güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

23 NİSAN TARİHİNİN ÖNEMİ KONUSUNDA DÜŞÜNCELER

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

Değerli Okurlarım,

Türk tarihi açısından Nisanın 23’ünün önemi büyüktür. Bugün tebaası olarak yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri 23 Nisan 1920’de atılmıştır. Bu tarihten önceki dönemde tebaası olduğumuz Osmanlı Devleti girdiği 1. Cihan harbi sonunda yenilerek Mondros mütarekesi ile silah bırakmayı yani yenilgiyi kabul etmiş bu mütarekenin hükümleri uyarınca ordularını dağıtmayı, ordularının silah ve cephanesini galip devletlere teslim etmeyi, donanmasını itilaf devletlerine teslim etmeyi taahhüt etmiş, fiili olarak devlet olmaktan çıkmıştır. Bununla da kalınmamış rakiplerine yani itilaf devletlerine istedikleri taktirde ülkesinin daha doğrusu Anadolu’nun istedikleri herhangi bir bölgesini işgal etmelerini ve bu işgallere itiraz ve tepki göstermemeyi de taahhüt etmiştir. Mondros mütarekesi Osmanlı devletini baştaki kukla sultanıyla ve onun  sözde hükümetiyle şekli olarak devam ettirmiş ama bütün yetkileri devlet olma hakkını elinden alarak onu itilaf devletlerinin kuklası formalite bir devlet durumuna getirmiştir. Zaten bu durumda çok sürmemiş 16 Mart 1920’de itilaf devletleri İstanbul’u işgal edip yönetsel açıdan ve askeri açıdan bütün kuruluşları denetimleri altına aldıklarında Osmanlı devletinin şekli de olsa varlığı tamamen sona ermiştir. Bugün bazı kesimler, bazı düşünce sahipleri Osmanlı devletini yıkan kişi olarak Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı görüp, göstermeye çalışsalar da Osmanlı devletinin sona ermesinde Ulu Önder Atatürk’ün hiçbir dahli, suçu ve çabası faaliyeti olmamıştır. Çünkü Osmanlı imparatorluğu Mondros mütarekesinin imzasıyla 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgaliyle şekli ve fiili açıdan itilaf devletleri tarafından sonlandırılmıştır. Gerçi bugün osmanlı’nın yıkılışını hazmedemeyenler sanki o devam ediyormuş gibi davranıp Osmanlı devletinin zamanında kurulan bazı teşkilatlarının, bazı kurumlarının kuruluş yıldönümlerini kutlarken zamanı Osmanlı döneminden tutarak kutlamayı tercih ederek sanki o kuruluşlar dolayısıyla Osmanlı devleti hala devam ediyormuş gibi gösterme çabalarını sürdürmektedirler. Bunun göstergesi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu 90 küsür senelik olmasına karşılık polis teşkilatı, danıştay, yargıtay gibi bazı teşkilatların kuruluşlarını 100 küsur yıllık göstererek Cumhuriyet hükümetimizin parçası olan bu kurumları sanki Osmanlı’nın kurumu kabul edip, onlar vasıtasıyla Osmanlı devletini hala yaşıyormuş gibi gösterme temayülüne yönelmiş oluyorlar diye düşünmekteyim. Oysa Osmanlı devleti 1918 ve en nihayet 1920’de yıkılmış, sona ermiştir. Bunu artık ulusça kabul etmemiz kaçınılmaz bir durumdur. 23 Nisan 1920’de Cumhuriyet hükümetimizin bugüne kadar yönetsel açıdan olsun, yargısal açıdan olsun temelini oluşturan Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış, açılan bu meclis Mustafa Kemal yönlendirmesiyle, onun yönetiminde kurtuluş harbini gerçekleştirmiş, ülkemizi işgal eden itilaf devletleri ve yandaşlarını ülkemizden kovarak bugünkü devletimizi oluşturmuştur. Bu yüzdendir ki 23 Nisan Cumhuriyet yönetimiyle dolayısıyla ulusun kendi kendini yönettiği bir ulusal devlet olma durumuna gelme çalışmalarımızın başlangıç tarihi haliyle Cumhuriyetimizin kuruluş tarihi 23 Nisan tarihidir. Ulusça bu nedenledir ki 23 Nisan tarihini yıllarca ülkemizin ve ülkemizin parlamenter rejiminin temelini oluşturan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıldönümü bayramı olarak kutlamışızdır. Zaten bu tarihi ulusumuza bayram olarak tahsis eden ulu Atatürk yıkılan Osmanlı devletinin yerini alan genç Türkiye Cumhuriyeti devletinin ortaya çıkış tarihini kutlatırken aynı tarihi Türk ulusunun temeli kabul ettiği Türk çocuklarına da bayram olarak armağan etmiştir. Bunu yaparken devletin temelinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Türk milletinin yani Türk ulusunun temelini de  Türk çocukları kabul ettiğini, bunu böyle kabul etmemiz gerektiğini uygulamak istemiştir düşüncesindeyim. Yıllarca Türk ulusu, Türk çocuğu 23 Nisan tarihini bayram kabul edip, bayram olarak kutlayarak Atatürk’ün vurgulamak istediği gerçeği anlayıp kabul ettiğini dünyaya ilan etmiştir. Ulusumuzun büyük çoğunluğu 23 Nisan bayramını kutlayıp, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş yıldönümünü seramonilerle değerlendirirken Osmanlı’nın yıkılışını kabul etmek istemeyenler şeriatçı, dini devlet yanlıları Mustafa Kemal ve laik devlet anlayışı karşıtları bu bayramı sabote etmek için aynı tarihlere tekabül eden yahut yakın günlere tekabül eden farklı anma günleri, farklı kutlama günleri icat etmişler ve yıllarca kendileri kutladıkları yahut anma programı yaptığı bugünleri ulusumuza da benimsetmeye çalışmışlardır. Bunun en güzel örneği 23 Nisan veya 23 Nisan yakınındaki tarihleri esas alarak gerçekleştirilen kutlu doğum haftaları seremonileri oluşturmuştur. Güya bu tarihlerde ki ilk çıkışında 23 Nisan tarihinde daha sonra 23 Nisan’ın içinde yer aldığı haftada kutlanan kutlu doğum haftaları seremonilerinin sözde temel sebebi olarak bu tarihi Peygamberimizin miladi doğum tarihi olduğu tezini ileri sürmüşlerdir. Bunu yaparken toplumumuzun Abbasiler’den başlayıp Osmanlılara gelen ve Osmanlılarda süren mevlid kandiliyle peygamberimizin doğum gününün kutlanması olayını göz ardı etmeyi tercih etmişlerdir. Ne yazık ki diyanet işleri başkanlığımız da bu eyleme katılmış, mevlid kandili varken bu kandil gecesinde peygamberimizin doğum yıldönümü kutlanırken farklı tarihte kutlanan ikinci bir doğum günü olayını görmezlikten gelerek İslami açıdan ve biyolojik açıdan imkansız olan bir şeyi peygamber de olsa bir insanın iki ayrı tarihte doğmuş gibi gösterilmesini kabul demek olan bu tarz kutlamaları seyretmekle ittifa etmiştir. Neyseki FETÖ olayından sonra gerçeği görmeye başlayan diyanet işleri başkanlığımız tekrar eskiye dönerek peygamberin doğum yıldönümü olarak mevlid kandili kutlamasını kabul etmiş, hatadan dönmüştür. Bunun sebebini farklı izah eden rivayetler vardır. Bazılarına göre 23 Nisan’ın içinde bulunduğu haftayı, günleri kutlu doğum haftası kutlama eyleminin temelinde 23 Nisan’ı kutlamayı bir başka değişle Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal’i sabote etme amacı yatmıştır. Bir diğer rivayete göre ise bu kutlama eylemini yaratan FETÖ’dür ve FETÖ bu uygulamayla aslında kendi doğum tarihi olan,kendi doğum yıldönümünü ulusa kutlatmak için böyle bir uygulamaya önderlik etmiştir. 23 Nisan’ı sabote etmekte kullanılan bir diğer icraatta Ermeniler’in 24 Nisan’da gerçekleştirdikleri Osmanlı’nın 1. Dünya harbi sırasında uyguladığı Ermeni tehcirinin başladığı günü dile getirerek biz Türklerin Ermenilere katliam düzenlediğini dünya uluslarına ilan etmek için seremonilerle değerlendirdikleri bir eylem günü olarak ortaya atmaları ve bugünde anma eylemleri yapmaları olayıdır.

Bütün bunlar başarıya ulaşamamış 23 Nisan ulusal bayram olarak yakın zamanlara kadar ulusumuzca coşkuyla kutlanmıştır. Ama ne yazık ki son yıllarda 23 Nisan kutlamaları kutlama açısından farklılaştırılmış, sanki okullara hapsedilir, sanki halkı devredışı bırakır bir şekilde kutlanır bir görünüme sokmuştur düşüncesindeydim.

Sonuç olarak şunu vurgulamak isterim ki 23 Nisan tarihi ölmüş Osmanlı devletinin yerine Türk milletinin Mustafa Kemal önderliğinde yepyeni bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduğu, kurma eylemini gerçekleştirdiği tarihtir. Her ne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş yıldönümünü kutlasak da bugünkü devletimizin ve rejimimizin temeli Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğundan aslında biz onun şahsında, onun kuruluş yıldönümü kutlamasında devletimizin kuruluşunun temellerinin atılışını kutlamaktayız. Bu bayram ulusumuza çocuklarımız başta olmak üzere kutlu olsun. Bu devleti bize armağan eden kurtuluş harbi Şehitlerimizin ve kurtuluş harbi Gazilerimizin ruhları şad olsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.