güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

SEÇİLEN DEVLET BAŞKANIMIZIN SEÇİLDİĞİ DEVLETİN REJİMİNİ DEĞİŞTİRME İHTİMALİ VARMIDIR?

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım, 10 Ağustos 2014 seçimi ile tarihimizde gerçekleşen ilk halk oylamasıyla yani halk eliyle gerçekleştirilen seçimle devlet başkanlığı makamına oturmaya hak kazanan 12.Cumhurbaşkanımızın eğer kendisinin içinde seçildiği rejime sadık kalmadı söz konusu olmazsa içinden seçildiği rejimi değiştirme ihtimali pek ala mümkündür düşüncesindeyim. Çünkü 12.Cumhurbaşkanlığı makamına oturan devlet başkanımızın daha önce ki yaşantısında kendisinin seçilmesini sağlayan anayasal ortamı hükümet başkanı olduktan sonra elindeki yetki ve imkanları kullanarak değiştirmek istediğini hatta kısmen değiştirdiğini de gözlemlemiş olduğumuzu düşünmekteyim. Gerçi onun içinde seçildiği anayasayı ondan öncede içindeki kurallara göre seçilip kurallarını değiştiren, değiştirmeye yönelen hükümet başkanları olmuş onlarda kısmen anaysa değişikler gerçekleştirmişlerdir. Ancak onların yaptığı değşiklikler genelde lokal kalmış geniş mahiyetli olmamaışlardır. Ama şu son seçimle devlet başkanlığı koltuğuna oturan yeni Cumhurbaşkanlığımız hükümet başkanlığı döneminde lideri ve başkanlığı bulunduğu partisinin meclisteki gücüne dayanarak yasam organındaki oy çokluğuna ve halk kitlelerinin kendisine desteğine dayanarak eskilere nazaran daha geniş mahiyette değişiklikler yaptığını bilmekteyiz. Mesela kuruluşundan 10 Ağustos 2014 seçimlerine kadar devletimizin başkanlarını meclisteki parlamenterlerimiz yani milletvekillerimiz seçerken şimdi ki devlet başkanımız olma hakkını kazanan şahsiyet hükümet başkanı ve iktidar partisinin genel başkanı olmasına dayanarak meydana getirdiği anayasal değişiklerle halka seçtirme kuralını ülkemize kabul ettirmiş ve bu kuralın uygulamasının ilk zafer kazanıcısı olarak Cumhurbaşkanı olma hakkını elde etmiştir. Onun bu başarısı göstermiştir ki 12.devlet başkanımız eline geçirdiği hak ve yetkileri etkisi ve yönetimi altındaki iktidar partisinin çoğunluğunu çok iyi kullaranarak ülkemizdeki anayasal kaideler rejimsel kaideler ve kurumsal kaideler konusunda istediği değişikliği yaptırta bilmek güç ve özelliğine sahip bir şahsiyettir. Ve bence bu özelliğini göz önünde bulundurarak diye bilirim ki 30 Ağustos 2014 seçiminin kendisine kazandırdığı devlet başkanlığı makamının sağladığı güç ve yetkileri bir yandan da kendisine ama hissi ama fikri ama maddi çıkarlar nedeniyle göbekten bağlı olduğunu düşündüğüm iktidar partisinin bağlığının desteği ile ülkemiz yönetsel sisteminde hatta rejiminde bazı yenilikler bazı değişiklikler yapa bilme görüntüsünü sergilemeyi deneyecek belki de gerçekleştirecektir düşüncesindeyim. Benim düşünceme göre yeni devlet başkanımız eski dönem devlet başkanları gibi tarafsızlık ilkesini korumak yerine başından ayrıldığı eski partisi ile temas ve çalışma birliğini devam ettirmeyi deneyecek, sürdürecektir. Kendisinden önce bu yolu deneyen çok öncelerin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Turgut Özal’ın yolunda ilerleyecek hatta Turgut Özal’ın partisinin başına emanetçi başkan olarak tayin ettiği kişiyi Başbakan yaparak aynı zamanda hükümet başkanlığını da bir oranda emanetçi eliyle sürdürmeyi deneyecektir düşüncesini taşımaktayım. Zaten medyamızda benim bu düşüncemi taşıyan pek çok kimse olduğunu da medyada yer alan yazı ve yorumlardan çıkarmak pek ala mümkündür kanaatındayım. Üstelik seçim öncesi dönemde rejimsel değişiklikler arzusunda olduğunu açıklamaktan çekinmeyen yeni devlet başkanımızın bu arzularının devlet başkanı seçildikten sonra birden bire sona erdiğini düşünmenin de hayal olacağı kanaatini taşımaktayım. Onun seçim sonrasında yaptığı balkon konuşmasında devlet başkanlığı döneminde ülkemizin yaşam ve hayat sisteminde yeni bir dönem arzuladığını ortaya koymaya çalıştığını görmekte pek ala mümkündür. Ancak onun devlet başkalığı döneminde ülkesi için istediği yeniliklerin ne yönde olduğunu düşünmek ve kestirmek bence oldukça zordur. Çünkü onun her zaman kullandığı tabir Türk halkını kasten kullandığı tabir Türkiyeli tabiridir. O halkını hiçbir zaman millet olarak kabul ettiğini belirtecek bir ifade kullanmamış halkına hiçbir zaman Türk milleti dememiş bir şahsiyettir. O hep halkına bu millet demiştir. Milletin adını koymamıştır. Türkiyeli demiştir, Türk milleti dememiştir. Bu tabirlerde ki inadı onun ülkesini çok uluslu bir ülke olarak düşündüğünü gösteren bir olgudur. Çok uluslu ülkeler genellikle ya federasyon ya konfederasyon tipi devletler veyahutta imparatorluk hilafet sistemi gibi sistemleri yaşayan geniş kapsamlı devletlerdir. İmparatorluklarda federasyon ve konfederasyonlarda millet yoktur, teba vardır. ana devletin adını taşıyan bir vatandaşlık kavramı vardır. hilafet gibi dinsel devlet kavramında ise zaten millet kavramı olmayıp ümmet kavramı vardır. bu nedenle yeni devlet başkanımızın şayet bugünkü sistemimizi değiştirmesi söz konusu olacaksa sapabileceği 2 yol vardır. bunlardan 1.’si devletmizi federasyon veya konfederasyon haline getirip üniter yapısını bozarak başkanlık veya yarı başkanlık sistemine sahip bir devlet durumuna sokmak, 2. Şık ise Osmanlı döneminden denenmiş İslam dininin sunni meshebinin başı olan bir hilafet sisteminin baş yöneticisi bir halife etrafında dinse bir devlet durumuna sokmaktır. Bu 2 yolun 2’sininde denenmesinde bugünkü rejimimiz sona ereceğinden üniter, demokratik, cumhuriyetçi, laik devlet sistemimizin hukuka dayalı devlet sistemimizin sona ermesi söz konusu olabilecektir. Tabi böyle denemelerle bugünkü vatan topraklarımıza başka toprakların eklenmesi veya ülke topraklarımızdan bazı bölümlerin sınırlarımız dahilinden çıkması söz konusu olabilecektir. Bunların olup olmaması şimdiki devlet başkanımızın mevcut sistemimize sadık kalmasına göre gerçekleşme olasılığı söz konusu olan durumlardır. Bu nedenle diyebilirim ki şimdi ki devlet başkanımız isterse Türk halkının kendisinin desteğine davranarak ülkemizi başkanlık sistemine veya hilafet sistemi gibi sistemlere doğru yönlendirme denemesine girişmesi pek ala mümkündür. Çünkü Cumhuriyet rejimi dediğimiz, laik rejim değimiz ve şimdiki devlet başkanımızın eski Türkiye dediği sistemin kendi sistemini koruyacak hiçbir kurumsal veya kaidesel yapısı teşekkülü ve kaidesi bence ayakta kalmamıştır. Bu nedenle devlet başkanımız ve iktidar partisinin mevcut sistemi koruyup korumaması artık onların bil hassa devlet başkanımızın arzu ve insiyatifine kalmıştır düşüncesini taşımaktayım. Ne var ki devlet başkanımızın balkon konuşmasında yaptığı Türkiye ile birlikte kazananlar listesinde İslamabat halkını, Bağdat halkını, Şam halkını, Bosna halkını, Gazze halkını, Filistin halkını sayması bence onun daha geniş çaplı bir yönetsel kitle düşündüğünü ortaya koyan bir düşünce içinde bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle bence yeni devlet başkanımız hayalindeki geniş kitlesel hakimiyet sahası uğruna ülkemizin başkanı olmak yanında bu sahaların başkanı olmayı da hazırlayacak yenilikler gerçekleştirmeye yöneleceğini düşünmemiz gerektiğini taşımaktayım. Ancak bu tarz yenilikler ülkemizin hiç değilse Atatürk Türkiye’sinin sonunu getirecek davranışlardır, icraatlardır demenin yanlış olmayacağı kanaatini taşımaktayım. Umarım yeni devlet başkanımız peş peşe kazandığı zaferlerin ve bu zaferlerin getirdiği yükselmenin gururuyla yanlış davranışlar içerisine girip ülke sistemimizin rejimimizin hatta devletimizin ve milletimizin sonunu hazırlayacak rejimsel değişikliklere yönelmez. Daha geniş sahalara hakim olma arzu ve hırsıyla ülkemizin dağılmasının temellerini atmış olmaz. Halk tabiri ile tosyada pirince gitmeye kalkarak, elde ki bulguru dağıtıp yok etmenin başlatıcısı olmaz. Ama şurası bir gerçek ki seçim kazanmanın zaferi ile partisinin kendisine olan desteği ve ona seçim kazandıran vatandaşların desteği ile eğer mevcut rejimde değişiklikler yapmak isterse bence onu engelleyecek hiçbir kurum ve kaide kalmadığından bunu yapması hiç değilse bunu kitabına uydurarak yapmasından engeli kalmamıştır. Hele hele 2015 genel seçimlerinde partisi zafer kazanır meclis çoğunluğunu mecliste anayasa değiştirmenin gereği olan çoğunluğunu elde ederse bunu yapma imkanı kesinlikle mevcut ve elinde demektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.