SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

LAİKLİK ÜZERİNE BİRAZ ATIP TUTALIM…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

Yıllardır aynı hikaye, aynı plak:
“Türkiye Laiktir, Laik kalacak!”
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; Vallahi hiç umurumda değil. “Doğruları söyleyeni dokuz köyden kovarlar!” misali, bu işlevi de yerine getiremeyeceğinize göre, şu “Laiklik” konusundaki fikrimi serbestçe açıklıyorum arkadaş…
Laikliği yıllardan beri nasıl tanımladık? Okullarımızdaki öğretmenlerimiz, “Laiklik, din ile devlet işlerinin ayrılmasıdır…” diye anlatmadılar mı?
Anlattılar. Yani devletin dini olmaz dediler. Zaten işin özü de burada yatıyor.
Osmanlı devletine bakıyoruz. Dinin başı olan Şeyhülislam devlet tarafından görevlendiriliyor, devletin resmi bir memuru…
Halife unvanı Padişah hazretlerinde, Selahiyet devletin başı padişahta. Şeyhülislam hazretleri, sıkıysa fetvasını vermesin!..
Gelelim Cumhuriyet tarihimize.
Cumhuriyet dönemimizde “Laiklik” var mıdır?
Yoktur.
Niye mi?
Diyanet Başkanını atamasını kim yapıyor?
Devlet…
Diyanet Başkanı kime bağlı?
Devletin Başbakanına…
Örneğin, 10. Yüzyılda Türkler, İslamiyet’i benimsedikten ve ümmet kültürüne girdikten sonra, devlet ve din ilişkileri İslam dini ile bağlı olmuştur.
T.C. Anayasasında değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri arasında yer alan “Laiklik”, tarihsel süreçte tipik özellikler taşımaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir:
- Devlet dinlerine dayanan idari mekanizmaların iptal edilmeleri.
- Kamusal fanların herhangi bir din için kullanımının engellenmesi.
- Yasal dizgelerin dinsel kaynaklı otoriter tarafından belirlenmesinin önlenmesi.
-Eğitim sistemi (dinsel görüşlerden bağımsız) özgürlüğünün ilerletilmesi.

Şimdi bu tezlerden hareket edersek, Türkiye ne kadar Laiktir sorusu aklımıza gelmez mi?
1924 yılında Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak din işleriyle ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kurulduğunu ve böylece din hizmetleri devletin yürütüleceği hükmünü lütfen hatırlayın.
Yine 14 Mayıs 1931’de CHP programına ilke olarak giren Laiklik öngörüsünde dinin siyasetten ayrı tutma işlevi benimsenmişti.
Gelin görün ki, Laiklik konusunda bu zikzaklı iniş ve çıkışlar bir türlü rayına oturmadı. Her gelen siyasi güç, kendine göre bir laiklik anlayışı sergiledi. Bazıları ise, Laikliği “dinsizlik” olarak lanse etmeye kalktı.
Bugün geldiğimiz noktada, halen Laikliğin tartışılır olmasının nedeni, dinin devletin ego manyasında olmasından kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak, Batı dünyasındaki Laiklik anlayışı, halen hayata geçirilemeyişi üzücüdür.
Esen Kalın.