güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

BANDIRMALI SİYASEÇİLERİN SUÇ ANLAYIŞINDAKİ TUHAFLIK

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:51

Kıymetli okurlarım;
Bandırma’mızın yerel medyasına ve toplum ( halk) arasındaki söylentilere bakılırsa, son günlerde Bandırma’mızın önemli sorunlarından birisi; sahil boyundaki dolgu alanında bulunan yapıların durum ve statüsüdür. Yerel medyada yer alan bilgilendirmelere göre, liman sahasında başlayan; Eski İskele Binasının şimdiki Nikâh Salonu ve altındaki dükkânların dışındaki sahildeki tüm dolgu alanı üzerindeki yapıların kontrol ve kullandırma hakkı maliyenin, daha doğrusu Maliye içerisinde yer alan Milli Emlak dairesinin eline geçmiş durumdadır. Oysa bu dolgu alanı üzerinde bulunan çay bahçeleri, balıkhane ve otopark daha önce Bandırma Belediyesinin denetim ve kullanımına, kullandırmasına terk edilmiş durumdaydı. Bu dolgu alanındaki sözünü ettiğim teşekküllerin binaları, uzun süredir Bandıma Belediyesinin kullanımına, kullandırmasına bırakılmış olması, bu sahadaki bina ve teşekküllerin mülkiyetinin Bandırma Belediyesinde olmasına değil; bu dolgu sahasıyla ilgili yapılmış ve belirli sürelerle yenilenen ( bildiğim kadarıyla on yılda bir yenilenen) sözleşmeye dayanmaktadır. Tabii ki bu sözleşme de Maliyeyi, Milli Emlakı taraf yapan kıyılarla ilgili kanun ve nizamnamelerdir. Bunlara göre yapılan sözleşmede Belediye bu dolgu sahasında seyyar yani sökülüp taşınabilir, hafif malzemeden ( çelik ahşap) yapıları yapıp kullanmaya veya kiraya vermeye yetkili olurken % 30 kira tutarını ( kiraya verdiği miktarın % 30 tutarını yanılmıyorsam bu miktarı) maliyeye yatırmak yükümlülüğünü üstlenmiş olmaktadır.  Ancak belediye bu dolgu sahasındaki binaları mutlaka taşınabilir hafif malzemeden ( çelik ahşap) yapmak mecburiyetindedir. Betonarme kalıcı yapmamak yükümlülüğündedir. Bu mecburiyet kıyı kanununun getirdiği bir zorunluluk olduğu gibi sözleşmede dolgu sahasının maliki durumundaki maliyenin yani Milli Emlağında bu şartı sözleşmede şart olarak belirtmesi mecburiyeti ve buna uyulup uyulmadığını kontrol hak ve zorunluluğu vardır. Bir başka hususta yapılacak bina veya teşekküllerin sahilden belirli bir uzaklıkta olması hemen sahilden başlamaması zorunluluğu da mevcuttur diye bilmekteyim.
Bu sözünü ettiğim şartlara uymayan durumlarda maliye yani Milli Emlak Belediye ile sözleşmeyi iptal hakkı doğmaktadır kanaatindeyim. Ancak sözleşmede taraf olan belediye, ülke iktidarı ile aynı partinin elinde ise Belediye Reisi veya yetkilileri partisinde yani iktidar partisinde etkili ise bu şartlara uymayan durumlarda dahi söz konusu sözleşme iptalden kurtulup kıyı kanunu ihlal edilebilir düşüncesindeyim.
Bu konuda kabaca bilgilendirmeden sonra Bandırma’da siyasileri ve dolgu sahasındaki kiracı esnafı, Bandırmalıları meşgul eden ve üzerinde konuşturan suçlu araştırılan konuya bakalım derim. Bu konu anladığım kadarıyla Bandırma’da sahil dolgu alanının Belediyenin denetim ve kullanımından, kullandırtmasından alınıp asıl sahibi Milli Emlaka döndürülmesi ve bunun yarattığı yeni durum ve icraatlardır. Peki, bunlar nedir? Denirse medyadan ve toplum arasındaki söylentilerden anlaşılana göre, Milli Emlak, Bandırma Belediyesi ile arasındaki sözleşmeye son vermiş sahil dolgu sahasındaki teşekkül ve binalara kendi sahip olmuş, buralardaki kiracı durumunda ki esnafı direkt muhatap alıp kiraların ve birikmiş kiraların kendisine ödenmesini talep etmeye başlamıştır. Tabii ki bu ne derece doğrudur bilemem. Söylentiler doğruysa meydana gelen bu yeni durum hem Bandırma Belediyesi yöneticilerine, hem de bu sahadaki kiracı esnafı ilgilendiren muzdarip eden bir durumdur. Bu durumu daha iyi anlayabilmek için zaman içinde biraz gerilere gidelim ve bu olguya bakalım.
Konuşulanlara ve medyada yer alanlara göre Bandırma Belediyesi yıllarca yaptığı gibi Halil Ünlü Bey Efendinin Belediye Reisliği döneminde Maliye ( Milli Emlakla) yaptığı sözleşme ile sahildeki dolgu sahasında taşınabilir malzemeden binalar teşekküller yapıp kullanma ve kiraya verme hakkını elde etmiştir. Ne var ki sözleşmeyi gerçekleştiren Belediye Başkanı Halil Ünlü katıldığı ikinci seçimi kaybedince rakibi olan şu andaki Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan yerine Bandırma Belediye Başkanı olmuştur. Böylece Maliye ile yapılmış bulunan sözleşmenin verdiği hakla sahil bandında ve bu sahadaki dolgu sahasında teşekküller ( binalar) yapma, onları kullanma veya kiraya verme hakkı, bu sahalarda düzenlemeler ( Çevre düzenlemeleri) yenilikler yapma yetkisi Cemal Öztaylan’ın görevi ve yetkisine geçmiştir. Yeni Belediye Başkanı görevine başlar başlamaz, liman sahasından Livatya sahasına kadar sahil bandında çevre düzenleme çalışmalarına ve kent içindeki cadde, sokak ve alan düzenleme çalışmalarına girişmiştir. Sahil bandını düzenlerken bilhassa İDO, İskelesi ile ( Etibank lojmanları yanında bulunan) mendirek arasındaki sahada ve eski kaymakam evi civarında yıkımlar ve yenilikler yapılmıştır. Mesela Turgut Reis Anıtı, Eski Şehir Kulübü, Askeri Gazino ve Düğün Evi sahildeki gazinolar yıkılmışlardır. Haliyle bunların bir kısmı yer değiştirirken bir kısmı aynı yerinde olmak üzere yenilenme işlerdir. Bu yenilemeler çoğunlukla aslına sadık kalınarak yapılmamıştır. Mesela Turgut Reis Anıtı anıtsal özelliğini yitirirken, direkler üzerine inşa edilmiş orijinal bir yapı olan Şehir Kulübü tamamen farklı olarak yapılmıştır. Hatta çevredeki pek çok ağaçlar kesilirken İstanbul özentisiyle kıyaya bir uydurmasyon Boğaz Köprüsü yapılmıştır. Halkın bir kısmının “ Deli Dumrul köprüsü” bir kısmının “ Aşk Köprüsü” dediği bu köprü ile sahil bandı sözde süslenmiştir.
Bu arada esas sorun olacak icraat ise Maliye ( Milli Emlakla) ile Belediye arasında yapılmış sözleşmenin şartlarına aykırı olarak sahil bandına gazinolar veya binalar yapılması çalışmalarının gerçekleştirilmesi olmuştur. Başta Hayal Bahçesi olmak üzere bazı bina ve teşekküller kıyı kanunu hilafına hemen sahilde denilebilecek şekilde betonarme olarak kalıcı bir karakter ifade edecek görünümde yapılmıştır. Oysa bu binaların dolgu sahasında sahilden belli bir uzaklıkta ve hafif malzemeden ( ahşap, pimapen, demir, çelik) sökülüp taşınabilir şekilde yapılmış zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk kıyı kanunu ve maliye belediye arasındaki sözleşmenin gereğidir. Bu zorunluluğa rağmen şu andaki belediye öncesi belediyelerin zamanın da ( bugünkü belediye öncesi Cemal Öztaylan ve sonrası A ve KP’li belediye döneminde) sahil bandındaki dolgu sahasında yapılan binalarda bu zorunluluğa ve sözleşme şartına dikkat edilmemiştir düşüncesindeyim. Çünkü sahildeki çay bahçelerinin yıkılıp yenilenmesi bu dönemde yapılmıştır. Özellikle daha yapımı sırasında tartışmalara konu olduğunu hatırladığım Hayal Çay Bahçesi yapımında bu zorunluluk ve şartlara uymama, oldukça açıkça gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle olsa gerektir ki belediye meclisinde muhalefetle iktidar grubu arasında tartışmalar çıkmış, muhalefet konuyu yargıya götüreceği beyanında bulunmuştu. Yine o zaman yerel medyada yer alan yargıya muhalefetin müracaatına rağmen zamanın belediye başkanı sözleşme hilafına bir usulle bu binayı yaptırmayı sürdürmüş olmalıdır ki bu bina bitirilip kiraya verilmiştir. Ancak muhalefetin mi maliyenin mi müracaat ettiği toplumca açık bilinmeyen yargı devam ederken dolgu ve kıyı kanunu hilafına yapılmıştır. Bu binanın ve benzerlerinin sözleşmeye aykırılığı bilinerek yapılmasının belediyeye zarar ve külfet getireceği bilinerek bu yapımın sözleşmeyi iptal ettireceği bilinerek yapımı nasıl izah edilir bilemem. Ancak bu durumun bu sonuçların olacağının, dolgu sahasındaki binaları sözleşme şartları hilafına yaptıranlarca bilinmemesi mümkün değildir. Ancak bu konuda bilinen bu duruma rağmen binaların şartlara uymayan şekilde yapılmasının iki sebebi olabilir düşüncesindeyim. Ya belediye dolgu sahasına yaptığı binaları mesela Hayal Çay Bahçesi binasını kendi parasıyla yapmamıştır. İçine koyacağı kiracıyı gün evvel tespit edip ondan aldığı parayla bu yapmıştır. Bu nedenle her hangi bir terslik olsa da belediye zarar etmeyecek giden müstakbel kiracının parası olacak diye sözleşme hilafına bina inşaatından çekinmeyebilecektir. Hayal Çay Bahçesinin bina inşaatında böyle bir durum var mıdır? Yani bu bina belediye parasıyla mı yoksa düşündüğüm gibi müstakbel kiracının parasıyla mı yapılmıştır? Bilemem. Bu ilgili evraklar incelenerek öğrenilebilir. Tabii ki müstakbel kiracının parasıyla yapılma durumu olmuşsa belediye parasıyla yapılmış gözükme durumu olmuşsa o çok ayrı bir durumdur. O zaman sözleşme ihlalinden daha başka bir konu var demektir ki o apayrı bir konudur. Tabii ki bu söylediklerim farazi durum olup olasılıkları düşünmektir. Ancak olmayacak şeyde değildir. Böyle bir durum olsa da olmasa da o ilgilenenlerin bileceği iştir. Ancak böyle bir durumun sözleşmeyi iptal ettirebilecek şekilde binanın yapılmasını etkileyebileceği kesindir. Yine dolgu sahasındaki sözleşmeye konu olan sahada yapılacak binaların sözleşmeye ve kıyı kanununa uygun olmayan bir şekilde yapılmasında; A ve KP’li belediye reisinin onay vermesinde tabii ki varsa bence etken kendisinin iktidardan olmasının etkili olması söz konusudur. Bu nedenle ve etkiyle sahil bandında düzenleme yapan çay bahçelerini yeniden yaptıran zamanın belediye reisi yaptırdığı binalarda sözleşme ve kıyı kanununa uymayacak tekniklerin ve malzemelerin kullanılmasına aldırış etmemiş olabilir. Nasıl olsa iktidar benden bu nedenle bizden olan maliye belediye ile sözleşmeyi ne olursa olsun bozmaz, bozamaz diye düşünerek ahşap yahut çelik olması, sökülebilir olması gereken binaları betonarme yaparak maliyeye istediği zaman sözleşmeyi iptal ettirecek imkânı el altında bulundurma imkânını vermiş olması mümkündür. 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.