güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

A VE KP İLERİ GELENLERİNİN DİLLERİNDEN DÜŞÜRMEDİĞİ HASAN SABBAHİN İNTERNETTEN BİLGİLERİYLE TANITINI

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım A ve KP ileri gelenleri, üst düzey yöneticileri dillerinden hiçbir zaman düşürmeden Hasan Sabbahı ve onun taraftarları olan HAŞHAŞİLERİ zikretmeyi adet edinmişlerdir. Bunu yapmaktan maksatları bu zatın ve taraftarlarının Sünni İslam camiasının ve Türk İslam’ın amansız düşmanı olarak, tanınması nedeni ile onların bu kötü ününü kendi karşıtlarını onlarla yapacakları benzetmelerle, lekelemek, özellikle Sünni Türk insanı lekeledikleri rakiplerinden soğutmayı amaçlamaktadırlar. 

Hakikaten Hasan Sabbah ve taraftarı Haşşinler yaşadıkları devirde Sünni İslam ve özellikle Sünni akaidin hakim olduğu, Türk devletlerinde büyük kötülükler ve tahribatlar yapmışlardır. Mesela Büyük Selçuklu devletinde Melik Şahı, Nizamül Mülkü taraftarlarından görevlendirdikleri, katillerle öldürterek büyük karşıklara sebep olmuşlardır.

 Selçuklu devleti ve ardılı devletçiklerde yönetimlere yaptıkları, suikast ve sızmalarla toplumsal huzuru İslam Türk bütünlüğünü zarara sokmuşlardır. bu yüzden özellikle Türk İslam devleti yönetimleri Alamut merkezli Hasan Sabbah ve ardıllarıyla mücadele etmişler, ancak Hasan Sabbah ve bu grubu ortadan kaldırmakHülagühan’a nasip olmuştur.

Bu uzun süre içerisinde Türk ve İslam devletleri yöneticilerinden bazılarının onlarla işbirliğine gittiği, iktidara geçmek yahut iktidarda kuvvetlenmek için onlardan istifade ettiği, görülmüştür.  Hasan Sabbah alsede fikirleri ve taraftarlığı ondan sonrada yaşamaya devam etmiş, bazı İslami mezheplere sızarak, İslami kaidede dayanan teşkilatlara sızarak, etkinliğini ve yaşamını sürdürmüştür.

Hatta bazı benzerlikler nedeni ile bugün orta doğudaki bazı mezhepleri onlara yakın bulmak, mümkündür. Mesela Rehabiliği İsmaniliği ve bunlara benzer bazı mezhepleri onlarla yakın ilgili görmek, mümkündür yine bugün orta doğuda Faaliyet gösteren, bazı terör gruplarından bunlara dayanan oluşumları da Hasan Sabbah haşinlerine benzetmek mümkündür.  

Bir fakla ki Hasan Sabbah ve Haşhaşinler Sünni İslam karşıtı iken bugün ona benzetilecek olan terör grupları aksine Sünni İslam grubuna dahil görüntü vermektedirler ki bunların en çok benzetilebilecek onların, El Kaide ve PKK olarak gösterilebilir, düşüncesindeyim.

 İşte A ve KP ler dillerinden düşürmedikleri Hasan Sabbah ve Haşhaşinleri Türk toplumu, Türk İslam bireylerimiz özellik sünni İslam bireylerimiz Kötü tanıyıp onlardan nefret etiği için, kendilerine rakip gördüğü kitleleri onlara benzemekle suçlayarak halkın onlardan nefret etmesini sağlayacaklarını hesap etmekte ve ağızlarından düşürmeyip rakiplerini suçlayarak aralarında ki rekabet ve katıldıkları seçimlerden kendilerine avantaj sağlamaya çalışmaktadırlar kanaatindeyim.

Bu nedenledir ki düne kadar saygı duyup hoca efendi dedikleri Fethullah hocaya yapabilecekleri Hasan Sabbah benzetmesine ve onun taraftarlarına Fethullahçılara Haşhaşin diyebilmelerine şaşmamak gerekir.

Bence bu sadece paralelci dedikleri Futhullaçılar için kullanılabilecekleri tabirle olmakla kalmayıp başta karşılarında ki CHP’li ve MHP’lilere de Saadet partililere de BBP’lilere de, Vatan partililere de eğer karşılarında yer alacak olurlarsa belki ülkemizde ki tarikat mensuplarına da takabilecekeri ad olarak yapabilecekleri benzetme olarak Hasan Sabbahlık ve Haşhaşinlik suçlamalarına da rastlamamız mümkün olabileceklerdir.

Bu nedenle siz okurlarımın Hasan Sabbah ve Haşhaşinlik hakkında daha kitabi bilgiler sahip olmanız gerektiğini düşünerek interne bilgilerini tarayıp Hasan Sabbah ve Haşhaşinler hakkında ki bilgileri moda mod size aktarmayı uygun buldum.

HASAN SABBAH

İran'da Kum kentinde dünyaya gelmiştir. (Bazı tarihçilere göre buraya Kûfe'den göç etmiştir.) Zamanın önde gelen okullarında okuma şansı bulmuştur. Ailesiyle birlikte Rey şehrine gittiğinde burada Şii inancının önderleriyle temas etmiş ve Şiiliği benimsemiştir. Dini çalışmalarını geliştirmek için Fatimiler'in hakim olduğu Kahire'ye gitmiştir. İran'a döndüğünde Selçuklu sarayında yüksek bir memuriyetle işe başlayacaktır. Bu dönemde ünlü Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk'ün emrinde çalışmaya başlamıştır.

Bazı iddialara göre Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Haşan Sabbah birlikte aynı dönemlerde öğrencidirler ve yakın dost olduklarına ilişkin söylenceler de vardır. Lâkin bu efsanenin doğruluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Öte yandan Nizamülmülk ile Haşan Sabbah arasında yaklaşık 30 yıllık yaş farkı vardır. Diğer yandan bunun doğru olabilmesi için üçünün de Nişapur'da okumuş olması gerekmektedir. Oysa Haşan Sabbah öğrenimini doğduğu kent olan Kum'da ve daha sonra Rey'de yapmıştır. Bundan sonra kesin olarak bilinen ise Haşan Sabbah'ın yoğun dini çalışmalarından sonra örgütlenmeye başladığı ve Alamut kalesini ele geçirip burada üslenmesidir. Söz konusu kalede 2 bin müridinin yaşadığı söylenmektedir. Dönemin ileri gelenlerine yönelik suikastleri işletmek için fedailerine haşhaş vererek (bu daha çok muhalifleri tarafından uydurulduğu söylense de) onların zihinlerini kontrol ettiği bilinmektedir. Bu yüzden örgütün adı Haşhaşiler olarak anılagelmiştir.

Sabbah'ın Alamut'u ele geçirişinden de Semerkant'ta bahsedilir, [kaynak belirtilmeli]

Romanda bunun İsmaililerin kaynaklarında yazdığı belirtilir.Sabbah önce Alamut'ta İsmaililiyeliği yayar. Sonra da kaleye gelir ve komutana kaleyi teslim etmesini,kaledeki askerlerin kendi safına geçtiğini söyler. Komutan kalenin kendisine sultan adına verildiğini ve bunun karşılığında üç bin altın dinar ödediğini söyler. Haşan Sabbah bir kağıda bir şeyler yazar ve söylediği şehre gitmesini söyler. Komutan söylenilen şehre gider ve üçbin altın dinarı noksansız alır. İslamiyetin tarihinde yaşamış olduğu farklı mezheplerden biri olan Şiilik mezhebi İran'da yaygındır. Bu mezhepin üyelerinin Selçuklu hakimiyetindeki bölgelerde Sünni yöneticiler tarafından baskıya maruz kaldıklarından dolayı Şiilik gizli olarak kendisini varetmiştir. Haşan Sabbah'ın da mensup olduğu İsmailiyye tarikatının inancına göre 12 imamdan altıncısı olan Cafer'i Sadık öldükten sonra oğlu İsmail'i imam tayin etmiştir. Ancak İsmail babasından önce ölmüştür. İsmailiye tarikatı ise İsmail'in ölmediğini ve gizlenmek için ortadan kaybolduğunu, zamanı gelince geri döneceğini savunur. Bunun haricinde Haşan Sabbah'ın bağlı bulunduğu Nizari kolu ise 18. imam Mustansır'dan sonra ise Musta'li değil Nizari'nin gelmesi gerektiğini söyler.

1124 yılında ölen Haşan Sabbah öldüğünde arkasînda güçlü bir silahlı örgüt ve sadece İran'da değil tüm Mezopotamya'da korkulur bir askeri ve siyasal güç bırakmıştır. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır. Alamut kalesi ise 1256 yılında civarına gelen Moğol komutanı Hülagû Han tarafından normal yollardan ele geçirilemeyince; o yıllarda yeni keşfedilen petrol; kalenin bulunduğu tepenin altına tüneller kazılarak ve bu tünellerin de içlerinde petrol havuzları oluşturularak ateşe verilerek patlatılmış dolayısıylada imha edilerek ele geçirilmiştir. Pratikte ele geçmesi imkânsız olan oldukça dik, sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş olan bu kale; tarihte de pek çok güçlü orduya meydan okumuş konumu ve sert savunması nedeniyle asla ele geçirilememiştir. Semerkant'ta kurgulandığına göre ise kale kendiliğinden teslim olmuştur.Zaten Haşan Sabbah'ın verdiği ruh zayıflamaktadır.Teslim olunduktan sonra kale yakılacaktır.Moğolların hikâyesindeki bir bilgin Alamut kütüphanesindeki kitapları kurtarmak ister.Bir el arabası verilir ve alabileceği kadar alması söylenir.Adam önce Sünni olduğu için Kur'an'ları kurtarır.[kaynak belirtilmeli] Sonra da uzun uzun kitaplara dalar.Vaktin geç olduğu konusunda uyarı gelince önündeki kitapları kaparak çıkar.Ve orada dünyadaki birçok konu hakkında bilgi içeren ve nüshası bulunmayan eşsiz kitaplar yanarak tarihin bilinmeyen sayfalarındaki yerini alır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.