SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Örnek Vatandaş

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

Bazı fıkralar vardır ki, onları ne zaman anlatsanız, gündeme “cuk” diye oturur. O fıkraların dili varya, okuyucu onu kendine göre yorumlar ve her zaman bu tip fıkralardan büyük haz duyar. Zira şair Eşref’in dediği gibi bunlar, “Numarasız gözlüğe benzer!”

İşte bugün, Melih Aşık’ın 2002 yılında köşesinde yayınlamış olduğu bir fıkrayı sizlere aktarıyorum. Fıkrayı okuduğunuzda, hangi ülkenin vatandaşları böyledir veya değildir diye yorum yapmak serbesttir…

“Osmanlı zamanında tüm ülkede isyan çıkmış. Arnavutlar, Sırplar, Boşnaklar, Araplar hepsi hak etlenmiş.

Osmanlı hükümeti ve padişah endişeli bir şekilde gelişmeleri takip, ederken ülkede sadece bir bölgede, isyan çıkmadığı görülmüş.

Padişah ve vezir bu işe şaşırmışlar…

Vezir padişaha demiş ki;

-Eğer bu bölgede ki insanları isyan ettirebilirsek, diğerlerinin neden isyan ettiğini bulmuş oluruz..

Padişah, fikri beğenmiş. Veziri o bölgede ki insanları isyan ettirmekle görevlendirmiş.

Bölgede ki bir kasaba pilot bölge seçilmiş. Bu kasabanın ortasından bir nehir geçiyormuş. Ve bir tek köprü varmış. İnsanlar işe gidip gelmek için sabah-akşam bu köprüyü kullanıyorlarmış.

Vezir, köprünün bir ayağına izbandut gibi adam yerleştirip, her geçenden “BİR AKÇE” almasını söylemiş.

Aradan bir ay geçmiş, kasaba halkından hiçbir tepki yok.

Vezir, köprünün diğer başına da bir adam koyup, akşam eve dönen insanlardan da “BİR AKÇE” alınmasını emretmiş.

Kasaba halkından yine hiçbir tepki yok..

İki geçişe yüzde yüz zam yapmış, halk padişah veziri çağırmış. Bölge halkını isyan ettiremediği için azarlamış.

Vezirin aklına bu azarlamadan sonra yeni bir fikir gelmiş.

-Padişahım, bunların artık dayanacak gücü kalmadı. Biraz daha üstlerine gidersek patlayacaklar. Ben diyorum ki, köprünün ortasına bir adam koysak.. geleni geçeni şapsa, o zaman kesin isyan çıkar!..

Padişah fikri beğenmiş, uygulamaya geçmişler.

Aradan bir ay geçmiş, yine ses yok. Padişah artık dayanamamış, mahiyetindekileri topayıp kasabaya gitmiş. Kasaba halkını meydana toplayıp sormuş:

-Benden bir şikayetiniz var mı?

Arkalardan ezik büzük biri elini kaldırmış.

Padişah sormuş:

-Evet, senin derdin ne? Köprünün başına adam koyup, iki akçe almamıza mı kızdın?..

-Yok padişahım, ne haddimize!..

-Yoksa, köprünün öteki ucuna da adam koyup, yaptığımız zamlara mı itirazın var?

-Hiç öyle şey olur mu yüce padişahım!

-Eee, peki ortaya koyduğumuz adamın sizi şaapmasına mı itirazın var?

-Hayır efendim o nasıl söz?

-Eee be adam, senin derdin ne?

-Efendimiz hani ortaya bir adam koydunuz ya.. Sabahları önünde kuyruk oluyor, beklemek zorunda kalıyoruz. Acaba oraya ikincibir adam koyabilirmiydiniz diyecektim!..”

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” diye düşünen, “Bana ne? Ne olursa olsun!” diyen, her şeye “Eyvallah!” çeken tepkisiz toplumlar için çok güzel bir örneklemedir bu fıkramız..

Bu kadar açıklamadan sonra ben sözüme nokta koyuyorum. Düşünme ve yorum sırası sizlerde..