güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Musa Peygamber

            Musa Peygamberin ömrü kendisine uyan İsrail oğullarını bir başka tabirle Yahudileri yerleşik bir vatan sahibi yapma çalışmalarıyla geçmesine karşılık hiçbir zaman sağlında Yahudi toplumunu yerleşik yaşama ve bir kendilerine has vatana sahip kılamamıştır. Ömrü sürekli çöllerde vahalarda gerçekleşen yaşamlarla geçen Musa Peygamber Allahın kendisine Din tebliği konusunda yardımcı olarak görevlendirdiği Harun Peygamberi kaybetmiştir. Onun ölümünden sonra yaşamını sürdüren Musa Peygamber bu dönemde de Yahudileri Filistin’e Kudüs’e sokamamış Tih çölü arazisinde yaşam sürdürmüştür. Burada ki yaşamı sırasında dininin gereği ümmetine vermesi gereken bilgileri vermeyi sürdüren Musa Peygamber bu çabalar içerisinde ömrünün sonuna ulaşmıştır. Öldüğünde veya ölümü öncesi dönemde yaymakta olduğu dini genişletmek amacıyla yani geniş insan kitlelerine yaymak imkanına ulaşmak yolunda fazla çaba gösterdiğini söylemek zordur. Gerçi yaymak istese bile bu yapmak imkanı da o zamanın şartlarında mümkün değildir. Bu yüzden Hz. Musa öldüğünde getirdiği din ve bu dinin kabulü ancak Yahudi toplumuna münhasır bir durumdaydı. Sözün kısası Musa Peygamber öldüğünde Yahudiler hala Filistin’e yerleşmiş Kudüs’e hakim olmuş durumda değillerdi. Hatta diyebilirim ki Yahudilerin belli bir vatanı olmaması nedeniyle o zamanın Yahudi toplumu belki de bilerek Musa Peygamberi gömdüğü mezarı saklı tutma yoluna gitmişler kendi vatansızlıkları nedeniyle Musa’nın kabrinin bulunduğu saha düşmanlarının eline geçerse Musa’nın kabri ve naaş kalıntıları tahrip ve tahkir edilmesin diye tahrik edilmesin diye kabri bilinmez duruma sokmuşlardır. Sözün kısası Musa Peygamberin kabri bugün yeri bilinmez durumdadır. Bazı kaynaklar Peygamberimize vaat edilen Hadislerle Hz. Musa’nın mezarını Beytül maktiste olarak belirtseler de bu belirtmede de tam bir kesin yer belirtme olamadığından Farazi yer göstermeler dışında bir mezar yerine işaret edilmesinden söz edildiği görülememektedir. Netice olarak Hz. Musa’nın kabri belirsizdir demek daha yerinde bir beyan olacaktır düşüncesindeyim. Son olarak vurgulamak isterim ki Hz. Musa Yahudilerin, Yahudi toplumunun kutsal kitabının indiği Yahudi toplumuna ait bir Peygamber olmasına rağmen tüm Semavi dinler açısından semavi dinlerin büyük 4 Peygamberinden kendisine kitap inmiş 4 büyük Peygamberinden birincisi olarak kabul edilir. Hz. İbrahim’in Filistin’e sevk etiği Hz. Yakup ve Yusuf’un bu sahadan alıp Mısır’a götürüp yerleştirdiği Yahudi toplumunu Mısırdan çıkarıp Tevrat’ta vaat edilen toprakların ana merkezi konumundaki Filistin sahasına ulaştırmak üzere Yahudileri yola çıkaran hem dini hem siyasi önderleri Hz. Musa olmuştur. Bugün Yahudi toplumunu Milletleştiren bir kültür sahibi yapan hatta bir devlet sahibi yapan sistemlerin temeli Hz. Musa’nın kendisine Allah tarafından gönderilen Tevrat aracılığıyla bilgilenip yansıttığı Yahudi dini yani Musevilik dini olmuştur. Bu nedenle Yahudiler Musa’ya her şeylerini borçlu olan bir toplum durumundadırlar.

Harun Peygamber

            Bu Peygamber de Musa Peygamber gibi İsrail oğullarının Mısırdaki yaşantıları sırasında onlar arasından Musa’nın kardeşi olarak dünyaya gelmiş bir Peygamberdir. Ancak Musa’nın yaşadığı doğum sonrası maceranın yani yaşam seyrini yaşamamış Musa’nın aksine doğduğu evde gerçek anne ve babası yanında yetişmiş ve büyümüştür. Daha sonra Musa Peygamber gerçek ailesiyle tanışınca kardeşiyle bağ kurmak imkanını bulmuş hele Musa Peygamber önderliğinde Kızıl Nehri geçip Sina üzerinden orta doğuya geçen İsrailoğulları vatansız konar göçer yaşarlarken onlara Tevrat ve Museviliği getiren Musa Peygamberin yardımcıya ihtiyaç duyar durumu Harun Peygamberi ağabeyi Musa Peygambere yakınlaştırmış Harun’u Musa Peygamberin yardımcısı bir Peygamber durumuna getirmiştir.  Öyle ki bu 2 kardeş Peygamber adeta birbirini tamamlar birbirine bağlı olmazsa olmaz 2 Peygamber durumuna gelmişlerdir. Musa Peygamberin Harun’a ihtiyacı vardır. Çünkü Musa Peygamber çocukluğunda geçirdiği bir kaza nedeniyle dili doğru dürüst konuşamaz bir duruma gelmiştir. Bir oranda konuşma özürlü bir kişidir. Bu nedenle ana kitabı Tevrat olan Allahın kendisini İsrailoğullarına yaymakla görevlendirdiği Musevi dinini etrafındakilere sağlıklı ve güzel bir şekilde anlatması ve halkı davet etmesi zor olacak Musa’nın daveti halkın kabulü zorlaşabilecektir. Bu nedenle olsa gerektir ki yüce Allah Hz. Harun’u da Peygamberlik göreviyle nasiplendirip Musa Peygamberin yardımcısı yapmıştır. Cebrail ve Tevrat yolu ile Hz. Musa’ya iletilen Musevilik dini bilgileri Hz. Musa tarafından Harun Peygambere iletilmekte oda bu bilgileri düzgün ve sağlıklı bir dille söylevde halkına anlatmakta halkın Musa’nın getirdiği bilgileri daha düzgün ve hatasız öğrenip benimsemesine zemin ve vesile oluşturmaktadır. Bir başka tabirle çocukluğunda firavun huzurunda kendisinden şüphelenen Firavunun kendisine haber verilen kendi can düşmanı çocuk olup olmadığı yolunda yaptığı bir deneme sırasında ağzına attığı yanan bir kor nedeniyle dilinde tahribat yapıp dilini doğru dürüst konuşamaz hale getirdiği Musa’nın bozuk konuşma anlaşılmaz konuşma dilini ve şivesini halka anlaşılır hale getiren Harun Peygamber olmuştur. Harun Peygamber Musa Peygambere ihtiyaç içindedir. Kendisine Peygamberlik görevi verilmiş olsa bile kendisine kitap inmediğinden Hz Musa’nın kendisine indirilen kitabi bilgilerini kullanamaya mecburdur. Bu ortak yaşam Harun Peygamberin Musa Peygambere sadece bir nevi tercümanlık yapması şeklinde sürmemiş Musa Tur dağına çıkıp Tevradi tabirle Allah ile buluşmaya gittiğinde toplumun başına kendisine vekaleten Harun Peygamberi bırakmıştır. Bu nedenle Harun Peygamber Musa toplum ilişkisinde önemli bir unsur yeri doldurulmaz bir aracı olmuştur. Ne var ki Harun Peygamber Hz. Musa kadar yaşamamıştır. Ondan küçük olmasına rağmen ondan önce ölmüştür. Hz. Harun’un ölümü hakkında tevrati kaynaklı olduğunu düşündüğüm internet bilgileri dahilinde ölümü kabaca şöyle dile getirilir. Allahü Teâla, Musa (a.s)'ya Hârun (a.s)'u vefat ettireceğini, onu dağa getirmesini bildirdi. Musa (a.s), Hârun (a.s)'un elinden tutarak dağa çıktılar. Hârun (a.s)'un Şibr ve Şibbîr adındaki oğulları da yanlarındaydılar. Dağın üzerinde görülmemiş güzellikte bir ağaç, yapılmış bir ev, evin içinde bir sedir, ve sedirin üstündeki yataktan misk gibi bir koku geliyordu. Hz. Musa ile birlikte Hârun yatağın üstüne yattılar. Allahu Teâla Hârun (a.s)'un ruhunu bu halde iken aldı, sonra ağaç kayboldu, ev ve sedir semâya yükseldi. Hz. Musa, Hârun (a.s)'un cenaze namazını orada kılarak onu dağa defnetti. Yahudiler bu dağa Tûr-u Hârun adını vermişlerdir Hârun (a.s)'un Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yüz on yedi veya yüz yirmi yaşında olduğu söylenir. Hârun Peygamber uzun müddet yaşadı. Musa Peygamberle birlikte kavmine öğütlerde bulundu, kavminin nankörlüklerine göğüs gerdi. Zaman geldi; Rabbine kavuştu, o da ölümü tattı. Bu bilgiye rağmen şunu da vurgulamak isterim ki tevrati kaynaklı bu bilgilerin yer aldığı kaynakların bazılarında Harun Musa’nın küçüğü bazılarında büyüğü gözükmektedir.

Devam edecek….

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.