güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

OSMAN GAZİ’DEN MEHMET VAHDETTİN’E KADAR GEÇEN DÖNEME AİT OSMANLI BAŞBAKANLARI, OSMANLI SADRAZAMLARI VE ÖZ GEÇMİŞLERİ -3

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

Baltacı Mehmed Paşa

Baltacı Mehmed Paşa veya Pakçamüezzin Baltacı Mehmed Paşa (ö. 1712, Limni), III. Ahmed saltanatında, 25 Aralık 1704 – 3 Mayıs 1706 ve 18 Ağustos 1710 – 20 Kasım 1711 dönemlerinde iki kez sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamı.

Hayatı

Çorum‘un Osmancık ilçesine bağlı, bugün kendi adını taşıyan köyde (esk. Karaağaç Köyü) doğmuştur. Genç yaşta ilim merakı ileTrablus, Tunus ve Cezayir‘e kadar gitmiştir.[2] Daha sonra İstanbul‘a dönmüş ve akrabalarından Hacı Sefer Ağa vasıtası ile sarayagirmiştir. Burada önce baltacı oldu. Güzel sesli olduğundan musikiye heveslenmiş ve müezzin olup “Mehmed Halife” namını, temiz yüzlü ve akça-pakça bir insan olduğu için de “Pakçemuezzin” lakabını kazandı. Ardından kâtipliğe heveslenen Baltacı Mehmed Efendi, önce yazıcı ve Aralık 1703’te ikinci imrahorluğa tayin edildi.

Bu sırada şehzade Ahmed ile yakın ilişkiler kurdu. 1703’de Edirne Vakası sırasında İstanbul’da ve sonra Edirne’ye giden isyancılarla yakın bağlantılar kurdu ve bunların II. Mustafa‘yı tahttan indirip yerine kardeşi III. Ahmed’i tahta geçirmeleri için büyük gayretler gösterdi. III. Ahmet tahta geçtikten sonra sadrazm Moralı Damat Hasan Paşa sultanın tevecühünü kazanan ve böylece hızla ilerlemesi beklenen Baltacı Mehmet’i kendine rakip olarak gördü ve onu terfi ettirmedi. Birinci imrahorluğa geç yükseldi ama bu sefer deTrablusşam ve Halep taraflarına tahsildar olarak görevlendirilerek İstanbul’dan uzaklaştırıldı. 1704’de Kalaylıkoz Hacı Ahmet Paşa sadrazam olduğu zaman İstanbul’a dönebildi.

Kasım 1704’te vezirlik de verilerek kaptan-ı derya yapıldı. Sadrazam olana kadar 1 ay kadar bu görevi yaptı. 21 Aralık 1704’te de birinci kez sadrazam oldu. Bu sırada kendi taraftarlarını önemli işlere yerleştirme ile uğraştı. Daha başka bir iş yapamadan 3 Mayıs 1706’da Sadrazamlıktan azledildi.

Azlinden sonra Sakız Adası‘na sürüldü. Daha sonra darüssaade yazıcısı Nevşehirli İbrahim Efendi‘nin yardımıyla Erzurum valiliğine getirildi. Haziran 1707’de ise Sakız muhafızlığı görevi verildi. Ocak 1709’da Halep valiliğine atandı.

Baltacı Mehmed Paşa, 18 Ağustos 1710’da Köprülüzade Damat Numan Paşa‘nın azledilmesinden sonra 2. kez sadrazam oldu. İsveç Kralı XII. Karl‘in (Demirbaş Karl)’ın 28 Haziran 1709 Poltava Savaşında Ruslara yenilmesi ve İsveç ordusundan artakalan 1.500 kadar kuvvetle güneye çekilerek Osmanlı Devleti’ne iltica etmesi; önce Özi kalesine sığınması ve sonra da Bender‘e yerleşmesi ile Osmanlı Devleti ile Rusya arasında çıkan anlaşmazlıklara ve çatışmalarla uğraşmak paşanın ilk faaliyetleri oldu. Bender’de mülteci bulunan XII. Karl’in İstanbul’a yazdığı mektuplarla Rusya aleyhine yaptığı kışkırtmanın etkisi ile Sultan III. Ahmed 1711’de Rusya’ya karşı savaş ilan etti ve Prut Savaşı veya “1710-1711 Osmanlı-Rus Savaşı” adı verilen savaş başladı.

Sadrazam olan Baltacı Mehmet Paşa Şubat 1711’de Serdar-ı Ekrem olarak tayin edildi. Sefer hazırlıkları tamamlandıktan sonra 9 Nisan 1711’de İstanbul’dan 200.000 kişilik bir orduyla ayrılan Baltacı Mehmet Paşa Tuna‘yı geçerek Eflak‘a girdi. Osmanlı kuvvetleri, 18 Nisan’da başlayan ve 4 gün süren Prut Savaşı çarpışmaları ile Kırım Ordusunun da desteği ile Rus birliklerini Prut Nehri kıyısında bulunan bataklık arazideki Stanileşti kasabası yakınına sürdü ve çember içine aldı. O an için kurtuluş imkâni bulunmayan Rus ordusu komutanı olan Rus Çarı I. Petro, Moskova‘ya bir mektup yazarak durumun zorluğunu ve ümitsizliğini anlattı. Çariçe I. Katerina araya girerek Osmanlı Devleti’ne Osmanlıların her isteğini yerine getirecek bir barış teklifinde bulundu. Hem Kırım Hanı, hem de İsveç Kralı saldırıya geçilip Rus ordusunun yok edilmesini savundular. Ancak Baltacı Mehmet Paşa, Rus ordusunun etrafını sarmışken bile, emrindeki ordudaki yeniçeri gücünde isyan belirtileri görerek yeniçerilere güvenmemesi nedeniyle bir barış yapmayı kabul etti. 22 Temmuz 1711’de taraflar arasında Prut Antlaşması adı verilen bir antlaşma yaptı.

Antlaşmanın imzalanmasından Sultan III. Ahmed de memnun olmuştu. Ancak ordusunu kuşatmadan kurtaran Çar I. Petro’nun, vaatlerini yerine getirmemesi, sadrazama karşıİstanbul‘da bir muhalefet grubunun oluşmasına yol açtı. Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa istediği tam neticeyi almak için ağır davranmaktaydı. Bu tutumu İstanbul’da yanlış yorumlara neden oldu. Ordu ile Sadrazam Baltacı Mehmt Paşa Eylül’de Edirne‘ye geldi. 20 Kasım 1711’de III. Ahmet’in emriyle sadrazamlıktan azledi.[2]

Sicill-i Osmani’ye göre

Tarihçiler, Deli Petro’nun esirlikten kurtulmasına rüşvet ve İsveç kralına hiddet manasını verirler. Herhalde Rusya ordusunu imparator ile birlikte esir etse, tarihimizce şan aldıracak bir hizmetle iyi ün kazanmış olacaktı.

Diğer taraftan Baltacı Mehmet Paşa ile Çariçe Katerina arasında bir tür ilişki kurulduğuna dair zaman içinde geniş kapsamlı söylentiler, tartışmalar ve literatür oluşmuştur. Bunun doğru olmadığı A. Akgündüz’ün tarafından yapılan Rus ve Osmanlı kronikleri incelemelerinden belgelenmiştir.[3] Akgündüz’e göre, Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa ile Çariçe Katerina’nın olay sırasında karşı karşıya geldiği gibi bir durumun söz konusu olmadığı gibi hatta Katerina’nın o sırada oralarda olduğunu gösteren bir kaynak da mevcut değildir.

Sadrazamlıktan azledilmesinden sonra Baltacı Mehmet Paşa kalebentlikle Midilli adasına sürüldü. Ardından Temmuz 1712’de Limni adasına sürgüne gönderildi. Eylül 1712’deLimni adasında vefat etmiştir. Vefat ettiğinde yaşı elliyi biraz geçmişti. Mezarı “Niyaz-ı Mısrî’nin gömülü bulunduğu mezarlıktadır.

Değerlendirme

Sicill-i Osmani’de Baltacı Mehmet Paşa şöyle değerlendirilir:

Akıllı, tedbirli, cesur, vakur, bunun yanında düzenbaz, gaddardı.

Osmanlılar Ansiklopedisi’nde ise şu değerlendirme yapılmaktadır:

Mizaç bakımından hırslı ve devlet işlerinde entrikaya meyilli, fazla kabiliyeti olmayan bir kimseydi.

Eserleri

Ortaköy‘de yaptırdığı bir cami bulunmaktadır.

Yusuf Paşa

Ağa Yusuf Paşa (d. ? – ö. 1713, Rodos) III. Ahmet saltanatında, 20 Kasım 1711 – 12 Kasım 1712 tarihleri arasında onbir ay yirmi iki gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamı.

Hayatı

Gürcü asıllıdır.[2]Yeniçeri ocağında yetişmiştir. Zağarcıbaşı rütbesine erişmiştir. 1702’de Kul Kethüdası olmuştur. Ama Temmuz 1703’te bu görevden azledilmiştir. Ekim 1703’te tekrar kul kethüdası olmuştur ve o yıl yine azledilmiştir. Üçüncü ve son defa Aralık 1704’te yine kul kethüdası olmuştur.

Ekim 1706’da bu görevden alınarak Resmo sancakbeyliğine ve ardından da İnebahtı sancakbeyliğine atanmıştır. 1707’de emekli yapılıp Edirne‘ye yerleşmiştir.

26 Eylül 1710’da Yeniçeri Ağası görevi ve verilmiştir. Bu görevde iken Haziran 1711’de vezirlik payesi verilmiştir. Vezirliğe yeniçeri ağalığı görevinden yükseldiği için “Ağa” lakabı ile de anılmaktadır. Prut Savaşı‘na katılmıştır ve bu seferde gösterdiği kahramanlıklar dolayısıyla büyük isim yapmıştır.[1]

Ordunun bu seferden dönüşünde ordu Edirne’de iken serdar-ı ekrem olan Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa 20 Kasım 1711’de sadrazamlıktan azledilerek yerine Gürcü Ağa Yusuf Paşa sadrazamlığa getirilmiştir.

Sadrazamlığı döneminde Gürcü Yusuf Ağa Paşa barışçı bir politik tutum göstermiştir. Bu politikaya bahane olarak Rus Çarı I. Petro‘nun Rusya ile yapılan Prut Antlaşması‘na riayet edeceğini; zaten ordunun savaşma gücünün kalmadığını ve mevsimin uygun olmadığını ileri sürmekteydi. Padişah III. Ahmet savaş yanlısı olup Sadrazam’ın kendini bir sefere çıkmaktan alıkoyduğunu düşünmekteydi. Bu nedenle 24 Aralık 1712‘de sadrazam azledilmiştir.

Azlinden sonra Rodos‘a sürülmüştür. Bu adada sürgündeyken 1713‘te çıkarılan bir fermanla idam edilmiştir. III. Ahmet’in idam ettirdiği ikinci eski sadrazam olmuştur. Kesilen başı getirilerek önce 4 Aralık 1713’te Edirne’den Vidos’a gitmiş olan III. Ahmet’in otağı önünde teşhir edilmiştir. Daha sonra Ağa Yusuf Paşa’nın İstanbul Aksaray semtinde inşa ettirdiği çeşme ve mektebin yanına gömülmüştür.

Eserleri

İstanbul Aksaray semtinde mektep ve çeşmesi vardır.

Değerlendirme

Sicill-i Osmani onu şöyle değerlendirmektedir.

Bahadır ise de siyasî işlere aşinalığı azdı. Kinciydi, hatta yeniçeri halifelerinden Köse Halife ile kavgası olup ağalığında dövdü ve sadâretinde sakalını tıraş eyledi ve buna sahiplenen çekdiri paşasını prangaya bağlayarak halifeyi de taş gemisine atmış ve biçare de müteessiren vefat etmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.