SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

MERAK EDİYORUM…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

Adamın biri, kol yahut cep saati yerine, sırtında upuzun mobilyasıyla sallangaçlı koskocaman bir salon saati taşıyarak dolaşıyormuş.

Kendisine neden kol yahut cep saati yerine böyle bir saatle dolaştığını soranlara da:

  • Ben, diyormuş; büyük bir adamım, bana ancak böyle bir saat yakışır. Öteki saatleri, küçük adamlar taşır.

Adamın sırtında taşıdığı saat ise; sadece arada bir çalışıyor, sonra duruyor, arada bir de zamansız bir saati göstererek birkaç kez çalıyormuş.

Adama:

  • Senin saat demişler; hiç değilse tümden dursaydı. En azından günde 2 kez doğruyu gösterirdi.

Adam:

  • Ben o saati sadece bana layık saatin nasıl olduğunu göstermek için taşıyorum, demiş. Tek doğru, benim söylediğim zamandır; saatlerin gösterdiği zaman değil.

Ben “sabah” dersem, sabahtır; “ikindi” dersem, ikindidir. O kadar anladınız mı? En büyük benim, başka büyük yok.

Merhaba.

Bugün, abartmalı bir övünme açlığı ile nedenleri ve niçinleri düşünmeden, sadece ve sadece “egemenlik saltanatı” nda yer tutmuş kişilerin veya yer tutma uğraşı içerisinde olanlara, küçük bir fıkra ile “merhaba” demek istedik.

Ve sonra şöyle, böyle demedik. Dürüstçe ifadelerimizi söyleme çabası içerisine girdik. Yukarıdakilere bakıyoruz ve her yapılan şeyin “Bu Vatan, bu Millet için” yapıldığını söylüyorlar. Sanki ilahi bir ses, “yap şunları da, adına ister 4+4+4 desinler, ister başka bir şey. Sen, milli iradenin yarısını temsil ediyorsun. Her istediğini kendi bildiğin gibi yap ki, vatan sana minnettar kalsın.”

Onlar, memleketini temsil görevini büyük bir aşkla, geride kalan yüzde ellilere baskı kurarak çok güzel yapıyorlar!

Ya kaleminden damlayan kanla, ekranı kızartan yazarlarımız? Onlar da memleketin âli menfaatleri için her gün döktürmekte değil midir?

4+4+4 adlı eğitim sistemini 4 bilinmeyenli denklem gibi sunup, arkadan dolanarak eğitimi siyasallaştırma, daha doğrusu eğitim sistemini yap-boz tahtasına çeviren siyasi erkin temsilcileri? Onlar mı?

Ne yapıyorlarsa vatan ve millet için yapıyorlar! Hatta eğitim emekçilerinin seyahat özgürlüğünü, miting yapma özgürlüğünü, konuşma özgürlüğünü yasaklayarak, yürüyüş yapanlara biber gazı sıkarak, bu kutsal görevlerini yerine getiriyorlar!

Merak ediyorum.

“İleri Demokrasi” denilen demokratik düzen bu mudur? Diye?

Merak ediyorum.

Öğretmenine tekme tokat giren güvenlik güçlerine bu emri verenlere kimleri temsil ettiklerini?

Yine merak ediyorum.

İyi, her şey millet için yapılıyorsa, bu memleket niye bu hallere düşüyor? Niye, eğitim gibi önemli bir meseleyi, çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren bu kadar önemli bir konuyu adam gibi tartışarak çözmeye çalışamıyoruz?

Evet.

Benim ki sadece bir merak. Peki, sizler merak etmiyor musunuz?