SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

SÖZÜMÜZ TESTİNİN ÇATLADIĞINI GÖREMEYENLEREDİR

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49

            Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12’sini Cumhurbaşkanı atayacak, kalan 3  üyeyi mecliste iktidar çoğunluğu tarafından seçilecek.

            Danıştay’ın dörtte birini yine Cumhurbaşkanı seçecek geri kalan üyeleri de HSYK seçecek.

            Şimdi, burada biraz duralım.

            Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapılanmasına bakalım.

            Hakimler Ve Savcılar Kurulunun 13 üyesinden 6’sını Cumhurbaşkanı seçiyor, geri kalan 7 üyesini Meclis seçiyor. Yani 7 üyeyi iktidar olan parti seçiyor.

            Bu tabloya baktığımızda, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, HSYK tamamen Cumhurbaşkanı’nın emrinde olan kuruluşlar oluyor.

            Bu tek adamlılık idare değil de nedir?

            Böyle bir ülkede yargı bağımsızdır, denilebilir mi?

            Yine böyle bir ülkede adaletten bahsedilebilir mi?

            Eğer böyle bir adalet anlayışına halen “Evet” diyebilen varsa, bu kişilerin akli dengelerini sorgulamak gerekir!

            Bir ülkede Yasama organı olan TBMM, yürütmeyi hukuki yollardan denetleme yetkisini kaybediyorsa, hal böyle olunca milletvekili sayısını 600’e çıkarmanın gülünçlüğü ortaya çıkmaz mı? Zaten böyle bir meclis yetkisi, sadece maaş alan sembolik bir meclis sıfatı taşıyacak olması işin gülünçlüğünü de göstermiyor mu?

            Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, ohal ilan etme yetkisi, meclis fesh etme yetkisi, Bakanlar Kurulunu, TBMM’yi toplantıya çağırma yetkisi tamamen Cumhurbaşkanı’nda oluyor.

            Şimdi bu tek adamlılık değil de nedir?

            Yargının bütün kurumları Cunhurbaşkanı’nın emrinde, meclis işlevsiz hale getirilmiş, meclisin ve Bakanlar Kurulunun yetkileri Cumhurbaşkanı’nda toplanmış, siz böyle bir ülkede demokrasiden bahsedebilir misiniz?

            Böyle bir idare tarzında, Milli Egemenlikten bahsetmek hayalcilik demek değil midir?

            Testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur derler. Biz testi kırılmadan, testinin çatladığını, her tarafından su akıtmaya başladığını peşinen söyleyenlerdeniz.

            Sözümüz, testinin kırılacağını sanmayanlara, lafımız, testinin kırılacağını düşünmeyenlere, düşünmek istemeyenlere…

            Sözümüz, testinin çatladığını, kırılacağını anlayıp da sesini çıkarmayanlaradır.

            Diyeceğimizi, dediğimizi “ARİF” olanlar anlar deyip, “TEK ADAM” Anayasasının bir başka bölümünde sohbetimize devam etmek dileğiyle,

            Esen kalın.