güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

İFTAR VE SAHUR DAVETLERİ İSLAMİYETE NE DERECE UYGUN GERÇEKLEŞİYOR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

 

Değerli Okurlarım,

Ramazan ayı içerisinde bulunmamız nedeniyle eski toplumların bir başka tabirle atalarımızın ramazan yaşantılarını gözden geçirdiğimizde görüyoruz ki ramazan yaşantıları temel öğeler, unsurlar aynı olmasına karşılık bugünkü yaşantıya göre bir takım farklılıklar göstermişlerdir. Çok eskiye gitmeden Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine baktığımızda bu toplumların ramazan yaşantıları yerleşim yerlerinin büyüklük küçüklük, azamet ve sadeliğine göre farklı yaşanmıştır. Anadolu Selçukluları döneminde Anadolu Selçuklularının değişen başkentleri İznik, Konya gibi yerlerde Anadolu Selçuklularının yaşıtı bazı büyük Türk beyliklerinin merkezleri olan Erzurum, Sivas, Kayseri, Ahlat gibi başkentlik yapmış şehirlerden zamanlarında görülen ramazan yaşantıları yönetim merkezleri olmaları nedeniyle Anadolu’daki diğer yerleşimlere göre daha azametli, daha debdebeli görünümler arz etmişlerdir. Aynı şekilde Osmanlı’nın döneminde de eski başkentler Edirne, Bursa ve son başkent İstanbul da ramazan geceleri Osmanlı tolumu tarafından daha debdebeli yaşanmış, buraların iftar e sahur sofraları daha muhteşem görünümler aksettirmişlerdir. Osmanlı Sultanları ve vezirler İstanbul’da mevcut bulunduklarından İstanbul ve İstanbul halkı ramazan yaşantısında bu üst kadroların imkanlarından azami ölçüde faydalanmış, ramazan yaşantıları daha görkemli, daha şatafatlı yaşanmıştır. Bu din Belgrat,Amasya, Manisa, Konya gibi beylerbeyilik merkezleri beyler beyilerin bulunmaları nedeniyle ve Kütahya, Balıkesir gibi sancak merkezleri de, sancak beylerinin merkezleri olmaları nedeniyle bu rütbe sahiplerinin çevrelerine göre kendilerince merkezlerden aşağı olmak üzere şatafatlı, görkemli ramazanlar yaşamışlar, iftar sofraları, sahur sofraları onların debdebesinden istifade etmişlerdir. Daha kırsal bölgeler kendilerinde mevcutsa, kendilerindeki mevki ve rütbe sahiplerinin yoksa o sahadaki zengin aile reislerinin imkanları nispetinde görkemli ramazanlar yaşamış, iftar ve sahur sofralarına sahne olmuşlardır. Bu anlatımlarla vurgulamaya çalıştığım bizden önceki toplumlarda yani Türk İslam toplumlarında özellikle son dönemde abartılı anlatımlarla ona benzemesi yolunda toplumumuzun özendirilmeye gayret edilen Osmanlı devletinde yaşanılan ramazan hayatının dile getirmeye gayret etmekteyim. Osmanlıda ramazan geceleri bugünkü ölçülerimize göre daha ihtişamlı, daha görkemli, daha debdebeli yaşanmış iftar ve savur sofraları daha görkemli sofralar sergilenmiştir. Ne var ki bu debdebe içerisinde geçen ramazan yaşantısında bugünkü gibi propaganda amaçlı siyasetçilerin tanınma zenginlerin reklamlarını yapmaya yönelik iftar ve savur sofraları düzenlediklerini söyletebilecek görüntülere rastlanmamıştır. Başta sadrazamlar ve vezirler diğer yöneticiler ramazan ayı içerisinde konaklarını ve sofralarını halka açmışlar iftar ve sahurlar da sofralarında konaklarının yukarısındaki tüm fakir ve zengin komşuları ile ayrım yapmaksızın yan yana oturup birlikte iftar ve sahur vakitlerini ve bu vakitlerinin gereğini yerine getirmişlerdir. Gerek bu tür yöneticiler gerek beyler beyi sancak beyi türünden devlet ricali gerekse yerleşim yerlerinin zenginleri iftar ve sahur sofralarında denklik aramaksızın fakir ve zengin ayırmaksızın herkesi sofralarına çağırıp iftarlarını birlikte etmeye gayret göstermişlerdir. Bu ölçüler dahilinde yapılan iftar açmalarda ve sahur sofralarında herkes kararınca yiyip içmişler hatta ev sahibi olan görevliler ve zenginler diş kirası adı altında verdikleri nakdi hediye ile desteğe ihtiyacı olduğunu düşündüğü ihtiyaç sahiplerine yemek sonunda nakdi hediyeler ödemişlerdir. Kısacası ramazan süresince zenginlerin ve yöneticilerin köşkleri ve konakları fakir evleriyle orta hali evleri ile adeta bütünleşmeler yansıtmışlardır. Sürekli olarak zengin ve yönetici tabaka konaklarında mahalleleri halkına ziyafet çekmişler adeta onlarla bütünleşme imkanı elde etmişlerdir. Bu arada yine aynı tabaka adlarına oluştukları vakıfların imkanları ile çevrelerindeki alt tabakalara erzak yemek dağıtımlarında oluşan yılın çoğunluğu zamanında olduğundan fazla miktarda fakir fukaranın eksiklerini tamamlamaya gayret göstermişlerdir. Ne var ki günümüz toplumunda iftar ve savur sofralarının davetlerinin devam ettiğini görebilmemize karşılık bu davet sofralarında Osmanlıda ki fakir fukaraya hizmet etme imkan sağlama zengin ve yöneticilerden farksız bir ramazan yaşatma amacına ve uygulamasına rastlamak oldukça zordur. Çünkü gerek yöneticilerin gerek zenginlerimiz gerekse onlar adına onların amaçlarına ve tavsiyelerine göre aynı işlevi gerçekleştirmelerine gayret eden partiler, şirketler, sosyal yardım kurumları hatta vakıf kurumları bu dönem ramazan ziyafetlerinde Osmanlı dönemi amaçlarından farklı amaçlar la hareket etmektedirler. Siyasetçilerin ve siyasi parti teşkilatların propaganda amaçlı oy kazanma amaçlı iftar ve sahur ziyafetleri gerçekleştirdiği gibi şirket sahipleri firma sahipleri de bu tür iftar ve sahur ziyaretlerini kendilerinin reklamını gerçekleştirmek maksadıyla gerçekleştirebilmektedirler. Bu yüzden bu devrin şatafatlı iftar sofraları Osmanlı dönemi iftar sofraları gibi sırf iyilik amacı ile değil bir oranda propaganda veya reklam amaçlı iftar sofraları sahur sofraları görünümü arz etmektedirler. Yine hemen eklemek gerekir ki son dönemde bölgesel zenginler ramazan ayı süresince verebilecekleri iftar ve sahur ziyafetleri için yahut halka verebilecekleri yemekler için artık şahsi hareket etmek yerine belediyeler bünyesinde organize olarak gerçekleştirilecek toplu yemeklere meydanlarda veya iftar çadırlarına gerçekleştirilecek iftar veya sahur yemeklerine yönelmeyi terci ederler. Onların gerçek amaçları nedir bilemem ama iftar çadırlarında ve ya açık alanlarda tüm halka açık şekilde gerçekleştirilen iftar yemeklerinin gerek Osmanlı dönemindeki benzerlerinin gerekse islam dininin istediği ve arzuladığı sofraların ramazanda fakir fukaraya ihtiyaç sahiplerine yönelik olması amacına uygun olmadığını düşünmekteyim. Çünkü günümüz iftar çadırlarında ve ya farklı mekanlarda alanlarda verilerin toplu iftar yemeklerinin gerçek ihtiyaç sahiplerinden çok uyanıklara hizmet verir görüntüler aksettiğini gözlemlemek ve ifade etmek imkanını sergilediğini görmekteyiz.çünkü bu tip yemeklerden hep aynı kadroları yer almış olarak gördüğümüz gibi bu aynı kadroların arasında ramazan ayı sisteminde evde yemek yemenin zahmet ve külfetinden kurtulmak isteyen kişilerin oluşturduğunu çoğunluğun bu kitlelerden oluştuğunu söylemenin mümkün olacağını düşünmekteyim. Eğer bu düşüncem doğru ise bu tip sofraların icraatların fakir ve açlara hizmette eksiklikler yaratacağı muhakkaktır. Çünkü bu sahalara yerleşen uyanınlar yahut özenti sahipleri buralara yerleşecek kendilerine hizmet verilmesi gereken gerçekten ramazanı ramazan gibi yaşayan ramazanın getirdiği ibadetleri yerine getirmeye gayret gösteren aslında bu gibilere hizmet vermesi gereken bu sofralarda bu gibi kişiler yer bulamamaktadır. Toplumsal sahada toplumsal faaliyetli genel katılımlı iftar sofralarında durum bu halde iken evlerinde iftar sofrası vermeye yönelenlerin iftar sofrası düzenlemelerin de de tuhaflıklar görülmektedir. Onlarda artık dostlarına ve çevrelerindeki fakir fukaraya yönelme yerine çağırdıkları kişinin düzenleyecekleri iftar yemeğinde kendini çağırabilecekler kişiler olmasına yönelmiş görülmektedirler. Bu yüzden onların en iftar sofralarında yer alabilecekleri çoğunlukla patronları, amirleri veya görev arkadaşları olduğunu çoğun bunlarda oluşup belki de kapı komşusu fakirlerin yer alamadığı iftar sofraları olduğunu söylemek pekala mümkündür görüşündeyim. Sonuç olarak günümüz ramazanında yaşanan gerçekleştirilen iftar ve sahur ziyafetlerinin önceki dönemlerin amaç ve uygulamaların farklı bir uygulaması ile gerçekleştiğini görmekteyiz bu nedenle bu dönem ramazan davetlerinin halka açık iftar oluşumlarının islam kaideleri amaçlarına uygunluğuna söylemek oldukça zordur görüşündeyim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.