SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

NASİHAT

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

Yerel seçimlere kısa bir süre kalması ile partilerin meclis üye sıralama listeleri de ilçe seçim kuruluna teslim edildi.

Al sana yeni bir curcuna.

Yok, kardeşim benim sıralamadaki yerim bu olmamalıydı.

Falanca sıradaki meclis üyesi çok mu iyi ki ona ön sıralarda yer verilmiş.

Falan filan…

Hele sıralamaya giremeyenlerin bir başka çeşit tepkileri…

Velhasıl, öyle bir şablonla karşı karşıyayız ki, hiç sormayın.

Bir Allah’ın kulu çıkmıyor, benim sıralamadaki yerim önemli değil, önemli olan benim partimin seçimi kazanması diye.

İnsan bu durumu görünce yahu sen nasıl partilisin diye, kimse kimseyi sorgulamıyor.

Ben böyle kişileri kimse kusura bakmasın ama menfaatperest olarak tanımlıyorum. Eğer bir kişi başkan adayı olamadı diye partisine küser, partideki seçilmiş olan kişileri kötülemeye çalışırsa, ben o kişilerin ben bundan sonra nasıl siyaset yapacaklarını merak ediyorum.

Merakımdan da öte, bu gibi kişilerin önce kendilerinin aynaya bakmalarını ve neden bu duruma düştüklerini sorgulamaları gerekir.

İyi bir partili, daha doğrusu partisinin ilkelerini benimsemiş olan bir kişi, bu saatten sonra, “kol kırılır yen içinde kalır” deyip, partisinin iktidara gelmesi için çalışmalıdır. Tabii, siyasete devam edecekse…

Siyasete devam etmeyecekse, hiç olmadı, seçimlerin sonuna kadar ağzına kilit vurmalı demeyelim de, eski dava arkadaşlarını kötülemekten vazgeçmelidir.

Zira bu dönemde yapacağı her türlü nahoş hareket, daha sonraları kapanmayacak derin yaralar açabilir.

Bunlar yıllarca siyaset yapmış, yıllarca belediye meclis üyeliği yapmış olan bendenizin bir ağabey nasihatidir. Bu konularda daha fazla bir şeyler söylemek yerine, partili küskünlere bir ezop öyküsü aktarayım:

***

Çamurun içerisinden kafasını çıkaran bir kurbağa bütün hastalıkları iyileştirebileceğini öne sürer.

“Evrenin en iyi hekimi benim. Zeus’un hekimi Asklepios bile benim kadar iyi hekim değildir” der.

Kurbağanın bu övünç dolu sözlerini işiten tilki “Hadi oradan!” diye yanıtlar kurbağayı. Sonra da şöyle devam eder:

“Sen önce git de şu lekeli derini, aksak yürüyüşünü düzelt.”

***

Diyeceğimiz o ki, daha doğrusu “BEN” egosu ile hareket edenlere bu öykümüzle; “Kişinin hüneri yaptıklarıyla sınanır.” Demek istediğimizi hatırlattığımızda, her halde laf güzarlık etmiş olmayız…

Şimdilik esen kalın.