SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

UĞUR MUMCU’YU ANARKEN

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49

            Uğur Mumcu 1942 doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlamış, daha sonra yine Ankara Hukuk Fakültesi’nden mezun olarak, 1969-1972 yılları arasında bir süre avukatlık yaptıktan sonra, 3 yıl Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta’nın asistanı olarak çalışmıştır.

            Yazmaya, üniversite yıllarında “Yön Dergisi” ile başlamıştır. 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı “Ordu uyanık olmalı” sözleriyle “orduya hakaret etmek”, “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerindeki tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla 7 yıla mahkum oldu. Ancak karar Yargıtay’ca bozuldu ve serbest kaldı.

            Mumcu, serbest kalmasından sonra askere alındı. Tuzla Piyade Okulu’nda 3 aylık eğitimden sonra “sakıncalı” ilan edilerek askerliğini er olarak tamamladı. Halbuki açtığı davayı kazanıp yedek subaylık hakkını elde etmesine rağmen, “Evet, ne olursa olsun, ben Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurallarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem! Diyerek askerliğini er olarak bitirmiştir.

            Akşam, Milliyet, Cumhuriyet gazetelerinde çalışmış ve 25 adet kitabı yayınlanmıştır.

            Mumcu çalışma yaşamı boyunca pek çok ödül almıştır. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 yılında uğradığı bombalı saldırı sonucu öldürüldü.

            Uğur Mumcu’nun yaşam serüveni şöyle özetlenebilir;

            O, bir “gazeteciydi”.

            Onun ölümünün ardından namus ve şeref sözü veren siyasiler ve bürokratlar çeşitli makamlara terfi ederken, cinayetin üzerindeki sis perdesini aralamaya çalışanlar siyasetin sahnesinden silinerek cezalandırıldı. Soruşturmayı yöneten dönemin DGM Savcısı Ülkü Coşkun, hakkındaki ceza istemleri göz ardı edilerek terfi ettirildi. Suikastçı olarak ileri sürülen tek tanık da “deli” ilan edildi.

           

Mumcu adına tahammül edemeyenler, cadde ve sokaklarda isim değiştirerek intikam alırken ailenin açtığı davalar herhalde zaman aşımına uğradı.

            Kısacası, kalemini satmayan Mumcu için söylenecek tek bir söz var o da biraz önce belirttiğimiz gibi, O, “gazeteciydi”.

            Mekanın cennet olsun.

                                                           Kaynakça: “Kalemini satmayanlar” adlı kitap