SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

KOMŞULARIN BİRİNDEN!..

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

Bazen, sizlerin yazdığı köşe yazılarını okuyanlardan veya okumuş gibi yapanlardan birileri gelir; “Hocam, al şu yazıyı köşende kullan” diyerek, emrivaki bir sempatizanlık sergiler. Sizler de, bu emrivaki kibarlık karşısında “hay, hay” deyip yazıyı alırsınız.

Bir gün gelir yazmak için neler yazayım diye düşünürken, arşivinizde bu yazıya rastlarsınız. Bunu kim yazmış, size bunu kim vermiş olduğunun unutkanlığı ve bilinmezliği ile bu gazete parçası, sizin o gün kurtarıcınız olur.

Bulduğunuz bu dokümana şöyle bir göz atar ve biraz da işin kolaycılığına kaçarak, ismini bile hatırlayamadığınız hayranınızın size verdiği gazete yazısını köşenize taşırsınız. Yazanı ve vereni belli olmadığından, yazının başındaki başlığı, “Komşunun Birinden” diyerek anlatımı sürdürürsünüz:

“Bir inek, bir at, bir eşek, dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye, beş yıl sonra da buluşmaya karar vermişler. Beş yıl sonra buluşma yerine önce inek ile at gelmiş. İkisi de dökülmüş, kamburları çıkmış, çökmüş bir vaziyetteymişler.

At sormuş:
“Ne oldu sana böyle?”
İnek, iç çekerek başlamış anlatmaya:
“İnsanlar çok acımasız. Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir başka ineği yanıma koyup çiftte koştular. Aç bıraktılar. Kısacası canımı zor kurtardım!”

Sonra at anlatmış:
“Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler. Ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, binmedikleri zaman zincire vurdular… Belim çöküp de sırtımda taşıyamaz olunca, arkama kocaman bir araba bağlayıp, hepsini birden taşıtmaya başladılar. İnan ki, ben de canımı zor kurtardım!”

Bir süre sonra, eşek mutluluktan anıra anıra gelmiş!
Şişmanlamış, tüyleri parlamış, gözleri “eşek gözü güzelliğinden” daha da güzelleşmiş vaziyette… Üzerinde lacivert takım elbise varmış, son modaya uyarak kravat takmamış!”

İnek ile at:
“Hayrola! Ne oldu böyle sana?” diye sorunca, eşek kasıla kasıla anlatmaya başlamış:
“ Yolum bir ülkeye düştü. Biri bağırdıkça insanlar onu coşkuyla alkışlıyordu. Ben de dayanamadım, yüksekçe bir yere çıkıp anırmaya başladım. Ben anırdıkça insanlar benim yanıma koştular. Bağırmamı bilirsiniz, duyan yanıma koştu.

Onlar geldikçe ben daha çok din, iman-miman, velhasıl aklıma ne gelirse bağırıp durdum! İnsanlar benden çok hoşlandılar ve beni koltuk sahibi yaptılar. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmaz oldum. Bir şey yapmama gerek yoktu. Ben anırdıkça onlar: “Ülke seninle gurur duyuyor!” diye alkışlıyorlardı.

Ben yedikçe yiyor, yedikçe palazlanıyordum. Bazılarına da yedirdim, tabi onlar da benim sayemde palazlandı!
Bu kez onlar palazlandıkça, onlar da bana yeni yiyecekler getirdiler!”

İnek ve at şaşkınlıktan sormuşlar:
“Peki! Senin eşek olduğunu anlamadılar mı?”

Eşek katıla katıla güldükten sonra:
“Anladılar anlamasına da iş işten geçmişti!”

Öykü böyle. Kıssadan hisse çıkarın demiyorum. Zira, kıssası da, hissesi de içinde. Sizler içinizden geldiği gibi yorumlayın. Ben komşudan aldım, sizlere aktardım. Benden yorum beklemeyin. Zira, “buluttan nem kaparlar” misaline göre, ne olur ne olmaz !..
Esen Kalın.