SON DAKİKA
Hava Durumu

CAMİLERİMİZİN VE MESCİTLERİMİZİN İSİMLERİNİ DEĞİŞTRİMEK YERİNE SAYILARINI ARTTIRMAYI GERÇEKLEŞTİRMEMİZ GEREKİR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli Okurlarım,

Ülkemizin pek çok yerinde ve ne yazık ki Bandırmamız bünyesinde de kendini sergilemeye çalışan bir temayül mevcuttur. Bu temayül bazı camilerimizin cemaatleri hatta din adamlarımızın çevrelerinde fikir olarak ortaya çıkabilmekte ve bazı camilerimizin isimlerinin değiştirilmesine yönelik girişimlere çaba sarf edebilmektedir. Oysa camilerimizin, mescitlerimizin isimlerinin değiştirilmesi öyle her akla gelenin teklifi düşüncesiyle olmamalıdır. Çünkü camilerimiz toplumun malı olduğu gibi kendilerini yaktıranların yapanlarında bize bıraktığı kültürel miraslardır.Bir an için düşünelim ülkemizdeki camiler nasıl ve kimler tarafında yaptırılmaktadır. Hepimiz biliyoruz ki camilerimizin yapılması için iki yol vardır bunlardan birincisi zenginlerimizin veya cami yaptırmak için elinde yeterli parası olan kişilerin gerçekleştirdiği girişimle cami yapılması şeklinde gerçekleşmektedir. Bu yolla yapılan camilerimize baktığımızda ülkemiz sathında Selçukluklular dan Osmanlılardan günümüze pek çok cami örneği bulabiliriz. Nitekim Konya da ki  Alaaddin cami divri deki Ulu cami başta olmak üzere çifte minareli cami gibi camilerde dahil olmak üzere Anadolu da yer alan pek çok Selçuklu camisini görebilmekteyiz . Bu Selçuklu mimarisi camilerimiz hepsi kendini yaptıran sultanların veya devlet adamlarının isimlerini taşımakta hatta bazıları hala kendini yaptıran din adamlarının veya zenginlerin adını taşımayı sürdürmektedir. Yine Osmanlı devrinin pek çok camisi başta İstanbul olmak üzere ülkemizin hatta bugün ülkemiz dışında kalmaları sebebiyle yer aldıkları Avrupa devletlerinin topraklarında kendisini yaptıran padişahların devlet adamlarının veya zenginlerin adını taşıyarak varlıklarını sürdürebilmektedirler. Ülkemizde cami yaptırmak için izlenen ikinci bir icraat türü topluluk halinde harekete geçen kitlellerin yaptırmasıyla gerçekleşen cami veya mescitler söz konusu olabilmektedir. Nitekim ülkemizde bugün bir mahalle halkının bir kasaba halkının bir ilçe halkının birleşerek bazen dernek kurmadan bazen dernek kurarak oluşturdukları birlik sayesinde topladıkları paralarla yaptırdıkları camiler veya mescitler de rahatlıkla görülebilmektedir. Devletimizin direkt olarak yaptırdığı camilerden söz etmek hemen hemen  imkansızdır. Bu nedenle camilerimiz genellikle ya kişiler tarafından ya da topluluklar tarafından yaptırılmaktadır. Ama yaptıranı kim olursa olsun camilerimizin isimlendirilmesinde bu güne kadar uygulana gelen bir anane bir temayül mevcuttur. Yapılan cami ya yaptıran kişinin kendi adını veya onun adına yaptırdığı ve dile getirdiği kişinin adını taşır yahut camiyi yaptıran kitlenin ve haliyle caminin hizmet vereceği kitlenin yaşadığı yerleşim biriminin adını taşımaktadır. Bunun dışında isim taşıması genellikle tarih boyunca uygulanmamıştır. Ancak bazı cami yaptıran kişiler veya topluluklar camiyi yaptırırken camiyi ibadete açarken bazen İslam dünyasında dinsel sahada veya siyasi sahada ün yapmış şahsiyetlerin adını da camilere veya mescitlerde verebilirler. Nedense bu son uygulama ülkemiz sathında son yıllarda genel temayül haline gelme şeklinde görüntü sergilemeye yönelmiş görülmektedir. Bu nedenle ülkemiz sathında hemen hemen her yerleşim yerinde daha doğrusu her büyükçe yerleşim yerinde Hz Ömer cami , Hz Ebu Bekir cami, Fatih cami Yavuz Sultan Selim cami gibi geçmiş dönemlerde yaşamış dinsel veya siyasal sahada ün sahibi kişilerin adlarını taşır hale gelmişlerdir . Yeni yapılan camilerin bu tarz isimlendirmelerine toplum olarak eğer yaptıran kişiler veya yaptıran topluluklar, dernekler ön ayak oluyorsa söylenecek bir söz olmamalıdır. Ama hemen şunu söylemek isterim ki eskiden yapılmış camilerimizin isimlerini değiştirmeye bence kimsenin hakkı olmamalıdır. Çünkü geçmişte yapılan camiler mutlaka kendini yaptıranların koyduğu adla varlıklarını sürdürmelidirler. Bir an için düşünelim herhangi bir kişi bir cami yaptırmış ve ibadete açmışsa koyduğu isimle devam eden ibadete açık olan caminin o ismi değiştirmeye kimin haddi olabilir. Herhangi bir diyanet görevlisinin veya caminin bulunduğu sahadaki halktan bir kısım kitlenin isteğiyle o caminin adını değiştirmek yaptıran kişiye karşı bir hakaret, bir haksızlık olacağından vebal gerektiren bir durum söz konusu olabilecek. Aynı şekilde topluluk tarafından yaptırılan camilerin adını değiştirmekte bence aynı  vebale sebep olacak camilerin ismini değiştiren kişiler iki cihanda vebal altında kalmaları söz konusu olabilecektir.Bir an için düşünelim bir kitle bir topluluk cami yaptırıyor. Fakat yapılacak caminin yerini tahsis eden adam yapılacak camiye mahalle nin veya yerleşim yerinin adının verilmesini istiyor yerini bu şartlarla camiye tahsis ediyor. Ve o sahaya bir cami yapılıyor ve yapılan camiye mahallenin yerleşim yerinin adı veriliyor . Yıllarca bu cami o adla hizmet veriyor,  o adla tanınıyor. Yıllar sonra birileri geliyor kendince önemli gördüğü bir mezhep kurucusunun yahut tarikat kurucusunun veya dini açıdan yahut siyasi açıdan önemli gördüğü tanınmış bir şahsiyetin adını vererek o caminin adını değiştirmek istiyor. İnsan gayri ihtiyari sormadan edemiyor. İsminin değiştirilmesini öneren isteyen kişi ve kişilere sormak istiyorum. Kardeşim sen hangi hakla yaptıranların koyduğu adı değiştirerek kendi kafana uygun gördüğü kendince uygun gördüğün kişinin adını bu camiye vermeye yöneliyorsun veya çalışıyorsun . Senin hangi emeğin veya maddi katkın var ki kendinde bu hakkı görebiliyorsun bu yapmak istediğine zorbalık denmez de ne denir. Böyle bir zorbalıkla yapılacak ibadethane adlandırmanın toplumumuza getirisi ne olacaktır ki böyle bir çalışma içerisine girebilmektesin veya girmeyi düşünmektesin. Tarihimize baktığımızda görürüz ki pek çok padişahımız yaptırdığı ibadethanelerin yani camilerin yapılacağı sahaların sahiplerinin, izin ve muhaffakatını almadan o sahalara cami yapmamaya gayret gösterdiklerini görmekteyiz. Nitekim Yıldırım Beyazıt’ın yaptırdığı Ulu cami de onayını alamadığı ihtiyar bir nine’nin binasını kaldırmayıp onun etrafına yaptığı camisinde onun evinin üstünü bile kapattırmadığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Hal böyleyken herhangi bir caminin yapılmasına arsa veren şahısın iznini almadan onun yıllar önce verdiği ismi yahut verilmesini önerdiği ismi değiştirip kendi kafalarına göre yeni isim vermek isteyecekler, kendilerinde bu hakkı nasıl görebileceklerdir doğrusu şaşmamak elde değildir . Bilmiyorum ne derece doğrudur kentimizde de bu tür isim değiştirmelere örnek olabilecek teşebbüslerden söz edilmektedir. Nitekim halk arasındaki söylentilere bakılırsa Tekel evleri camisi olarak bilinen camimizin ismi değiştirilip İmam ı Azam cami şekline dönüştürülmesi yolunda düşünceler ileri sürenler girişimlerde bulunanlar sergilemeye çalışanlar söz konusu olmuştur. Bu tarz girişimleri yapanlar yapmaya yönelenler kimlerdir . Gerçekten olmuş mudur Olmamışımıdır bilemem ama aynı soruları bu teşebbüs sahiplerine bu girişim sahiplerine hatırlatmak isterim. Varsa bu tarz düşünce sahipleri yapılmasında hiçbir emekleri bulunmayan hiçbir katkıları bulunmayan bu cami’nin ismini hangi hakla değiştirmeyi düşünmektedirler. Bu camiyi yaptıranlar ama arsa vererek ama para vererek Tekel evleri adını taşıyan sahaları olduğu halde sen onların verdiği isimleri hangi hakla değiştirmeye yönelmektedir. Kaldı ki şurası da bir gerçektir ki Tekel evleri isminin yerine verilmesi önerilen isim sahibi bir mezhebin kurucudur. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.