kalelerini yeniden inşa ettirdi. Bağdat’ı Moğollar’a karşı savunmak için asker talep eden Abbasi halifesine BahâeddinKutluğca kumandasında beş bin kişilik bir kuvvet gönderdi. Moğollar’ın Bağdat’ı istila etmekten vazgeçmesi üzerine bu birlik geri gönderilmiştir.

Alaiye’nin fethi

Yazı Kayseri’de geçirdikten sonra "Kalonoros" adıyla bilinen ve KyrVart adlı şahsın yönetiminde bulunan Alanya Kalesi üzerine seferine çıktı. Ordusu ve Antalya'dan gelen deniz kuvvetleri ile kış mevsiminde kaleyi kuşattı. İki aylık kuşatmanın sonunda kale teslim oldu. Yapılan anlaşmaya göre Sultan Alâeddin kaleyi teslim alarak KyrVart'ın kızı ile evlenecek, ona Alanya’ya karşılık Akşehir beyliği ve birkaç köyün mülkiyeti verilecekti. Böylece Sultan Akdeniz sahilindeki bu kaleye kendi adına nispetle "Alâiye" denilmesini, yeniden imarını ve burada bir tersane inşasını emretti (1221). KyrVart’ın kızı ile düğün yaptı. Tarihe Mahperi SultaniHunat Hatun) olarak geçen Hristiyan eşinden oğlu II. Gıvaseddin Kevhüsrev dünyaya gelmiştir.

Sultan, Alaiye’nin fethinden sonra kışı geçirmek üzere Antalya'ya gitti; yolculuk esnasında KyrVart'ın kardeşinin idaresindeki Alara Kalesi de fethedildi.

Emirleri öldürtmesi

Antalya’dan Kayseri’ye döndükten sonra babası I. GıyaseddinKey-hüsrev ve ağabeyi I. İzzeddin Keykâvus zamanından kalan tecrübeli ve yaşlı devlet adamlarından kurtulmanın yolunu aradı. Aralarında Seyfeddin Ay Aba, Zeyneddin Başare, Mübarezeddin Behramşah ve Bahaeddin Kutluğca gibi emirler bulunan bu devlet adamları, servet ve saltanatta Sultan'ı gölgede bırakıyorlar ve bu durum iki taraf arasında da gizliden kuşku ve şikâyetlere sebep oluyordu. Hokkabaz Oğlu Seyfeddin ve annesinden akrabası Emir Komnenos’dan yardı alan Keykubâd, cezalandıracağı emirleri sarayına davet etti; yakalatıp hapsettiği emirlerin çoğunu idam ettirdi. Daha sonra ortadan kaldırılan emirlerin yakınları olan ikinci derecedeki amirleri sürgün ettirdi. Eyyûbîler’esığınna bu kişiler, Eyyûbî Hükümdarı Melik Eşrefin ricası ile ülkeye geri dönebildiler.

Ermenilere karşı seferi

Ticaret yollarının güvenliğine büyük önem veren Keykubâd, Antalya ve Çukurova'da saldırıya uğrayıp soyulan tacirlerin Kayseri'ye gelip Keykubad'ın huzuruna çıkarak şikayette bulunmaları üzerine yeni bir sefere karar verdi. Aynı dönemde Antakya Haçlı Princepsi IV. Boemondo, veraset meselesi yüzünden mücadele halinde olduğu Ermeniler’e karşı işbirliği teklifinde bulunmuştu.

Keykubad, bu teklifi kabul ettiğini Antakya Princepsine bildirdikten sonra, Selçuklu kuvvetlerini üç koldan bölgeye sevk etti. Haleb Eyyûbi meliki el-Melikü’z-Zahir’in gönerdiği kuvvetlerle gücü arttan Keyhüsrev, Ermeni topraklarına girdi. Antalya Sübaşısı Mübarizeddin Ertokuş, sahilden ilerleyerek Manavgat ve Anamur başta olmak üzere 40 kaleyi fethederek Silifke'ye kadar ilerledi. Karadan taarruz eden diğer Selçuklu kuvvetleri iki koldan ilerledi. Selçuklu ordusunun İçel, Silifke ve Çınçın kalesini (Maraş) ele geçirmesi ile çok zor durumda kalan Ermeni Kralı Hetum, Keykubad’a elçi göndererek barış isteyince kralın teklifini kabul etti. Yeni anlaşma ile Ermeniler, "her sene bin süvari ve beş yüz çarkçı neferi harp hizmetine göndermeyi, 1218 yılında yapılan antlaşma da belirlenen haracı iki misline, yani 40 bin dinara çıkarmayı ve Ermenilerin keseceği sikkede Sultanın adının da bulunması şartlarını kabul etmek zorunda kalmış ve yeniden Selçukluların tâbii olmuşlardır.^

Eyyûbîlerle iliskileri

Bu sırada Artuklulardan Diyarbekir hükümdarı olan Mes’ud’un Keykubad adına okunan hutbeyi kaldırması üzerine buraya Mubarezeddin Çavlı kumandasında bir ordu gönderdi. Bu ordu, Mesud’un ordusunu yendi ve Çemişgezek gibi bazı kaleleri ele geçirdi. Ayrıca, Eyyûbî hükümdarı Melik Eşrefin yardımcı olarak gönderdiği kuvvetleri de bozguna uğrattı. Moğol istilasına karşı önlem olarak Eyyûbiler ile iyi geçinmek isteyen Keykubad, esir aldığı Eyyûbî kumandanlarını serbest bıraktı ve onlarla akrabalık kurmak amacıyla 1227 yılında Eyyûbî meliklerinden Muazzam Şerefeddinîsâ’n kızı ile siyasi bir evlilik yaptı. Karşılıklı hediye alışverişi, törenler ve düğün Şam’da başlayıp Malatya ve Kayseri’de devam etti.151 Tarihe Melike Âdile (ya da Gaziye Hatun) olarak geçen ikinci eşinden iki oğlu dünyaya gelmiştir.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.