güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

HZ.MUHAMMED

Hz. Muhammed’in doğum tarihini yıl olarak tespitte zorluk olduğu gibi gün olarak tespitte de ay olarak tespitte de zorluktan söz etmek mümkündür. Çünkü ay ve gün olarak Hz. Muhammed’in doğumunu ifade eden yazılı kaynaklar iki ifade ile karşınıza çıkmaktadır.Bunlardan ilki Arabi aylardan rebiül-evvel ayının 12.gecesi şeklinde belirtilirken diğeri seyrek olarakta dillendirilmiş olan hıdrellez günü olması ihtimalidir.Rebiül-evvel ayı ve 12. Gecesi miladi takvimde kullanım bulmazken peygamberimizden sonra düzenlenen ve hicretin gerçekleştirdiği 622 miladi yılında başlatılan hicri takvim ve onun değiştirilmesiyle güneş yılına uydurulmasıyla oluşturulan Rumi takvimde kullanım bulmaktadır.Ancak hicri ve Rumi takvimlerle milat takvimi farklılık gösterdiğinden aralarında 11 veya 13 günlük gün farkı nedeniyle farklı ayların farklı aylara tekabül ettiği seyir gösterdiğinden yazılı kaynaklarda zikredilen rebiül-evvel ayının 12. Gecesinin miladi takvimde ki farklı tarihlere denk gelmesini  ortadan kaldırmak mümkün değildir.Bu yüzdendir ki peygamberimizin doğum ay ve günü olarak yazılı kaynaklarda ortaya konulan rebiül-evvel ayının 12. Gecesini sabit bir milat ay ve günü ile ifade söz  konusu olamamaktadır.Gerçi bunu önlemek için bugün İslam kesiminin bir parçası olan ülkemizde 20 nisan olarak tespit edilip kutlanmasını sergileyenler mevcuttur.Ama ülkemizde büyük çoğunluk peygamberimizin doğum tarihi olarak rebiül-evvel ayının 12.gecesini mevlit kandili adı ile kutlayıp değerlendirenler olduğu da bilinmektedir.Hatta bazı insanımız ve onların oluşturduğu kesim ayrı ayrı tarih olan bu iki ayrı tarihte de peygamberimizin doğum gününü kutladığı düşünülürse  bu konudaki çelişki ve ayrılık normal düşünen İslam bireylerin kafasını karıştıracak bir durum yaratmaktadır.İslam olarak bir peygamberimiz mevcutken bu peygamberin iki ayrı tarihte doğmuş olması gerçeğini kabul etmek imkansızdır.Bu nedenle bu konuda iki tarihten birinin gerçek olması gerekmektedir.Bu konu  düzenlenmek ve peygamberin doğum tarihini ay ve gün olarak tek tarihe indirmek İslam dünyasının en başta gelen sorunu olarak karşımızdadır.Umarım İslam dünyası gerekli çalışmaları yaparak bu tarihi tek olarak tespite muhafak olup. Aslında bunun için en önemli yol mevlit kandilinin yani rebiül-evvel ayının 12. Gecesinin peygamberin doğum tarihi olarak kabul edilip kutlanması olur düşüncesindeyim. Bu çelişkili durum yanında çok az sayıda da olsa bazı İslami çevrelerin Hz. Muhammed’in beyanlarından yola çıkarak mesela Hz. Muhammed’in ‘’ben iki kurbanın çocuğuyum’’ sözünden yola çıkarak hıdrellez gününü peygamberimizin doğum günü olabilecek bir gün olarak dillendirmeleri de görülmektedir. Hıdrellez günün de yapılacak kutlamalarda kuzuların kurban edilmesi gerçeğiyle Hz. Muhammed’in babası Abdullah’ın babası Abdülmuhdelib tarafından  kurban adanmış olmasının esas alarak peygamberimizin hıdrellez gününü kendisi için doğum günü kabul ettiği çıkarımından hareketle hıdrellez gününün peygamberimizin doğum günü şeklinde belirtenlere itiraz edenlerde görülmüş onlar peygamberimizin ‘’iki kurbanın çocuğuyum’’ sözünü hz İbrahim’in oğlu ve kendisinin büyük dedesi olan Hz. İsmail ile babası Abdullah’ın kurban adanmasına binaen onların neslinden olduğunun belirtmek için söylediğinin  dile getiren bir ifade olduğunu vurgulamaktadırlar. Buna rağmen 23 nisan ile hıdrellez günü arasında yani miladi yıl olarak peygamberimizin doğum günün olarak tespit edilen miladi 23 nisan tarihi ile hıdrellez günü arasında(6 mayıs) arsında 13 gün fark olması nedeniyle hicri takvim ve miladi takvim arasında ki uygulamadaki farklılığın 6 mayıs tarihini yani hıdrellez günü tarihini peygamberimizin doğum günü tarihi olarak olasılığa sokabilecek bir farklılık yarattığını ileri sürenlerden yok değildir. Bir başka deyişle miladi takvimde ki düzenlemelerin yarattığı değişikliklerin aslında hıdrellez günü olan peygamberin doğum gününü yarattığı farklılıklarla 23 Nisana kayan bir konuma getirmiş bir görünüme soktuğunu söyleyenlerde mevcuttur. Hatta peygamberimizin gül mevsiminde doğduğu yolunda ki beyanlara dayanarak doğum tarihini kullanılan miladi takvimlerde gül günü olarak dillendirilen haziran ayına ait tarihe mal eden iddia sahipleri de mevcuttur. Bütün bunlara binaen peygamberimizin doğum tarihini ay ve gün olarak söylemenin zorluğu bence açıkça ortadadır. Çünkü peygamberimizin doğum günün olarak hıdrellez gününün de olabilmesi mümkündür. Hıdrellez günü peygamberler açısından doğum günü kabul edilmeyi sergileyen tarih olarak farklı dinler açısından da karşımıza çıkabilmektedir. Bütün bunlardan sonra peygamberimizin doğum tarihinin yıl ay ve gün olarak kesin tespitle ifadesinde farklı ifadeler sergilenmektedir demekte. Bu konuda en doğru ifade olarak peygamberimizin 569 yılının rebiül- evvel ayına ait 12.gece olduğunu söylemenin en doğru ifade olacağını belirtmek isterim. Bu tarihte dünyaya gelen peygamberimiz dünyaya gelmeden önce babası Abdullah Mekke de adet olduğu üzere çocuk bekleyen babaların yaptığı gibi doğum alış verişi yapmak üzere peygamber doğmadan 6 ay evvel Suriye ye alış verişe gitmek için kervanla Mekke den ayrıldığı şeklinde bildirimler mevcuttur. Yine babası Abdullah’ın bu yolculukta vefatı nedeniyle Mekke’ye dönemediği bu yüzden Hz. Muhammed’in yetim olarak dünyaya geldiği anlatılmaktadır. Hz. Muhammed’in annesi Amine hatun peygamberimizi babasız dünyaya getirmiştir. Bu yüzden peygamberimizin annesi ile birlikte baba dedesi Abdülmuhtalib’in koruma ve himayesine tabii olduğu Abdulmuhtalib’in bu görevi peygamberimiz 9 yaşına gelene kadar sürdürdüğü belirtilmektedir. Dedesi Abdulmuhtalib idaresinde korumasında 6 yaşına kadar annesi ile birlikte yaşamıştır. Bu tarihte annesi ile birlikte gittikleri Medine de ki dayılarını ziyaret dönüşünde annesi Amine hatunu da kaybeden Hz. Muhammed’in bu tarihte yetim doğmasının yanında bu kez öksüz kaldığını da görmekteyiz. Abdülmuhdalib torunu Hz.Muhammed’in ve annesi Amine’nin bütün ihtiyaç ve isteklerini eksiksiz karşılamış hatta o zamanın modası olan kureyş ileri gelenlerinin çocuklarının süt anneler yanında yetiştirilmesi şeklinde ki uygulamaya uyulması için peygamberimizin Hz. Halime hatuna verilip halime hatunun ona süt annelik yapmasını da temin ettiğini görmekteyiz.   

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.