SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

SİYASETİN YOLLARINDA…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

Bilirsiniz, “ 12 Eylül” askeri yönetimi Adalet Partili ve CHP’li ileri gelen siyasetçileri “ Zincirbozan”a gönderdi.

Süleyman Demirel ve Deniz Baykal’da Zincirbozan’daydı. Haklarında bir mahkeme kararı yoktu, iktidardaki güç öyle istemişti.

Aradan birkaç geçti ve nihayet “ Tahliye” kararı geldi. Zincirbozan’ın kumandanı olan Amiral herkese bir kâğıt imzalatıyordu. Hasta olan Sırrı Altay ile Deniz Baykal kâğıdı imzalamadı, amiralle tartışma başladı.

Deniz Baykal, “ Böyle bir yazıyı imzalamaya mecbur değilim” diyor, Amiral ise kızıyordu:

“ Ben Türk Ordusunun bir amiraliyim, bunu imzalamaya mecbursunuz!”

Amiral elini masaya vurunca, Deniz Baykal’da elini masaya vuruyordu:

“ Sizin de karşınızda, Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı var, imzalamıyorum.”

Çağlayangil ( İhsan Sabri Çağlayangil) anlatır, imzalatılmak istenen, hemen herkesin imzaladığı yazıda, “ İlerlide Zincirbozan günlerinin hiçbir şekilde eleştirilemeyeceği, tartışılmayacağı” yazılıydı. ( Bilgi Yayınevi)

Deniz Baykal’ın da itirazı bunadır. Deniz Baykal:

“ Ben ileride, bu tasarrufu eleştireceğim, ileride eleştireceğim bir olayı, eleştirmeyeceğim diye niçin imza atayım.”

Amiral ise Zincirbozan’da herkes iyi davrandıklarını söylüyorlar ve ısrar ediyordu. Araya Çağlayangil girdi, Amiral’e şöyle dedi:

“ Sizin burada bize göstereceğiniz tavra herhangi bir diyeceğimiz yok… Ama bizi buraya siz getirmediniz, siz görevli olarak saygılı davrandınız. Ama buraya geliş biçimimizin nedenini eleştirme hakkımız hep olacaktır.”

Amiral düşünür ve herkesin imzaladığı kâğıdı alıp yırtar.

Çağlayangil anılarında bu olayı tatlı tatlı anlatır.

Şimdi bu anıyı size niye aktardım?

Hepinizin bildiği gibi bir komplo neticesinde Sayın Baykal CHP Genel Başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı. Onu, sevmeyebilirsiniz, başarısızda bulabilirsiniz, hatta ondan kurtulduk diye göbek de atabilirsiniz!

Ama yıllarca CHP’nin Genel Başkanlığını yapmış, halen CHP’nin bir milletvekili olan Sayın Baykal’ı basit bir kişiymiş gibi horlamak ve küçümseyici eleştirilerde bulunmak insafsızlık değil midir?

Deniz Baykal mücadelecidir. Partisini iktidara getirmese bile, partisi için şartlar ne olursa olsun mücadele eder ve fikirlerini açıkça beyan eden bir kişidir. Artık Genel Başkan olmayı düşünmeyen, belirli çevrelerin lafı guzarlığı ile Sayın Baykal’ın CHP gündeminde yer etmesini kabullenmemek ayrı bir şey, onu sıradan bir vatandaş gibi küçümsemek ayrı şey…

Kısacası, zamanında baş tacı yapılan kişilere sahip oldukları mevkilerden ayrıldıklarından sonra da aynı muameleye tabi olmaları bir insanlık görevidir.

Neyse lafı biraz uzattık. Bazılarınız da beni Baykalcı zannedecekler. Ama beni tanıyanlar bunun böyle olmadığını, benim sadece siyasetteki nankörlüğü diye getirmeye çalıştığımı anlamışlardır deyip, “Siyasetin yolarında” adlı sohbetimize bir başka kulvarda devam edelim:

ABD Yüksek Mahkemesi hakimlerinden John Marshall, emekli olduktan sonra bir gün kitaplığında çalışırken, bir kitabı arar. Kitap üst raflardan birindedir. Yaşlı hâkim kitaplığın merdivenine çıkar ve kitabı çeker. Çekmesiyle birlikte bütün kitaplar üstüne gelir, merdiven devrilir ve düşer...

Gürültüye uşak koşar gelir, bir de ne görsün hakim kitapların altında kalmış ve katıla katıla gülmekte…

“ Aman Efendim, geçmiş olsun, ne oldu size böyle?” der.

Emekli hâkim hala gülmektedir:

“ Bunun böyle olacağı belliydi. Ben yıllarca kanunları çiğnedim, şimdi kanunlar benden öç aldı!”

Bu da çok güzel bir “Humor” örneği. Bildiğiniz gibi “Humor” kendi kendinizi eleştirmektir.

Okuduklarımız, duyduklarımız ve izlediklerimizle, gördüklerimize baktığımızda doğal olarak, acaba özel yetkili mahkeme savcı ve hâkimlerinin de ileride kendilerini eleştirip eleştirmeyecekleri doğrusu merak konusu…

Yahu, ne günlere kaldık? Kendimizin söylemek istediklerini bile açıkça ifade edemiyoruz, bu nedenle de mizahi örnekler vererek bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz.

Neyse.

Şair ne demiş:

“ Nadan ile sohbet etmek güçtür bilene,

Çünkü nadan ne gelirse söyler diline”

Acaba şair bunu, benim için mi, sizler için mi, yoksa onlar için mi söylemiş? Siz, biz laf gelişi için. Bizim işimiz söylemek istesek de söyleyemediklerimiz kişilere gönderme yapmaktır.

Bu da böyle biline deyip, şimdilik

Esen kalın…