güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

Türk-Kürt Kardeşliği Hakkında İddialar ve Faraziyeler

Yazının Giriş Tarihi: 01.04.2024 09:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.04.2024 09:47

Ülkemiz siyasi liderlerinden bazıları Türk-Kürt kardeşliğinden bahsetmek buna örnek vermek istediklerinde Alparslan ve Selahattin Eyyubi dönemlerine müracaat etmektedirler. Ve her fırsatta bu iki sultanın yönetimindeki Türk ve Kürtlerin kardeşliğini dile getirmektedirler. Ve bugün gerçekleştirmek istedikleri Türk Kürt kardeşliğindeki onların dönemindeki özelliği ile gerçekleştireceklerini dile getirmektedirler.

Ne var ki bunu yapan liderlerin bu iki sultan yönetimindeki Türk-Kürt kardeşliğinin gerçekten onların arzuladıkları Türk-Kürt kardeşliği ile aynı özelliği göstermediğinin farkında ve bilincinde olmadığını düşünmekteyim. Bence bugünkü siyasi liderlerimiz Türk-Kürt toplumlarını birbiri içerisinde eritip yekvücut bir toplum oluşturmayı amaçlamaktadırlar.

Bunu yaparken ulusalcılık fikirleri karşısında daha ziyade bugünün şartlarına uygun olan vatandaşlık sistemine dayalı bir toplum oluşturmak amacı peşindedirler düşüncesindeyim. Oysa verdikleri örneklerdeki Türk-Kürt kardeşliğindeki birliktelikler aynı grupların askerlik yapan bireylerin aynı ordular içerisinde bulunmalarından ibarettir. Üstelik aynı ordularda yer alsalar bile sadece Kürtlerden ve Türklerden oluşan ayrı ayrı oluşan toplulukların birbirlerine karışmadan aynı komuta altında toplanmasından ibarettir.

Bir an için düşünelim Alparslan’ın komutası altındaki ordunun içerisinde Türkler yanında Kürtlerinde yer aldığını ileri sürenlerin fikirlerinin doğru olduğunu var sayalım diyorum şahsen aynı düşüncede olmadığımı vurgulamak isterim. Var sayalım dedim, bu faraziyede devamla Alparslan’ının ordusunda Türk ve Kürt birliklerinin ayrı ayrı birlikler halinde yan yana yer aldığını düşünelim. Bu iki kitleyi birbirine yaklaştıran güç aynı orduda yer almasını sağlayan güç kardeş görmeleri değildir. Grubun ayrı ayrı Alparslan’a itaat etmiş gruplar olmasıdır.

Bir başka deyişle Selçuklu imparatorluğunun başında bulunan Alparslan’ın imparatorluk bünyesindeki her ulustan kitlenin başı yöneticisi olarak bu ulusal kitleler tarafından itaat görmesi onları ayrı ayrı birlikler halinde Alparslan’ın ordusunda birleştirmektedir. Üstelik Alparslan’ın ordusundaki yer almada Türk kitle ağırlık oluşturmaktadır. Kaldı ki Selçuklu ordusu İmparatorluk ordusu olduğundan bu orduda İranlılarda Afganlılarda hatta Araplarda pekâlâ yer almış olabilirler.

Nedense bugün Türk Kürt kardeşliği ihdas etmek isteyenler Alparslan ordusunda olabilmesi mümkün olan hatta bir oranda şart olan İranlıları Arapları ve diğer uluslardan olan grupları yok kabul ederler. Onlardan hiç bahsetmeyip sadece Kürtlerden Kürtlerin varlığından bahsederler bununla da kalmayıp Malazgirt savaşının kazanılmasında önemli rollerini dile getirirler sanki Kürtler olmasa Malazgirt savaşının kazanılmayacağından bahsederler.

Oysa gerçek hiç böyle değildir. Malazgirt savaşını Alparslan’a kazandıran önemli katılım Bizans ordusundayken Alparslan safına geçen Hristiyan Peçenek ve uz Türklerinin katılımı olmuştur.

Bütün bunlara rağmen özellikle siyasi liderler Alparslan yönetiminde aynı orduda yer alması nedeniyle Kürtleri ve Türkleri kardeş göstermeyi gerçekleştirirken diğer ulusal unsurları mesela İranlıları ve Arapları Türklerle kardeş göstermekten acaba neden sarfınazar ederler.

Bunun cevabını onlara bırakıp vurgulamak isterim ki, Alparslan’ın yönetimindeki ordularda ve devlette Türklerin Kürtlerle yer alması onların birbirlerini kardeş görmelerinden değil aynı imparatorluğun içinde yer alıp imparatorluğun başındaki Alparslan’a itaat etmek mecburiyetindendir. Aynı şeyi Selahattin Eyyubi içinde tekrarlamamız mümkündür.

Çünkü onun ordularında da Türkler ve Kürtler yan yana yer alması şeklinde bir görüntü mevcuttur. Ne var ki Selahattin Eyyubi’nin ordusunda da Araplar Mısırlılar dolayısıyla Berberiler bile yer alabilecek unsurlardır. Onun emrinde de bu kitlelerin aynı devlet içerisinde ve ordu içerisinde yer almaları kardeşliklerinden değil aynı imparatorlukta yer almaları nedeniyle bu imparatorluğun başındaki Selahattin Eyyubi’ye itaatte mecbur olmalarındandır. Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.