SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

TİTREK HAMSİ ÖRGÜTÜ! ( TRAJİKOMİK BİR OLAY)

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

 

Tarih, 3 Mayıs 1972

Türkiye’de ilk kez bir uçak, İstanbul- Ankara seferini yaparken kaçırılıyor.

Uçak, Sofya Havaalanına indiğinde, iki ülkenin yetkileri görüşmelere başlar. Uçağı kaçıranlar Sefer ŞİMŞEK, Aynullah Akça, Mehmet Yılmaz ve Yaşar AYDIN isimli gençlerdir.

İsimlerini verdiğimiz bu gençler ile yapılan görüşmeler bir türlü sonuç vermez. Gençlerin eylem yapmalarının nedeni Deniz GEZMİŞ, Hüseyin İNAN ve Yusuf ASLAN’IN idam cezalarının durdurulması içindir. Yolcular, uçuş ekibi ve dört eylemci uçakta 36 saat bekletilir. Görüşmeler sonuç vermeyince yolucular ve mürettebat eylemciler tarafından serbest bırakılır, kendileri de teslim olurlar. Dört eylemci teslim olduktan sonra yaptıkları açıklamada, biraz evvel ifade ettiğim eylem amaçlarını açıklayarak, Türkiye’de olup bitenleri bütün dünyaya duyurmak istediklerini söylerler.

Bu dört eylemci bu işe girişimden önce, İstanbul’da Zülfü Livaneli, Onat Kutlar ve Yaşar Kemal’in, Ankara’da Altan Öymen, Emil Galip Sandalcı, Uğur Mumcu’nun önderlik yaptığı aydınlar, idam cezalarının durdurulması için topluyorlardı.

İdam cezasının önlenmesi için kaçırılan uçak eylemi kamuoyunu ters yönde etkiler. Araya bir de psikolojik savaş aracı sayılan yandaş medya girince, bütün iyi niyet girişleri sonuçsuz kalır. İşin ilginç yanı, daha doğrusu o zaman ki ortamı anlamanız için şu alıntıya dikkat edin.

“… Zülfü Livaneli uçak kaçırıldığı haberini dolmuşla Karaköy’e giderken minibüsün radyosunda duyar ve yanındaki arkadaşı Akay Sayılar’a “ Bu çılgınlığı hangi sivri akıllılar yaptı?” diye sitem eder.

İkisi de bir süre sonra bu olayın sanıkları arasında olacağını biliyordu…”

“ … Gözaltı sırasının bir gün kendisine de geleceğini düşünen Zülfü Livaneli, eşi Ülker ve kızı Aylin’i alarak kayınvalidesine gitti. Karıkoca bir gece yarısı kapılarının çalınıp gözaltına alınma korkusu taşıdıklarını söylemediler. Her şey, olağan bir aile ziyareti havasındaydı. Bir süre orada kalacaklardı. Birkaç gün sonra radyoda akşam haberlerini dinlerken birçok “ Şehir Eşkıyası”nın yakalandığını duydular. Spiker isimleri okuya başladı:

Uğur Mumcu, Emil Galip Sandalcı, Erdal Öz, Altan Öymen…

Ve son isim olarak, Zülfü LİVANELİ.

Nişantaşı’nda kayınvalidesinin evindeydi; oysa radyoda yakalandığı haberi vardı.

Anlam veremedi. Ne yapacağını bilemedi. Çaresizdi. Kendini kıstırılmış bir av hayvanı gibi hissetti. Livaneli’nin aklına bir soru geldi. “ Yakalanmadığı halde, neden yakalandığı duyulmuştu. Yoksa sokak ortasında vurup “ Kaçarken vuruldu” mu diyeceklerdi?”

…. Zülfü Livaneli’nin babası ağır ceza reisiydi. Babası aracılığıyla “ işkence yapılmayacağı” garantisiyle teslim olmaya karar verdi.

O saatlerde Ankara’da Altan Öymen gözleri, elleri bağlı polis otosuyla emniyete getirildi. Sorgusunun alınabilmesi için tam 8 gün hücrede bekletildi.

Altan Öymen sonunda “ Suçunu” öğrendi:

TİTREK HAMSİ ÖRGÜTÜ’NÜN Üyesi olmak ve Sofya’ya uçak kaçırma olayını planlamak!

Polis her şeyi öğrenmişti:

Altan Öymen’in Türk Hava Yolları’nda ve Ankara Esenboğa Havaalanı’nda tanıdıkları vardı. Biri yer hostesi Leyla’ydı. Öteki kargo memuru Diyarbakırlı Mahmut’tu. Onlar uçak ile ilgili bilgiler vermişler, Altan Öymen’de o bilgilerle uçak kaçırma işini planlamıştı…

… Altan Öymen’in Avukatları, iddiaların asılsız olduğunu tek tek ortaya çıkardı. THY’nin Esenboğa kadrosunda ne yer hostesi olarak çalışan bir Leyla vardı ne de başka bir görevde çalışan Leyla.

Diyarbakırlı Mahmut’a gelince, kargo servisi dâhil, tüm kadro içinde bir Mahmut vardı, ne de bir Diyarbakırlı.

Aslında… 12 Mart sorgucuları da olayın absürt olduğunun farkındaydılar…

… Titrek Hamsi Örgütü “ Mensuplarının” suçsuz oldukları anlaşılmıştı. Tahliye edilmelerini bekliyorlardı.

Soruyorlardı: “ Ne zaman serbest kalabiliriz?”

Aldıkları yanıt tıpkı cezaevlerine sokulma nedenleri gibi trajikomik.

“ Sizlerin uçak kaçırma suçuyla yakalandığınızı radyodan duyurduk. Bu nedenle biraz vakit geçmesi lazım ki olay unutulsun.”

Aylar sonra serbest bırakıldılar.”

Peki, bu “ TİTREK HAMSİ ÖRGÜT” olayı nedir? 

Gelin bunu da Sayın Soner’in ağzından aktarmaya devam edelim:

“ … Ve bu işkence tezgâhlarına yatırılanlardan biri de Mustafa Beşgen adlı genç bir resim öğretmeniydi.

Yapılan eziyetlere fazla dayanamadı. “ Tamam” dedi,  “ Konuşacağım” Hemen örgütün adını sordular. O dönemde örgüt adları, THKO, THP/ C, TÜKP gibiydi. “ THO” dedi. Hemen açılımını sordular. Diğer örgütlerin ismini biliyordu ama o zor koşullarda yeni bir örgüt adı bulması zordu. Hemen bulamadı. Tekrar işkence yapacaklarını söylediler.

Korktu. Bir isim bulmalıydı.

Trabzonluydu.

Nereden aklına geldiyse, “ TİTREK HAMSİ ÖRGÜTÜ” dedi.

…. Sorgucular diğer gizli örgüt isimlerinin yanına yazdılar:

“ Titrek Hamsi Örgütü”

Evet, Sayın Kenan Evren’in yargılanacağı haberleri üzerine 1980 öncesi olaylarından bir tanesini, daha doğrusu “ Trajikomik” olması nedeniyle Soner Yalçın’ın Doğan Kitap Yayını olan bir kitabından aktardım.

1980 öncesini yaşamayanlar, günümüz Türkiye’sinde yaşanan Silivri macerasını nasıl değerlendirecekler? Yarın sıra kime gelecek korkusu yaratanlarla, bu zaman diliminden sonra neler olabileceğini merak ediyorum doğrusu… Bazen de tüm iletişim kanallarının sadece ilk haber olarak yaptıkları haberlerle sürekli olarak TUTUKLANMA EYLEMLERİNİ işlemeleri bir çeşit işkenceye dönüştü. Bu nedenle ruhsal yapımız bozulmaya başladı. Doğrusu bu bende kafa karışıklığı yarattı. Hele hele Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanı sayılan Genel Kurmay Başkanı’nın tutuklanması ve tutuklama nedenini duyunca, insan nasıl sağlıklı düşünebilir ki.

Kısacası, kafa karışıklığımız daha ne kadar sürecek, bilemiyorum.

Yalnız, bildiğim bir şey var, o da böyle trajikomik olayları merak edenlere tavsiye edebileceğim tek kitap Altan Öymen’in “ Öfkeli Yıllar” kitabıdır.

                                                                                        KAYNAK: ( Altan Öymen’in

                                                                                                              Öfkeli Yıllar Kitabı)