SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

PAZARLIK

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

Cemil İstanbul’a gelmiş, inşatlarda çalışmış işi kapmış, öğrenip dönmüş. Usta olarak memlekette bir okulun yapımında çalışıyor. Kendisine göre bir tekniği var; iki taşı ya da tuğlayı yerine düzgün koydu mu iki adım geri çekiliyor, eserini seyredip ıslık çalıyor. Kendi kendine eline sağlık, der gibi…
İşin müteahhidi bir gün dayanamamış:
“ Cemil usta sen duvarı ör, ıslığı ben çalarım!”
Merhaba.
Türkiye’nin gündemi bir âlem, Bandırma’nın gündemi ise bir başka alem. Ama gelin bu günlük de olsa, bu sıkıcı gündem maddelerinden uzaklaşıp mizah dünyamızın içine girelim. Mizah deyince ilk akla gelen fıkralarımız olduğuna göre, fıkra denilince de Karadenizliler geldiğine göre ve Erzurum fıkraları Karadeniz fıkralarından geri kalamaz:
Yaşlı bir hamal çarşıdan geçerken kadının biri arkasından bağırmış:
“ Hammal emmi, hammal emmi, saat kaç?
Hamal şöyle bir dönmüş:
“ Sahat kırk!”
Kadın kızmış:
“ Toprah başına hiç saat kırk ola?”
Hamal da ağzının payını vermiş:
“ Poh yiyenin karısı, hamalda sahat ola!”
Adam yerde yazılı bir kâğıt bulmuş, çiğnenmemesi için kıvırıp duvar deliğine sokmuş…
Gece rüyasına şeytan girmiş:
“ O kâğıtta benim adım yazılıydı. Kâğıdı ayakaltına bırakmadın. Ben de sana bir iyilik edeyim, peşime takıl!”
Birlikte gitmişler, bir kuyunun başında durmuşlar, şeytan bir ip çıkarmış:
“ Al bun beline dola. Seni aşağıya sarkıtacağım. Kuyunun dibi altın dolu, al alabildiğin kadar; ceplerini doldur. Haber ver, seni yukarı çekerim!”
Kuyunun dibi altın doluymuş, doldurabildiği kadar doldurmuş, yukarı işaret vermiş. Şeytan ipi çekmiş ama nafile, biri ayaklarına yapışmış bırakmıyor.
Şeytan talimat vermiş:
“ Sen onun kafasına işe, bırakır!”
Bir, üç, beş bırakmıyor; son bir gayretle bir daha işemiş, karısının dürtmesiyle uyanmış:
“ Herif herif, yatağı batırdın!”
Adam uyanmış:
“ Gusura bakma, şeytanın dostluğu bele olur!”
Eh efendim işe Temelle başladık, Erzurumlular devam ettik ve sıra geldi Adamın biri kitabından Belediye çalışanları ile ilgili fıkramıza:
Ülkenin birinden demeyelim de, kentin birinden iki adam bir kamyonu Belediyeninmiş gibi göstermek için sarıya boylarlar ve belediyeye ait bir inşaat yerinin önüne çekerek orada bulunan kurşun boruları kamyona yükselemeye başlarlar. Polis açık gözlerin yakasına yapışır. Hırsızlar, polislere yani memurlara sorarlar:
“ Bizden nasıl şüphelendiniz?”
Polislerden biri:
“ Çok çalışıyorsunuz da ondan şüphelendik. Eğer siz gerçek belediye işçisi olsaydınız, bu gayretin ancak yarısını sarf ederdiniz!”
Temelle başladık, Temel’le bitirelim… Dursun, eczaneden çıkan Temel’e bağırmış:
“Hasta misun? “
“ Ne hastasi? Şimdi ben seni mezarlıktan çıkarken görsem, ölü müsün diye mi bağıracağım!”
Yazılı sohbetimizin başlığını “ PAZARLIK” koyduk ama sohbetimiz hafta içine geldi. Biz niyet ettik, sizler de bu niyetimizi boş çevirmeyip, “PAZAR GÜNÜ” niyetine okuyuverin.
Neden? Olur mu? falan demeyin. Asıl sebep, gazetemiz Pazar günü çıkmıyor da ondan…