güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

İSLAM AKIL VE MANTIK DİNİ OLSAYDI?

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

 

Kıymetli Okurlarım, her zaman duyarız, konuşmalarda rastlarız. Birileri hep dile getirir. İslam akıl ve mantık dinidir. Akıl ve mantığına uymayanı İslam da kabul etmez derler. Ama bu laf da kalan bir şeydir. Bence de pek realistçe söylenmiş bir söz değildir. Çünkü İslam dini bütün din kaideleri gibi getirdiği doğmalarını yani kaidelerini düşünmeden kabul etmeyi şart koşar. İslam olabilmek için hiç düşünmeden Allah’ın birliğini ve Hz. Muhammed’in onun peygamberi olduğunu kabul ve ikrar etmemeyi şart koşar. Yine aynı şekilde İslam’a ait 5 ana ibadetin hiçbirinin nedenini, yapılıp yapılamayacağının, imkân dâhilinde olup olmadığının araştırılmasını veya bunlardan birisine itiraz edilmesine kabul etmez. İslamiyet toptancı bir dindir. Getirdiği bütün kaidelerin hiç irdelenmeden topyekûn kabul ve uygulanmasını şart koşar. Böyle olduğunda bu dinin akıl ve mantık süzgecinden bireysel olarak geçirilmesi imkânsızdır. Böyle bir yola sapılması halinde İslamiyet denilen dinin üyesi olmak mümkün değildir. Yine aynı şeklide Kuranın sure ve ayetlerinin hükümlerine, hükümlerinin içeriğine mantık ve akıl kullanılarak irdeleme yapılması, itiraz edilmesi imkânsızdır. İşte bu özelliğiyle de İslam dini akıl ve mantık kullanımına imkân vermeyen bir dindir. İslam din adamlarına bakarsak kendilerinin her söylediği şeyi hiç itirazsız kabul edip yapılmasını söylediklerini yapmamızı istemektedirler. Onlara göre bunu kendileri değil, İslam dini istemektedir. Bu özellikleriyle onlar kendilerini yeryüzünde Tanrı’nın vekili sayıp her söylediklerinin yapılmasını beklemektedirler. Ne var ki bizden istedikleri itirazsız kabulün kendileri yerine getirmemekte ve İslam dininin hükümleri konusunda farklı içtihatlar yapıp Kurandaki belirli bir ayet hakkında farklı hükümler çıkarıp, çıkardıkları hükümlerin geçerliliğini savunabilmektedirler. Ne tuhaftır ki farklı içtihatları sonunda ortaya koydukları bu yeni hükümlerden dolayı İslam toplumunu farklı icraatlar yapabilen birbirinden farklı gruplara bölebilmektedirler. Bütün bunlardan sonra şunu önemle vurgulamak isterim ki İslam dini hüküm getiren bir din olması bahabından akıl ve mantık kullanmanın sonucu olan araştırıcılığı kabul eden bir din değildir. Bir başka deyişle İslam dini akıl be mantığı rehber edindiren bireye kendi uygulamaları konusunda akıl ve mantık kullanımı serbestliği veren bir din olması mümkün değildir. İslam dininin akıl ve mantıkçılığı ana ilkelerinin tespiti sırasında Tanrısal mantığın ve Tanrısal aklın birey aklına kullanım imkânı vermeyecek şekilde bu dini hüküm ve kaidelerini tespit edip, bu dini oluşturmasında aramak mümkündür. Yani İslam dini öyle bir dindir ki bireyin hükümlerini akıl ve mantık süzgecine tutmasına ihtiyaç duymayacak şekilde hazırlanmış ve düzenlenmiştir. Mesela, içinde bulunduğumuz Ramazan ayında gerçekleştirilen oruç ibadetini bireysel akıl ve mantık süzgecine tabi tuttuğumuzda bu ibadetin birey ve toplum menfaatine pek çok faydalar ifa ettiğini görebiliriz. Ama aynı ibadetin toplum ve birey zararına hiçbir sonuç getirmediğini de yine bireysel akıl ve mantık süzgecinden geçirdiğimizde rahatlıkla görmemiz mümkündür. Çünkü bu ibadetin birey ve toplum zararına sonuçlar vermesi söz konusu olabilecek hallerde tutulmaması için bazı özürler kabul ettiğini de görmekteyiz. Aynı şey namaz ibadeti içinde, zekât ibadeti içinde, hac ibadeti içinde geçerlidir. Bütün bu ibadetlerin uygulaması önce bireyin sonra toplumun menfaatine neticeler vermektedir. İşte buna binaen İslam dininin akıl ve mantıkçı bir din olduğunun söylendiği kanaatini taşımaktayım. Aks, takdirde bireyin İslam dini hükümleri ve uygulamalarını kendi mantık süzgecinden geçirip kabul veya uygulamasına İslamiyet’in olanak verdiğini söylemek bence bir oranda imkânsızdır. Öyle ise artık kendimizi aldatmadan dinimizin bireysel akla önem verdiğini söyleyenlere önem vermeyi bir kenara bırakıp İslam dini açısından yanlış yollara ve uygulamalara sapmaktan sarfı nazar emekteyiz. Dini bütün sağlam bir İslam olmak için İslam’ın ana kaidelerine Kuran hükümlerine hiç düşünmeden uymalı, dinimizi bu ölçüler çerçevesinde yaşamalıyız. Dinimiz de akıl ve mantığın kullanılacağı yerler yok mudur? Şüphesiz vardır. Bunların en başında da uydurma hadisleri gerçek hadislerden ayırmakta, aklımızı kullanmak, mantığımızı kullanmak ile Kurana dayandırıldığı söylenilen sahte hükümlerin Kuran hükmü olmadığını tespit etmekte aklımızı kullanmak olmalıdır. Umarım iyi birer İslam olarak aklımızı bu yönlerde kullanır, hangi kuralın İslam’ın gerçek kuralı, hangi kuralın birilerinin uydurması olduğunu fark etmeyi başarırız. Aksi takdirde iyi bir İslam olmayı başaramadığımız gibi akıl ve mantığa varoluş da dayandırılmış olan İslam’ın ilahi akıl ve mantığına ters düşmüş oluruz. Tekrar önemle vurgulamak isterim ki genel hükümleriyle, uygulamalarıyla ilahi akıl ve mantığa dayalı olarak ortaya çıkmış olan İslamiyet bu özelliğine rağmen aklın ve mantığın bireysel kullanımına hacet bırakmayan, imkân tanımayan ilahi bir dindir.

 

(Resim ibadet eden kişi resimleri, kıbleye yönelmiş kişiler)        

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.