güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Hz. Muhammed

Hz. Muhammed’in annesinin soyu ise Medineli Neccar oğullarıdır. Yazılı kaynaklarda Neccar oğulları hakkında şu bilgi vardır:

Neccar Oğulları, Medîne-i Münevvere'de yerleşik bir kabiledir. Allah Rasûlü’nün annesi Âmine bu kabiledendi. Altı yaşlarında iken annesi ile birlikte dayı tarafını ziyaret için Medine'ye gelmişler ve küçük Muhammed, Neccar Oğullarının çocukları ile tanışmış, onlarla oynamış onların havuzlarında yüzme öğrenmişti. Sonraki yıllarda hep bunlar hatırlar ve yâd ederdi. Hicret edip gelince de Neccâr Oğullarından yakımı» görmüş, vatanından çıkarılmanın gönül burukluğunu, onların ve diğer
Medînelilerin gösterdiği yakınlık silip götürmüştü.

Hz. Muhammed’in soy ve ailesi hakkında bilgileri verdikten sonra doğumuna geçmeden önce onu Muhammed ismi üzerinde durmak gerektiğine inanmaktayım. Ondan önce Araplarda görülmeyen bir isim olan Muhammed isminin hangi kaynaklardan geldiği ve hz. Muhammed’in doğumundan önce hz. Muhammed hakkında Kuran öncesi dinsel metinlerden bu isimden ve Hz. Muhammed’in geleceğinden, varlığından bahseden metinlere baktığımızda ne gibi anlatımlar olduğunu öğrenmek istediğimizde Ahmet Sarbay isimli yazarın Hz. Muhammed isimli yazısına bakmamız faydalı olacaktır düşüncesindeyim. Bu yazarın söz konusu yazısına baktığımızda şu bilgilerin verildiğini görürüz:

Kaan'ın dışındaki mukaddes kitapların zamanla bozulduğu bir gerçek olsa da, bu tür müdahaleler,
şahıs ve bölge isimlerinin de değiştirildiği mânâsına gelmektedir. Bu durum, bir kaide olarak kabul edilir ve bütün din ilimlerinin incelenmesinde göz önünde tutulur. Gerçekten de tahrif edilmiş (kasıtlı
olarak değiştirilmiş) oldukları halde, mukaddes kitapların değişik nüshalarında yer alan isim ve sıfatlarda büyük bir benzerlik mevcuttur. Kur’an-ı  Kerim, Cenab-ı Hakkın zaman zaman tebliğciler veya peygamberler gönderdiğini ve onlara vahiy suretiyle kanunlar, emirler veya kitaplar indirdiğini bildirir. Kuran, bu ifadeye bağlı olarak Hz. İbrahim’in sahifelerinden,  Hz. Musa’ya gönderilen tevrattan, Hz. Davut’a indirilen zeburdan ve nihayet Hz. İsa’ya gönderilen incilden bahseder. Kuranda beyan edilen “zebur-ul-evvelin” yani “eskilerin kitapları” şeklindeki ifade ise zerdüştlerin brahmanların veya budistlerin bazı kitaplarına (nass-ı kat-i ile tastik etmeksizin) böyle bir kaynak tanıma imkanı bırakır. Kuran-ı Kerim’de 26. Surenin 196. Ayetinde şöyle buyurmaktadır: “ Şüphe yok ki O, daha evvelkilerin kitaplarında da vardır.”

İnsan internette öyle şeylerle karşılaşıyor ki, sörf yapanlar bilir. Herkes kendine uygun bir şeyler bulabiliyor. Sayfalar arasında dolaşırken “apokrif" adı verilen metinlere rastgeldik. Bunlar, binlerce yıl öncesinden kalma bazı bilgileri ihtiva ederler. Teközellikleri, din adamlarınca insanlardan gizlenmiş olmalarıdır.

Eski kitaplarda şimdi göreceğimiz satırlar mitseldir ve literal olarak (söze bağlı kalınarak) alındığı takdirde, ilk bakışta bir mânâ ifade etmeyebilir Ancak eldeki tarihî verilerle karşılaştırıldığında, dünya tarihindeki hiçbir peygamber ve hiçbir insana atıfta bulunmadığı ortaya çıkar.

Bu kitapların öngördüğü dinlere inanan insanlar, ya burada geçen isimleri Muhammed Aleyhisselâm olarak kabul edecekler veya bu tavsiyelere uygun bir kişiyi gösterecekler. Gösterebileceklerini zannetmiyoruz. Zira bu metinlerdeki her kelime, her söz, ancak Sevgili Peygamberimizin şahsında mânâsını bulabilmektedir.

 

ZERDÜŞT BÖYLE DEMİŞTİ

Zerdüştlüğün kutsal kitabı olan Zend Avesta’nın ilk kısmı olan Vendidadda, "beklenen bir
peygamber’den söz edilir. İkinci kısım olan Yas/ıtsta ise, beklenen peygamberin dostlarına
işaret vardır. Buyrun çevirisini:

"Biz, yönetici Efendinin sağ elinde döğüşen iyi, güçlü, imanlı, şefkatli Fravaşileri hayırla anıyoruz. Onların, güzel kanal lı kuşlar gibi Efendiye geldikleri görülüyor.. Onu hem önden, hem arkadan korumak üzere bir silah, bir kalkan olarak gelirler. Onlar o kişiyi kılıçlardan, sopalardan, oklardan,
mızraklardan, elle alılan taşlardan koruyacaklardır." Dünya tarihini ve özellikle Asr-ı Saadet dönemini iyi bilen ve bu satırları okuyan herkes, eğer kaynağını vermeseydik, Uhud veya Huneyn savaşlarının en şiddetli dakikalarını anlatıyor sanacaklardı Bu savaşlarda Ashab ı Kiram, dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir tarzda. Sevgili Peygamberimiz'in etrafında kümeleşmişlerdi.

Aynı kaynağı taramaya devam ediyoruz, “Peygamber dostları arasında en güçlüsü ey Zerdi asli itikada bağlı olan veya dünyayı ıslah edecek ŞOŞYANT /hayırlı kişiden olanlardır.”
Şimdi de Şoşyant/hayırlı kişinin kim olduğunu görelim; “adı ASTVAR-ERATA olacaktır. O, şoşyant /hayırlı kişi olacaktır. O, ASTVAR-ERATA olacaktır…”

Metinde geçen Astvar ve Astuat kelimesinin kökü olan Astu kelimesi; hem Sanskrit, hem de Zend dilinde 'ÖVMEK” anlamına gelir. Bunun isim hâli dan "situadan”, günümüz Farsça’sında; “Övme' anamında kullanılır. Kısaca bu kelimenin anlamı 'övülmüş” veya başka bir ifadeyle "Muhammed” (Tekrar tekrar övülmüş, medhedilmiş) isminin birebir çeviridir. İşte bu övülmüş kişinin dostları/
eshabı'nın övülmesi şöyle devam eder…
"... Onun, dostları zuhur edecek Onlar, düşmana karşı galiptir, temiz düşüncelidir, temiz konuşanlardır, hayırlı iş yapanlardır, hak olan yolu izlerler ve onların dili asla yalan söylemez."

Desatir No 14'de, İslâm dinine ait prensipler açıklanırken, peygamberlerimizin

"İranlıların ahlâk seviyesi düştüğünde Arabistan'da bir nur doğacaktır. Takipçileri tahtını, dinini ve herşeylerini yükselticektir…

Bir bina İnşa edilmişti (Kabe'ye atıfta bulunuyor) ve onun İçinde, ortadan kaldırılacak pek çok putlar bulunmaktaydı. Halk yüzünü ona doğrudönüp, İbâdet edecektir. Takipçileri İran, Taus ve Belh  şehirlerini alacak ve İran'ın pek çok akıllı adamı ve diğerleri, O’nun takipçilerine katılacaktır. ”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.