SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

UYSA DA UYMASA DA, BİZ “ HATIRLADIK” DEYİP BAŞLARIZ SOHBETİMİZE…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

30 Ocak 2012 tarihli Milliyet Gazetesinin manşeti şöyledir:
“ DAYAK YEDİN, HAPİS DE YAT”
Ve merak edip manşetin altındaki haberi okumaya başlıyorsun. Zira haberin içeriğindeki ilginçlik sizi okumaya teşvik ediyor. Hem dayak ye, hem de cezaya çarptırıl. Olur mu, olmaz mı diye sakın düşünmeyin. Hele ben haberin bir kısmını aktarayım, ondan sonra yorumunuzu yapın…
“ İki üniversiteli Metrobüs’te adalet sistemini eleştirirken karı-koca sivil polislerin saldırısına uğradılar. Ama savcı iki gence, polislerden daha fazla hapis istedi…”
“ Metrobüs davası ile ilgili soruşturma sürecinde ilginç bir olay daha yaşandı. Olay 14 Ekim’de meydana geldi. Özgür Benol’un avukat annesi delil kaybolmasın diye hemen 4 gün sonra 18 Ekim’de tüm kamera kayıtlarını talep etti. Savcılık da bu talebi özel kurye ile Zeytinburnu Emniyeti’ne gönderdi. Ancak İETT’den 17 gün sonra şu yanıt geldi:
“ KAMERA KAYITLARI 10 GÜNDE OTOMATİK OLARAK SİLİNDİĞİ İÇİN GÖRÜNTÜ YOKTUR.”
İnsan böyle haberleri okuyunca duyunca bazı şeyleri hatırlıyor… Yalnız bu hatırladıklarınız, her zaman anlatmak istediğiniz konuya uymuyor, aynısının tıpkısı olmuyor.
Neyse bu haber bize neyi hatırlattı diye merak edenleri daha fazla bekletmeden hemen konumuza giriyorum:
Köy yerinde kız kaçırıp, ırzına geçmişler, jandarma saldırganları yakalamış, mahkemeye vermiş, mahkûm olmuşlar.
Bir süre sonra kız Pazaryerinde, kendisine tecavüz edenleri görünce jandarmaya koşmuş, haber vermiş, “ Mahpustan kaçmışlar!” diye, Jandarma Çavuşu kızı yatıştırmış:
“ Yok, yok kaçmadılar, af çıktı af!”
Kızcağız şaşırmış:
“ Kim affetti onları?”
“ Devlet affetti!”
“ Devlet kim oluyor, onlar devletin mi ırzına geçtiler, devleti mi becerdiler, beni mi?”
Ya işte böyle.
Sakın ola bu habere bu fıkra uydu mu, uymadı mı falan demeye kalkmayın.
Uysa da yazdık, uymasa da…
Biz baştan ne dedik?
İnsan bazı şeyleri okuyunca, bazı şeyleri hatırlayabilir. Mesela, buna ilaveten okuduğu bazı şeyleri de başkaları ile paylaşabilir. Bizim yaptığımız da bu.
Sayın Hasan Pulur Hocam bir köşe yazısında bir zamanlar şöyle garip bir olayı anlatır:
Bodrum, Turgut Reis ilçesinden…
Devletin elinde 2800 metrekare bir arazi vardır, bu arazi üzerine 50 yat kapasiteli bir yat limanı yapılsın diye bir özel şirket 49 yıllık bir sözleşme yapar.
Ya şirket sözleşmeye uymazsa, yıllık bedeli ödemezse?
Devletin yapacağı nedir?
Sözleşmeye uymayan şirkete “ İrtifak hakkını kaldıracağını” bildirmek.
Yani ya parayı öde, ödemezsen arazideki irtifa hakkını kaldıracağım. Devlet şirketle anlaşamayınca adalete gider. Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinde iptal davası açar.
Dava dosyası ( 1999- 270) sayı ve tarihlidir. Dava devam eder, aradan 11 yıl geçer hala devem eder, kim bilir daha ne kadar devam edecektir.”
Sahi, şu tabela şeklinde “ ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” denilen şeyler sizlere neyi hatırlatıyordu?
Evet, öyle deniliyordu, yazılıyordu ama geciken adalet de adalet değildir.
İşte okuduk ve sizlerle de paylaşıp, yine kendi zihinsel gücümüzle yorumumuzu da yaptık. Ve yine Adaletin gecikmesi ile Abdurrahim Karakoç’un “ Hâkim BEĞ” diye bir hicvi’nin sırası deyip, bu sohbetimizin sonuna tıpa tıp acaba uyar mı? Ama biz baştan söyledik. Neyse biz hicvimizi hele bir aktaralım, uyup uymama meselesini sonraya bırakalım.
“ Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,
   Yüzyılda hükme bağlanmaz mı?
   Kazanmasam da hu kazansam da hu!
   Canım ta burnuma geldi hâkim beğ!

   Gene tehir etme üç ay öteye
   Bu dava dedemden kalma hâkim beğ
   Otuz yıl da babam düştü ardına
   Siz sağ olun o da öldü hâkim beğ”