SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

RAMAZAN MÜNASEBETİYLE İLGİNÇ BİR ÖYKÜ

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

 

Merhaba.

Yazılarımı takip eden değerli okurlarım, zaman zaman bana şöyle diyor:

-Hocam, yazılarında fıkra ve öykülere yer veriyorsun. Bu kadar bol öyküyü ve fıkrayı nerden buluyorsun?

Bende onlara, ‘‘yıllardan beri derlediğim yazı ve biriktirdiğim kitaplardan’’ diye yanıt veriyorum.

Sevgili okurlarım.

Bugünkü yazılı iletişimimiz de bir ’’takvim yaprağında’’ yayınlanmış olan, ‘‘DUVAR’’ isimli bir öykü. Aynen aktarıyorum:

DUUVAR

Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm hasta bulunuyordu. Bunlardan koğuşa ilk gelen  pencerenin önüne, ikincisi ortaya, üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı. Ortadaki adam iyimser bir adam olduğu için neşeli konuşmalarıyla diğerlerini neşelendiriyor ve acılarını azaltmaya çalışıyordu.

Soğuk bir kış gecesinde pencerenin yanındaki, hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra ortadaki hastayı yatırarak boşalan yere yeni bir hasta getirdiler. Pencere önüne alınan iyimser adam, dışarıda gördüklerini arkadaşlarına anlatmaya başladı. Yol kenarındaki parkı, dev çınar ağaçlarını cıvıldaşan kuşları, işlerine koşuşan insanları, neşeli kuşları ve karşı dağlardaki  çiçek dolu tarlaları uzun uzun anlatarak, çaresiz durumdaki arkadaşlarını rahatlatıyordu. Adam bir müddet sonra, gelip geçenlere isimler takmaya başladı. Öteki hastalar, sabahları işe gidenlerin, seyyar satıcıların ve akşam üstü yorgun argın eve dönenlerin hikayelerini dinleye dinleye, onları gözleri önünde canlandırabiliyordu. Kısa bir süre sonra, hastanenin ruha ağırlık veren havası dağılmış bir türlü geçmek bilmeyen can sıkıntılı, saatleri tatlı hikayelere doldurmuştu.  Bir gün ortadaki adamın aklına ansızın bir fikir geldi. Eğer pencerenin önündeki hastaya bir şey olacak olsa, oraya kendisi geçecek, dışarıdaki renkli ve canlı hayatı bizzat kendi gözleriyle görecekti. Bu düşünce kafasına yer etti. Yattığı yerden hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu. Sonunda onu buldu. Pencerenin önündeki hastaya sık sık kriz geliyordu. Adam bu durumda komodinin üzerindeki ilaca güçlükle uzanıyor ve odada bakıcı bulunmadığı için kendisi alıyordu.

Bir gece pencere önündeki hastaya kriz geldiğinde ortadaki hasta büyük bir gayretle doğrularak onun ilacını deviriverdi. Şişe yere düşmüş ve param parça olmuştu. Ertesi sabah pencerenin önündeki hastayı ölü buldular. Ve onu kaldırdıktan sonra, ortadaki hastayı cam kenarına yatırdılar. Adam göreceği manzaranın heyecanıyla dışarıya baktığında beyninden vurulmuşa döndü. Pencerenin birkaç metre ötesinde simsiyah duvardan başka bir şey yoktu..’’

Kıssadan hisse çıkarmaya gerek var mı? Yok değil mi?

O zaman öykümüzün sonunu şöyle bitirelim:

‘‘Güneş gibi ol şefkatle, merhametle. Gece gibi ol ayıpları örtmekle.’’

Mevlana